Puan vermedi·124 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 02:00
Merhabalar değerli kitapseverler, Bugün sizlere Kaan Koç kaleminden çıkan E-Ticaretten Fazlası: Değişim Gelişimin Parçası adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Kitap kırk farklı başlıktan oluşmaktadır. Yazar, kitapta e-ticaret üzerine yaşadığı deneyimlerden, e-ticaret sürecinde karşılaşılan psikolojik zorluklardan, e-ticarete başlarken nereden başlanması gerektiğinden ve kişisel gelişimin öneminden olmak üzere birçok konuyu ele almış. Kitap bitti mi? Tabii ki hayır. Okuduğunuz sıralarda ayrıca Başarı nedir? E-ticaret isteği nasıl oluşur? Para sizi değiştirir mi? Chort Analysis nedir? gibi soruların cevaplarını da kitabın içerisinde bulabilirsiniz. E-ticaret ile uğraşacak olanlar için oldukça donanımlı bir kitap. Benim için de farklı bir deneyim oldu bu kitabı okumak. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
E-Ticaretten Fazlası Değişim Gelişimin ParçasıKaan Koç · Zet Yayınları · 202520 okunma
Kitabın İsmi: Büyük Bir Yanılsama mı?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 13:00
Açıkçası kitabın ismi olan "Bırak Seni Seveyim", Joyce’un o meşhur karmaşık ve "zor adam" imajına bir selam çakıyor gibi dursa da, içeriğe daldığınızda ismin biraz "pazarlama odaklı" kaldığını fark ediyorsunuz. Kitabın ismi insanda pembe dizimsi, çok naif bir aşk hikayesi beklentisi yaratıyor. Ama kapağı açtığınızda karşılaştığınız şey; kiliseye küfreden, yayıncılarla kavga eden, parasızlıktan yakınan bir adam. Bu yüzden isim, kitabın o çiğ ve sert gerçekliğini tam karşılamıyor; hatta Joyce'un o meşhur aykırı ruhuna biraz fazla "uslu" kaçıyor. Bu kitap bir kurgu değil, Joyce’un 1904-1924 yılları arasındaki yaşamının en mahrem kayıtları. İçeride neler mi var? Dublinliler kitabını bastırmak için yayıncısı Grant Richards ile girdiği o bitmek bilmeyen "sansür" kavgaları, bir sanatçının nasıl tırnaklarıyla kazıyarak var olduğunu bizlere gösteriyor. James Joyce’un kardeşi Stanislaus Joyce (ona mektuplarda "Stannie" diye hitap eder) ile olan yazışmaları, kitabın o "romantik" isminin arkasındaki sert ve bazen can sıkıcı gerçekliği en net gösteren kısımlardır. Bu mektupları okurken Joyce’un dâhiliğinden ziyade, kardeşini adeta bir "finansör" gibi gören faydacı yanına şahit oluyorsun. Kitapta sadece Joyce’un yazdıklarını görsek de, Stanislaus’un günlüklerinden ve biyografilerden biliyoruz ki; kardeşi bu durumdan çok bunalmıştı. James Joyce, kardeşini hem finansal hem de duygusal olarak sömürürken, ona edebi fikirlerini de danışıyordu. Yani Stanislaus onun için aynı zamanda hem bir cüzdan hem de bir editördü ve bu kitaptaki nmektuplarda bunları bizlere gösteriyor. Kitapta Joyce’un 1901 yılında, Ibsen’in 73. yaş günü vesilesiyle yazdığı mektup da yer almaktadır, aslında bir "bayrak devralma" töreni gibidir. Joyce, Ibsen’e olan hayranlığını o kadar ciddiye almıştır ki, onun
Bırak Seni SeveyimJames Joyce · Dedalus Kitap · 201472 okunma
Reklam
Eh işte.
5/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 12:27
bilmiyorum ama fazla söze gerek yok ya; çerezlik bir kurgu. kage ve seren bence idare ederdi. çünkü bence baya çerezlik ve okumak için sabahı bekledim, korku dolu olur diye. okumak istiyorsanız okuyun tabi.
