Mevlana'da esas olan kişinin içinden gelen iyi niyetli yönelmişlik halidir. Bu iyi niyetli yönelmişlik objektif bir bilgi olmaktan çok subjektif kendini gerçekleştirme girişimidir. Onun için insanlar bazen yanlış yolu takip etse dahi doğru yola varabilir. Ona göre "Nur hep o nurdur, başka nur değildir.... değişen yanlız kandildir. Bu kandille fitil başka fakat nuru başka nur değil" (Mesnevi III. Cilt s:101)
Mevlana'ya göre bilmek, çoşku veren bir aşk ile yol almaktır, yargıya ulaştıran akıl yürütmeler değildir.. Çünkü Mevlana için sorun bilmek değil olmaktır..
Mevlana'nın benzetmesiyle akıl, hastayı doktora ulaştıran rehberdir. Doktora vardıktan sonra aklın teslimiyeti ve devreden çıkması şarttır Kendini doktora bırakmak ona güvenmek tedavi için mutlaka gereklidir. Onun için der ki, "[f]ilozofa göre duman, ateşe delildir. ama bizce dumansız olarak o ateşe atılmak daha hoştur. (Mesnevi V.Cilt. S:50) Mevlananın hakikati anlamadaki anlayışı böyle özetlemek mümkündür.