Şükürlere Şifa
Uzun zamandır dinlemediğin o şarkıya denk gelmek, gökyüzüne konumlanmış yumuşak bir yastığa benzeyen o konforlu bulutun üzerine düşmek gibi. Hele bir de hafif rüzgar koyulmuşsa fona. Yanında çayın, solunda çiçeklerin, karşında astigmattan mı yoksa şenlikten mi uydurulmuş olduğu belli olmayan patlayan ışıklar. Şiirinin o bulunmayan son cümlesini bulmuş gibi hissettiriyor. Ya da sabah uyandığında o gün dünyanın en güzel günüymüş gibi hissettiren o his. Mutluluktan damlayan yaşlar, beli kırılmış kahkahalar, enine boyuna düşünülmüş korkak sevda sözcükleri, savrulan dualar. Bin tane hoşluk, yüz milyon tane mest anı. Demine bergamot katılmış saatleri güne bağlayan cümleler, aşık şairler, küskün şiirler. Yaşadığımı hissettiren her şey. Şükürlere şifa olmuş bakışlar, çocuksu sarılmalar.. Kalbine kilitlenmiş ayrılıklar. En güzel rafa koyulmuş hikayeler. Ne çok şey.. Uzaklaşınca daha çok parlayan anılar. Yakanıza çiçek olsun, mis gibi koksun bu giden aylar. Hatice Kübra Tay
Anı
Küçükken yaz tatilinde dedemin yanına gitmiştim. Üç ay boyunca Allah şükür Yarabbi deyip Kabetv izlemiştik.
Reklam
Hiçbir şeyin gerçekleşmediği onlarca yıl vardır ve onlarca yılın bir anda gerçekleştiği haftalar.
Vinland saga dizisi (izleyenleri buraya alalım:)
Fırtınanın dinmesini bekleyebilirsin ama yine de sende yaralar bırakacaktır. Dizimiz babasının ölümüne canlı şahitlik eden 6 yaşındaki thorfinn'in babasının intikamını almak istemesiyle başlıyor. Şimdiden söyleyeyim 1. Sezon ve 2. Sezon farklı iki Thorfini izliyoruz. Zaten 1. Sezon intikam kan savaş ölüm öfke acı evreninde dönerken 2. Sezon pişmanlık kayıp acıyla baş etme olgunlaşma evrenine geçiş yapıyor. En çok sevdiğim kısım şuydu ki intikam ve öfke bizi benliğimizden uzaklaştırıyor tek bir şeye odaklanmak ve daha sonra gerçekleştikten sonra boşluğa düşmek ne yapacağını bilememek yaşamı değersiz ve onemsiz görmeye yaşamak için neden türetememeye yol açıyor. Bu kısmı bana martin Eden kitabını hatırlattı. Thorfinn'in (2. Sezon 9. Bölümdü sanırsam) intikam duygusundan sonra geride bıraktığı tahribatla yüzleşme anı özellikle gördüğü bir rüyada üst üste tırmanıp onu yaklamaya çalışan ölüleri görüp bunları tanımıyorum dediği ve daha sonra öldürdüğü insanlar olduklarını anladığı o an müthişti. Biraz da alıntı ekleyelim"Niye ölümden korkmak zorunda olayım ki? Sen ölmek istemediğin için mi yaşıyorsun? Hayatta olmanın verdiği iyi bir şey var mı?"," Bir şeyleri yavaş yavaş öğrenmek için çok geç değil boşsan içine bir şeyler koyacak yerin var demektir. Yeni bir hayata başlamayı düşünüyorsan boş olmak daha iyi" son olarak şununla bitireyim" batıda çok uzakta engin denizlerin ötesinde Vinland adında bir diyar var orası ılık ve bereketli o kadar uzaktaki ne köle tüccarları ne de savaşın alevleri oraya yetişemez. Eminim orada hiç acı çekmeden yaşayabilirsin."
1000Kitap
Vatikan için 1917 Bolşevik Devrimi, yeryüzündeki en büyük tehditti. Çünkü komünizm devlet ateizmini savunuyor, kiliseleri kapatıyor ve dinin toplumsal gücünü yok ediyordu. Reichskonkordat (1933): Hitler başa geçer geçmez Vatikan ile bir anlaşma imzaladı. Papalık, Katolik Kilisesi’nin Almanya'daki haklarını korumak karşılığında Nazi rejimini meşru olarak tanıyan ilk uluslararası güçlerden biri oldu. "Sessiz" Papa XII. Pius: Savaş boyunca tahtta oturan Papa XII. Pius, Nazilerin Avrupa'daki katliamlarına ve Yahudi soykırımına karşı ciddi bir ses çıkarmadığı için bugün bile tarihçiler tarafından ağır şekilde eleştirilir. Bunun en büyük sebebi, Papanın Nazileri, Avrupa’yı komünizm dalgasından koruyacak "Hristiyanlığın askeri kalkanı" olarak görmesidir. Vatikan için Hitler geçici bir delilik, ama Sovyetler kalıcı bir inançsızlık tehdidiydi. İngiltere ve Fransa’nın (özellikle Chamberlain dönemi İngiltere'sinin) İkinci Dünya Savaşı öncesindeki dış politikası tek bir kelimeyle özetlenir: Yatıştırma. Münih İhaneti (1938): İngiltere ve Fransa, Hitler’in Çekoslovakya’yı parça parça yutmasına izin verdi. Neden? Çünkü Hitler açıkça "Benim asıl hedefim doğu (Lebensraum - Hayat Sahası), yani Sovyet toprakları" diyordu. Batı kapitalizmi, Hitler'in önünü açarak onun namlusunu doğuya, Moskova'ya çevirmesini istedi. Hesap Şuydu: Nazi Almanya'sı ile Sovyet Rusya birbirine girecek, iki totaliter sistem birbirini cephede tüketecek, kapitalist Avrupa ise arkasına yaslanıp bu iki tehdidin birden yok oluşunu izleyecekti. Stalin Oyunu Gördü: Stalin, Batı'nın kendisini Hitler'in önüne yem olarak attığını fark ettiği için 1939'da ani bir manevrayla Molotov-Ribbentrop (Nazi-Sovyet) Saldırmazlık Paktı'nı imzaladı. Bu imza, kapitalist Batı'nın oyununu bozdu ve Hitler ilk darbeyi batıya (Fransa
Tarih
Yazı, sıcağı ve kalabalığı sevmiyorum, hiç bir zaman sevemedim. Akraba buluşmalarını, sayıca çok gidilen piknikleri, seslerin karmaşasını, anı yaşamamayı ve koşturmacayı sevemedim. Herkese güzel gelen şeyler bana itici geliyor. Oysa ben kendi çekirdek ailemle olmayı, piknik yapmayı ve derin sohbet etmeyi seviyorum. Umarım yaz böyle nasiplenir. Ruhuvera
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam