Tüm hayvanların en zekisi , iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum ...
Bütün herifler içerdeydi
girdiğinde o çırılçıplak
herifler içiyordu, ona tükürmeye başladılar
daha yeni çıkmıştı nehirden, bir şey anlamıyordu
yolunu yitirmiş bir denizkızıydı
küfürler aktı parıldayan teninde
açık saçık sözler yağdırdılar altın memelerine
ağlamadı çünkü bilmiyordu ağlamayı
çırılçıplaktı çünkü bilmiyordu giysileri
dağladılar gövdesini sigaralar , yanık mantarlarla
yuvarladılar meyhanede kahkahalar atarak
konuşmadı çünkü bilmiyordu konuşmayı
uzak bir aşkın rengindeydi gözleri
kolları ikiz safirlerdi
dudakları titriyordu mercan ışığında
sonunda çıkıp gitti kapıdan
güçbela girdiği nehirde tertemiz oldu
yağmurda beyaz bir taş gibi pırıl pırıl yine
yüzdü bakmadan arkasına
yüzdü hiçliğe, yüzdü ölümüne
Proctor :
Orospu , evet , orospu bu kız ! Suratına bakın ! Bir çığlık da benim için atar şimdi ! Cadı der bana da !
Yattım , bayım , ben yattım bu kızla !
Gönlümü bela uğrağına saldım ve onu yalnız senin arkandan koşturdum .
Sevgilim , bugün rüzgardan senin kokun geldi ; ben şükrane olsun diye kokunu getiren rüzgara gönlümü verdim .