Aidiyetin Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·192 syf.·
2026 12. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Bir çocuğu “geri vermek”… Kitabın adıyla ilk karşılaştığımda bile içime tuhaf bir sıkıntı çökmüştü. Çünkü geri verilmek denilen şey genellikle eşyalar için kullanırız. Bir insanın, hele ki bir çocuğun, geri verilmesi ne demekti? Kitabı okudukça bu sorunun ağırlığını daha fazla hissettim. Arminuta’nın yaşadığı şey sadece aile değiştirmek değildi, sevildiğine inandığı hayatın bir anda elinden alınmasıydı. Beni en çok etkileyen nokta da buydu. Çünkü bazen insanlar fiziksel olarak yalnız kalmaz, sevilip sevilmediklerinden emin olamadıklarında da yalnız hissederler. Arminuta’nın yaşadığı kırgınlık tam olarak böyleydi bana göre. Kitap boyunca biyolojik bağların mı yoksa emek verilmiş bağların mı daha güçlü olduğunu düşündüm. Kan bağı elbette önemli ama bir insanı aile yapan şey sadece aynı kandan gelmek mi? Birlikte geçirilen yıllar, paylaşılan anılar, verilen emek bunlardan daha değersiz olabilir mi? Yazar bu soruların hiçbirine net cevap vermiyor ama insanı uzun süre düşünmeye zorluyor. En sevdiğim karakter açık ara Adriana oldu. Çünkü bana göre kitabın en gerçek karakteriydi. Kusurlarıyla, öfkesiyle, sevgisiyle… Arminuta’nın yaşadığı yabancılık hissi içinde ona tutunmaya çalışması çok etkileyiciydi. Hatta bazı yerlerde Adriana’nın sevgisinin, birçok yetişkinin sevgisinden daha samimi olduğunu düşündüm. Son sayfayı kapattığımda aklımda tek bir düşünce kaldı: Bir insanın doğduğu yeri seçme şansı yoktur ama keşke sevileceği yeri seçme şansı olsaydı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,212 okunma
8/10
·464 syf.··
2026 49. kitabı
Ölen arkadaşının babasına güvenerek intikam yoluna çıkan Kutsal'ın gerçek ve doğuyu ayırt edemediği ve bir yandan da acımasız rus mafyasını yakından tanımaya başlamasından sonra vereceği kararları anlatıyor. Bu yola çıkmadan önce Araz bir canavarken şimdi de her şeyi yapmış olsa da şunu yapmaz evresine geçiyoruz. Bu da kartları yeniden dağıtıyor. Aslında kitabın başından bu kitabın nasıl biteceğini tahmin ediyoruz. Şahsen çoğu detayı tahmin ettim ama Rüya ve Araz'ın tanışıklığını çok merak ediyorum. Bir eleştiri de şu olabilir. Rüya ve Kutsal'ın arkadaşlığıyla ilgili bu intikam motivasyonuna bağlanabileceğimiz anılar okumak isterdim. Bir iki tane küçük şeyler vardı sadece. Zaten sonlara doğru da o kadar da yakın olmadıklarını anlıyoruz çünkü hayatlarında önemli dedikleri kişileri birbirlerinden saklıyorlar. Onun dışında Araz'a bayıldımm. Hiç mafya diye kasıntı biri değil jdjdj İkisinin uyumuna bayıldım. Kızın arkadan çeviriği işleri anlıyor ama sessiz kalıyor ve yine de kıza kapılıyor ihanet onun için affedilmez olsa da. Ki finalde de bu durum bizi mahvediyor. Kutsal'ın kavuştuğu ailesini de bakalım hikayenin yönünü nasıl eskileyecek. Umarım çok ara vermeden ikincisi gelir merak ettiğim çok şey var.
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202626 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir çağın ruhuna tutulan ayna.. Bir dönem eleştirisi..
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:19
Yazarın okuduğum ilk kitabı olan ,Cool anılar 1-2 aslında bir serinin ilk kitabı.. Bir anı kitabı olarak yayımlansada kesinlikle çok daha fazlasını barındırıyor bünyesinde.Yazarın; dünyaya,topluma, insana dair gözlemlerinin felsefe ile harmanlanarak size sunulduğunu görünce zaten bir anı kitabından çok daha fazlası olduğunu göreceksiniz. Kitap 2 kısımdan oluşuyor... "Cool anılar 1 " diye ayrılan bölümde ,yazarın gözlem yeteneğini çok daha net farkediyorsunuz. Günlük yaşantısında, gezilerinde karşısına çıkan olayları ,kişileri gözlemleyip, bu durumu modern dünya ile ilişkilendiriyor. Ortaya çıkan tezatlıkları yine kendine özel farklı bir kalemle eleştiriyor. Bize normal gelen, sıradan gelen bir olayın aslında ne kadar önemli olduğunu ya da aslında bizim baktığımız pencereyle hiç alakası olmadığını şaşırarak, donup kalarak, çoğu zaman 'tabiiii yaaaa ' diye tepkiler vererek öğreniyoruz.Bakmayı bilmediğimiz için aslında ne kadar derin anlamları gözden kaçırdığımızı farkediyoruz.Modern dünyayı anlamaya çalıştığını belirten yazar, bunu yaparken insana,topluma ,doğaya ve bu dünyayı kapsayan herşeye bir bütün gözüyle bakıp o şekilde olaylara yaklaşıyor. "Cool anılar 2" bölümünde ise yazar okuyucuyu daha derin bir düşünmenin içine çekiyor. İlk bölümde sorgulattığı her duyguyu ikinci bölümde düşünmeye çağırıyor. Zaten olması gerekende bu değil midir değişim için... Önce sorgulamaya başlarız,sonrada değişim için ne yapabilirizi düşünmeye... İnsanın iç dünyasına doğru daha yoğun bir yolculuk başlatan yazar böylece kitabıda felsefi yönde desteklemiş oluyor. Modern yaşamın gerçekliklerinin ardında gizlenen trajediyle yüzleşmeniz size oldukça zor ama keyifli bir deneyim sunacak. Kitapta bir olay örgüsü,belirgin bir karakter durumu yok. Kopuk cümleler,hikayeler var. Düzenli,tek