My Sleep Paralysis DemonRune Hunt · Independently published · 20246 okunma
İnsanın insansızlığı
10/10
·272 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 01:30
1800’lerde yazılmış eseri hepimiz ekranlarda gördüğümüzle tanımaya çalıştık. Mart Shelley eseri yazdığında on dokuz yaşında, bunu düşünerek kitaba bir kez daha hayran kaldım. Ana karakterimiz Victor ve yarattığı, ona bir isim dahi vermedi “iblis, şeytan “ yer yer de “canavar dediği büyük cüsseli, uzun saçlı, insanın bakamadığı çirkinlikte bir canlı. Mary, Viktor karakterine bunu yarattırırken detay vermiyor. Eğet bu detayları yazdaydım, insanlar buna kalkışırdı, diyor. Kitabın vermek istediği asıl ileti; insanın nasıl bir canavar olduğu. Çünkü yarattığın insandan tek eksik yanı görüntüsü. Adına Frankenstein denmesinin nedeni yaratıcısının soyadı. Frankenstein kadar kitapta kimseye üzülmedim, hele Viktor’a hiç. Onu yaratıp kaçmak, sonra onu yok etmeye çalışmak, insanların Frankenstein ‘in iyiliğine karşılık onu öldürmek istemeleri… Frankenstein insanlardan daha insandı. Dış görünüş insanlar için ne kadar önemli olduğunun Örtük iletisi de roman boyunca sürdü. Velhasıl, önce kitap, sonra film diyorum. Kitaplarla kalın güzel insanlar.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
10/10
·544 syf.··
2026 26. kitabı
Beklediğimize değdiğimi düşünüyorum. Brandon ve nikolaidan sonra güzel yazamaz dşye düşünürken rina beni yine şaşırtmadı. Kiss the villan ı çok sevmemiştim yine güzeldi ama vaughn la yullianın hikayesi altyapı duygular aksiyon kesilmedi. Tam puanı hak etti. Yeni okuyacağımız karakteride burda gördük pek bi heyecanlanmadım ama tempting venom içind eheyrcanlıyım. Ama bence artık rina bu sene iki mm kurgusndan sonra yeni bir seriye adım atmalı diye düşünüyorum.
Hunt the VillainRina Kent · Bloom Books · 202643 okunma
6/10
·824 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 09:44
Jude karakteri, geçmişte yaşadığı ağır travmaların etkisinden hiçbir zaman kurtulamayan bir figür. Okur olarak empati kurmaya çalışsam da bazı noktalarda bu kadar da olmaz dedirtti. Yazar, travmanın kalıcılığını göstermek isterken acıyı katman katman artırarak ilerliyor. Bu durum romanı bir yandan güçlü kılarken diğer yandan yer yer yorucu ve tekrara düşen bir hale getiriyor. Açıkçası beni depresifleştirdi okuduğum süre boyunca. Romanın en güçlü yanlarından biri dört arkadaş arasındaki bağ. Hikâyenin yoğun kasveti içinde adeta nefes aldıran tek alan burası. Özellikle Jude’un çevresiyle kurduğu ilişkiler, onun iç dünyasındaki kırılganlıkla çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Tüm o inatçılığına ve ketumluğuna rağmen insan ister istemez yine de bir şeyleri başardı demekten kendini alamıyor. Ancak karakterin sürekli kendini değersiz görmesi ve bu düşünce döngüsünden neredeyse hiç çıkamaması bir noktadan sonra okurla arasına mesafe koyuyor. Empati kurmaya çalışırken yoruluyorsun ve empati kurmakta zor zaten... Kitapta işlenen temalar oldukça sert. Şiddet, istismar ve kimlik arayışı gibi konular doğrudan ve sansürsüz bir şekilde ele alınıyor. Bu açıdan roman duygusal olarak etkileyici olsa da herkes için kolay okunabilir değil. Eşcinsellik teması da karakterlerin duygusal dünyasının bir parçası olarak verilse de bazı okuyucular için anlayışla okuyacağı bir durum olmayacaktır. Yapısal olarak bakıldığında, geçmiş ve şimdi arasında kurulan geçişler başarılı. Ancak özellikle son bölümlerde romanın uzaması ve olayların tekrar hissi vermesi romanın temposunu düşürüyor. Sonuç olarak bu kitap herkese hitap etmez. Açıkçası ben kitabı bitirdiğimde 800 sayfa boyunca ne okudum diye düşündüm. Özellikle son 300 sayfada buraya kadar geldim, artık bitirmeliyim hissiyle okuduğum anlar oldu.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Reklam
Reklam