Eskiden ne çok fotoğraf çekerdim. Arşivim dolu ama eskisi kadar paylaşmıyorum. Fotoğrafa da ilgi azaldı artık. Bazen güzel bir kareye denk gelince çoğu zaman sadece bakıyorum. Çünkü bazı anlar dijital karelere sığmaz. O anı ara sıra hatırlamak daha kalıcı oluyor. Hasılı, ince bir tefekkürle Sanat-ı İlahiyi tefekkür edelim.
Gerçekten seven insan tek kalemde silebilir mi?
Erkekler bazen anlık bir öfkeyle, bir kırgınlıkla ya da sadece o an kaçma isteğiyle kapıyı çekip çıkabilirler. Kararları hızlıdır, gidişleri ani... Ama sessizlik çöktüğünde, o gürültü bittiğinde ve gerçeklerle baş başa kaldıklarında arkalarında bıraktıkları boşluğun büyüklügünü fark ederler. İste bu yüzden,erkeklerin gidişlerinde genellikle bir açık kapı kalır. O yolları yeniden yürümek, o kapıyı yeniden çalmak isterler. Çünkü onlar için gitmek, her zaman bitirmek demek değildir. Kadınlar ise çok farklı sever, çok farklı sabreder. Bir kadı bir gecede gitmez. Adım adım, sessiz sessiz uzaklaşır. İçinde fırtınalar koparken dışarıya sadece derin bir sessizlik verir. Günlerce, haftalarca, belki de aylarca düşünür. Şans verir, inanmak ister, düzelmesi için çabalar. Kendi içinde o gidişin provasını defalarca yapar ve her seferinde kalmak için bir bahane arar. Ama o son damla bardağı taşırdığında, içindeki o son umut ışığı da söndüğünde kadın gerçekten gider. İşte o gidişin bir geri dönüşü, o kırlan kalbin bir daha onarılışı yoktur. Kadın kapıyı kapatmadan önce her şeyi bitirmiştir zaten. Gittiği gün, aslında çoktan vazgeçtiği gündür. Bir taraf anlık kararlarla uzağa gider ama aklı kalır; diğer taraf kalbini feda ede ede,her şeyi tükete tükete gider ama bir daha asla arkasına bakmaz...🥀🖤 .
Reklam
Nefî
Âşıka ta’n etmek olmaz mübtelâdır n’eylesin Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n’eylesin Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n’eylesin N’ola ta’yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n’eylesin Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n’eylesin N’ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n’eylesin Olmasa Nef’î n’ola dil-beste zülf-i dilbere Tab’-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n’eylesin
"İşittim ki rakîb ölmüş habîbin ömrü çoğ olsun Kapıdan bir seg eksilmiş anı sanman ziyanlıdır" #NecatiBey
ŞAHSENEM'İN GÜZEŞTE DİVANI
Seni sevmesi geliyor, Güneş, Bulut, Hayat, Hatta dalgalı denizler... Okyanuslar, Menderesler, Hepsi birer birer akarken, Seni izliyor. Bir çılgınca gençliğim, Neşeden daha fazla keyfim. Seni diyor, Ben dinoiyorum. Gülümsüyorlar şarkılarda, Ben çocuk, Sen nazlı bir anne. Kader deseler, Oturup hep izlerim. Gülüşünde ince bir bahar saklı, Sanki dünya biraz daha hafif orada. Gözleri, telaşsız bir akşam gibi, Ne fazla uzak ne de fazla yakın hayata. Başındaki örtü bir huzur gibi düşmüş, Sessiz ama kendinden emin bir duruş. Renkler üstünde dans ederken, Kalbinde belli ki sade bir oluş. Ellerinde tuttuğu küçük bir mutluluk
Edebiyat
Yuri Bezmenov’un (kod adı Tomas Schuman) 1984 yılında verdiği o meşhur röportaj, konvansiyonel askeri gücün ötesinde, bir toplumun zihinsel ve kültürel bağışıklık sisteminin içeriden nasıl çökerteceğini anlatan en net tarihi vesikalardan biridir. Bezmenov, KGB'nin bütçe ve enerjisinin yüzde 85'ini casusluktan ziyade "Psikolojik Savaş" veya "İdeolojik Sızma" (Ideological Subversion) dediği bu sürece harcadığını belirtir. Model, birbirini besleyen ve kesin bir sıra takip eden 4 ana aşamadan oluşur: 1. Demoralizasyon (Manevi Çöküş / Değerlerin Aşınması) 15 - 20 Yıl Bu aşama, bir neslin eğitilmesi için gereken süreyi (15-20 yıl) kapsar. Hedef ülkenin eğitim, medya, din, sanat ve akademi kanallarına sızılır. Toplumun rasyonel algısı öyle bir manipüle edilir ki, kişi tonlarca kanıt görse bile gerçeği algılayamaz hale gelir. Geleneksel değerler, teknik ustalık ve klasik estetik küçümsenir; yerine içi boşaltılmış kavramlar ve alt kültürler yerleştirilir. 2. Destabilizasyon (İstikrarsızlaştırma) 2 - 5 Yıl Toplumun değer algısı çöktükten sonra, doğrudan ekonomi, dış ilişkiler ve savunma sistemleri hedef alınır. Radikal gruplar ana akım haline getirilir, toplumsal kutuplaşma zirveye çıkarılır. Rasyonel tartışma ortamı tamamen kaybolur; her konu bir "kimlik ve varoluş" kavgasına dönüşür. Toplum kendi içinde mikro parçalara bölünür. 3. Kriz (Büyük Çalkantı) 2 - 6 Hafta Ülke, sistemi felç eden ani bir kriz dönemine sokulur. Bu bir ekonomik çöküş, devasa bir iç karışıklık veya hükümet krizi olabilir. Toplum o kadar yorulmuştur ve yön duygusunu o kadar kaybetmiştir ki, kaostan kurtulmak için dışarıdan veya içeriden gelecek "kurtarıcı bir otoriteye" razı hale gelir. 4. Normalleşme (Yeni Gerçekliğin Kabulü) Süresiz Dönem Kriz sonrasında yönetimi ele alan güç (veya yeni
1000Kitap
Reklam
Reklam