Cool Anılar 1-2 (1980-1990)Jean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 201469 okunma
Bazı Yasların Bahçesi Var
Puan vermedi·208 syf.··
2026 42. kitabı
Bazı kitaplar ölümü anlatır, bazıları ise geride kalanların sessizliğini. Bahçıvan ve Ölüm ikinci türden bir kitap. Bir babanın ardından tutulan yasın içinde hafızaya, çocukluğa ve sevginin kalıcılığına dair çok dokunaklı bir yolculuk. Yazar hüzünden çok sevgi anlatmış, çünkü acısının büyüklüğü babasına duyduğu sevginin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Kaybın insanın içindeki boşluğu nasıl büyüttüğünü ama aynı zamanda alınlarını nasıl da canlı hale getirdiğini etkileyici şekilde gösteriyor kitap boyunca. Ölüm bir son olmaktan çok geride kalanların zihninde yeni bir varoluş biçimine dönüşüyor. Bu yüzden beni en çok, "Bir insan gerçekten ne zaman ölür?" sorusuna itti. Belki de bir insan, onu son hatırlayan kişi kişi sustuğunda ölüyordur... Sade, derin dile sahip, kişisel bir yas hikayesini evrensel bir deneyimine dönüştürdü. Bitirdiğinizde hüzünleniyorsunuz ama aynı zamanda sevdiklerimizi yaşatan şeyin anılar olduğuna bir kez daha inanıyorsunuz.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
İman etmek cesur adamların işidir.
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Mehmet Salim Öztoksoy’un, İslamiyet’i kabul etme sürecinde yaşadığı tecrübelerden ve hatıralardan oluşan bu eser, yazarın kendi anlatılarına dayanmaktadır. Müslüman bir ülkede, sözde Müslüman bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Öztoksoy, tamamen Batı kültürüyle yetişmiştir. Türkiye’deki Batı hayranı pek çok insan gibi, İslam’a karşı önyargılı bir tavır benimsemiş; onu araştırmayı dahi gerekli görmemiştir. Ancak bir gün, mürtet olmuş eski bir müftünün (Turan Dursun) İslamiyet’i çürüttüğüne dair duyduğu bilgiler üzerine, İslam aleyhine kaleme alınmış bir kitabını okumaya karar verir. Başlangıçta amacı, İslamiyet’in yanlışlığını öğrenmek ve çevresini de bu düşünceden uzaklaştırmaktır. Fakat okudukça, eserde yer alan iddiaların ve iftiraların boyutunun tahmin ettiğinden çok daha ileri seviyede olduğunu fark eder. İslam’a karşı son derece olumsuz duygular besleyen Öztoksoy bile, yazılanların önemli bir kısmının gerçekle bağdaşmadığını kısa sürede anlar. Bununla birlikte, kitapta yer alan bir iddia özellikle dikkatini çeker: Kur’an’ın kendi ayetleriyle çeliştiği ve bu nedenle tutarsız olduğu ileri sürülmektedir. Yazar, bu iddiasını sure ve ayet numaralarıyla desteklemeye çalışmaktadır. Kur’an’a uzun yıllar boyunca mesafeli duran Öztoksoy, ailesini İslamiyet gibi bir düşünceden uzaklaştırmak amacıyla söz konusu ayetleri bizzat incelemeye karar verir. Ancak yaptığı araştırma sonucunda, adı geçen yazarın açıkça çarpıtma ve iftiraya başvurduğunu görür. Daha da dikkat çekici olan ise, bu yazarı referans gösteren pek çok kişinin, Kur’an’da gerçekten böyle bir ifade olup olmadığını araştırma ihtiyacı dahi duymamasıdır. Bu durumun farkına varan Öztoksoy, kendi ifadesiyle, sorgulamadan başkalarının düşüncelerini tekrar edenlerden biri olmak istemez ve okumaya, araştırmaya
1000Kitap
"Ol" Dedi OldumMehmet Salim Öztoksoy · Tin Yayınları · 2025172 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 344. kitabı
Fyodor Dostoyevski, Ölüler Evinden Anılar (Zapiski iz Myortvogo Doma) adlı bu otobiyografik, sarsıcı ve belgesel niteliğindeki başyapıtında, yazarın bizzat kendi çarptırıldığı Sibirya'daki kurgusal bir hapishane olan Omsk kampında geçirdiği dört yıllık kürek mahkûmiyeti dönemini ve oradaki acımasız yaşam koşullarını konu alır. Yazar; soylu bir mahkûm olan Aleksandr Petroviç Goryançikov’un gözünden, her sınıftan, dinden ve kökenden gelen katillerin, hırsızların ve siyasi suçluların kapalı bir alandaki hayatta kalma mücadelelerini anlatırken; insan ruhunun en karanlık ve en yüce yönlerini, özgürlük kavramının hayati önemini, sistemin insanı canavarlaştıran yapısını ve en ağır cezaevinde bile yok edilemeyen insanlık onurunu, Dostoyevski'ye özgü derin psikolojik gözlemler, felsefi sorgulamalar ve gerçekçi, sarsıcı bir edebi dille işler.
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma