kuran- ı kerim sureleri: isimleri, temsil ettikleri semboller ve ana temalar kur'an'daki sure isimleri çoğu zaman kısa bir kelime ile özetlenmiş olsa da, bu isimler surenin bütün mesajını yansıtmaz. bir sure adı, genellikle surenin öne çıkan sembolünü, kıssasını veya küçük bir temasını temsil eder. surelerin tam anlamı ve kapsamı ise çok daha geniştir. 1. fatiha (açılış) sure adı, kur'an'a başlamak ve dua etmek anlamına gelir. sure, iman, övgü, dua ve yol gösterme gibi temel konuları işler. 2. bakara (inek) sure adı, musa'nın israiloğullarına verdiği talimattaki bir olaydan gelir. surede iman, ibadet, hukuk ve toplumsal düzen anlatılır. 3. âl-i imrân (imrân ailesi) adı, meryem ve isa'nın ailesiyle ilgilidir. surede peygamberler, iman ve ahlaki dersler öne çıkar. 4. nisa (kadınlar) sure, kadınlarla ilgili hukuki düzenlemeleri içerir. ana temalar arasında aile, miras, adalet ve kadın hakları vardır. 5. maide (sofra) ad, ibrahim ve musa'nın sofralarına atıfta bulunur. surede helal-haram, ibadet ve ahlaki sorumluluk işlenir. 6. en'âm (hayvanlar) sure adı, sığır ve diğer hayvanlara gönderme yapar. allah'ın kudreti, tevhid ve putperestlik eleştirisi surenin ana temalarıdır. 7. a'râf (yüksek sınırlar) sure, insanların sınırlarını temsil eden yüksek bir sınır kavramı ile adlandırılmıştır. cennet-cehennem ve ahiret uyarıları temel konudur. 8. enfâl (ganimetler) sure adı savaş ganimetleriyle ilgilidir. ana temalar arasında savaş hukuku, sabır ve iman vardır. 9. tevbe / bera'a (af / vazgeçme) sure adı, mekke müşrikleriyle anlaşmazlığı temsil eder. itaat, iman ve toplumsal disiplin surenin konularıdır.
Değerli okuyuculardan değerli alıntılar
Değerli şiirleriniz ve tefekkür ettiren cümleleriniz için çok teşekkür ederim hakkınızı helal ediniz en önemli ihtiyacımız bir duanın içinde yer alabilmektir dua ederiz dua bekleriz es selam Osman Kök Osman Kök Ra'd 11 Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir koruyucu da bulunmaz. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın “Öf!” bile deme;onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle! İsra: 23-24 İsrafçılar şeytanın kardeşleridir İsra : 27 Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.Anası kendisini zayıflık üstüne zayıflık ile taşıdı. Sütten ayrılması da iki yıl sürdü.Ey insan,bana ve ana-babana teşekkür et dönüşün ancak banadır! Lokman:14 Zuhruf :54 (Firavun) Böylece kendi kavmini küçümseyip hafife aldı (onları basit ve haysiyetsiz ayak takımı kimseler saydı). Buna rağmen, yine onlar kendisine (hürmet ve) itaatini arttırdı. Gerçekten onlar fasık (duyarsız, davasız ve bayağı insanlardan oluşan) bir kavim olmuşlardı. Firavun kendilerini hakir gördükçe, ona daha çok yanaşmışlardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ ➡️ Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görüp üzerinde hiç düşünmezler mi? Üstelik biz onlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş, üzerlerine bol bol yağmurlar yağdırmış, ev ve bağlarının altlarından ırmaklar akıtmıştık. Evet, günahları sebebiyle onları helâk ettik ve onların ardından başka nesiller meydana getirdik. 6 #Tefsir: 📖📖 Bu âyet-i kerîme kuvvet ve kudretlerine, mal ve servetlerine, makam ve mevkilerine, sahip oldukları maddî ve manevî imkânlara aldanarak şımaran, Allah’a asi olan, nimetin hakiki sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ı unutarak azgınlaşan, günahlara boğulan fert ve toplumlara büyük bir tehdit ve uyarı taşımaktadır. Zira Allah Teâlâ daha önce de bereketli yerlerde iskan ettiği, her türlü imkânlar, bol nimetler verdiği, üzerlerine bol yağmurlar yağdırıp, evlerinin altlarından, bağ ve bahçelerinin arasından ırmaklar akıttığı nice müreffeh toplumları işledikleri günahlar yüzünden helak etmişti. Dolayısıyla sonraki dönemlerde yaşayıp onlar gibi hakkı kabule yanaşmayanlar da aynı şekilde helak olacaklardır. Öncekileri mal ve servetleri Allah’ın azabından koruyamadığı gibi, bunları da mal ve servetleri asla ilâhî azaptan kurtaramayacaktır. Öyle anlaşılıyor ki, toplumların ecellerinin gelmesinde günah ve hatalarının mühim bir yeri vardır. Nitekim Âd ve Semûd kavmi, Kârûn ve Firavun gibi önceki toplumların helak sebeplerinden bahseden şu âyet ne kadar dikkat çekicidir: “Biz bu topluluk ve kişilerden her birini günahları yüzünden kıskıvrak yakalayıverdik: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Kimini o korkunç çığlık yakaladı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah, böyle yapmakla kesinlikle onlara zulmetmedi; lâkin onlar kendi kendilerine zulmettiler.” (Ankebût 29/40) Şimdi de Cenâb-ı
Dünyada zulmederek oyalanıyoruz Bu dünya hayatı , yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) ' tutkulu bir oyalanmadır: ' Gerçekte ahiret yurdu ise, asil hayat odur. Bir bilselerdi." Ankebût: 64 Bu dünya oyalanma yeri ahiret yurdu ise gerçek ve hakiki bir hayatta kişi sevdiği ile doğrulacak ve mizan tartısında oyunun sonucu defterden çıkarılıp okunacaktır ve ne ile oyalandıysak karşımıza o çıkacaktır Hz Abbas peygamberimiz SAV in yanına girdiği vakit o efendimiz SAV in yüzündeki ölüm halini görebiliyor Hz Ömer ise inanmak istemiyordu ancak bir hakikat vardı efendimiz SAV vefat etmiş onu bizzat Cebrail as kefenlemişti Hz Ebubekir Kuraan ayetleri ile Hz Ömeri uyardı Hz Muhammed bir beşerdir oda herkes gibi ölümlüdür ölümsüz olan hakikat davasıdır şimdi o öldü diye yüz mü çevireceksiniz fakat o devirden bugüne gelen biz hakikat yolcuları ne yazıkki davayı unutmuş durumdayız unutmasaydık öğretmenler kendilerine emanet edilen çocukları taciz edermiydi öğrenci öğretmenini öldürecek kadar gözü dönermiydi faizler içilen alkoller sayesinde unuttuk hakikatleri içki kumar alkol aldı ve işgal etti en baş köşeyi türkiyede helal unutulurken insan haram serbest değilmi diye soruyor babalarının öldürdüğü çocuklar Boşanma davası açan eşler ve acı çeken milyonlarca insan namaz kıyam ve secdedir birinde zalime baş kaldırır diğerinde secde halinde buyur rabbim dersin buyur diyecek yüz kalmadı bizde Tüm yiğitler o yöne gitti "Hiçbir şey hakkında 'Ben bunu yarın mutlaka yapacağım' deme. Ancak: 'Allah dilerse (yapacağım de)." (Kehf: 23-24). Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings Hz Ebubekir elinde Kuraan ayetleri efendimiz SAV in vefatına ağlıyordu Mekke yaslı Medine matemliydi sanki o mübarek nurani topraklar böyle bir hüzün yaşamamıştı daha önce demekki insan uzun süreli planlar yapmamalı
