“ -Basit şeylerin. Doğada kendi kendine var olan öylece duran, kimsenin fark etmediği basit şeylerin. Onların o tutkusuz teslimiyetinin, tevekküli yokluğunun, mucizevi sıradanlığının fotoğrafını. Tıpkı bir taş, köpek ya da havada asılı duran bir bulut gibi. Bazen de bir insan.
- İnsan basit bir şey mi?
-Nereden baktığına bağlı. Yukarıdan bakarsan basit. Aşağıdan bakarsan zor.”
Deniz bu balıkçıyı severdi. İnsanlar arasında "umutsuz aşk" diye yanlış mı yanlış bir adla bilinegelen sevgilerdendi bu. Deniz gibi bir ölçüsüz büyüklüğün sevgisi insan usuna sığmadığı için de balıkçı, elinden gelebilecek tek şeyi yapardı: Denizi karşısında görmek, onu ekmek kapısı (günü gelince de ölüm döşeği) diye düşünmekle yetinirdi.