Din
Dünyanın geçiciligi ahiretin kalıcılığı
Dünyanın geçiciliği ve ahiretin kalıcılığı ile ilgili birçok ayet ve hadis vardır. - "Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi" (Ankebût, 29/64). - "Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir" (Şura, 42/36). - "Dünya hayatı, yalnızca bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl) karar kılınan yurt odur" (Mü'min, 40/39). - "Kim dünya sevab(yarar)ını isterse, dünyanın da, ahiretin de sevabı Allah Katındadır" (Nisa, 4/134). *Hadisler:* - "Dünyanın ahirete oranı, birinizin parmağını denize daldırması gibidir. (Parmağın denizden ne kadar su ile döneceğine bir baksın!)" (Müslim, Cennet, 55). - "Dünya, ahiretin tarlasıdır" (Münâvî). - "Dünyaya muhabbet, büyük günahlardandır" (C. Sağîr). - "Dünyada en fazla aç kalanlar, ahirette en fazla doyanlardır. Dünyada giyim kuşamı olanların nicesi ahirette çıplaktır" (Hadis-i Şerif). Bu ayet ve hadisler, dünyanın geçiciliğini ve ahiretin kalıcılığını vurgulamaktadır. Dünyaya bağlanmamak ve ahireti önceliklendirmek gerektiği öğütlenmektedir ¹ ² ³.
Alıntı
Peygamber Beddualarıyla Helâk Olan Kavimler: Kur’ânî Bir İncelemeİslam akaidinde, Allah Teâlâ’nın peygamberlerini yalanlayan, zulüm ve şirke batmış toplumlara karşı iki türlü muamele ettiği görülür: Ya doğrudan ilâhî azap indirilir ya da peygamberin duası (bedduası) vesile kılınarak helâk gerçekleşir. Kur’ân-ı Kerîm’de peygamberlerin bedduasıyla yok olan kavimler, hem bir uyarı hem de “sünnetullah”ın açık bir tezahürü olarak zikredilir. Bu kavimler genellikle uzun süre tebliğe maruz kalmış, mucizelere şahit olmuş, ancak küfürde ve ahlâksızlıkta ısrar etmiş toplumlardır.Aşağıda, açıkça peygamber duası/bedduası ile helâk oldukları Kur’ân ve tefsirlerde ifade edilen kavimleri sıralıyorum:1. Nûh Kavmi (اَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّل۪ينَ)Süre: 900 küsur sene (Ankebût 14) En bariz beddua: “Nûh dedi ki: ‘Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiçbir kimse bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve sadece ahlâksız, nankör kimseler doğururlar.’ ” (Nûh 71/26-27) Helâk şekli: Tûfan (Nûh’ın gemisi hariç bütün insanlık) Tefsir notu: İbn Abbas’tan gelen rivayette, Nûh (a.s.) bu duayı yapmadan önce 40 yıl daha sabretmiş, sonra beddua etmiş ve 40 yıl sonra tufan gelmiştir. (Taberî, Râzî) 2. Âd Kavmi (Hûd’un kavmi)Peygamber: Hûd aleyhisselâm Beddua: “Hûd dedi ki: ‘Rabbim! Sen de şahit ol ki bunlar Rahman’a karşı gelmekten hoşlanıyorlar. Rabbim! Beni yalanladılar, beni sıkıştırdılar. Artık bana katından bir yardım gönder.’ ” (Mü’minûn 23/26-39, ayrıca Ahkâf 46/24-25) Helâk şekli: “Sârî” adlı şiddetli, soğuk ve uğultulu rüzgâr 7 gece 8 gün aralıksız eserek hepsini helâk etti. (Hâkka 69/6-8) Özel not: Kur’ân bu rüzgârı “azâb-ı hezîm” (aşağılayıcı azap) ve “azâb-ı akîm” (kısırlaştırıcı azap) olarak niteler; çünkü ne çocuk ne de mal bırakmıştır. 3. Semûd Kavmi (Sâlih’in
Edebiyat