Bu sözler üzerine elimi az ileri uzattım,
koca bir böğürtlenin bir dalını kopardım;
bağırdı gövdesi: "Niçin kopardın beni?"
Akan kana bulanıp mosmor kesince,
sürdürdü sözünü: "Niçin parçaladın beni?
Hiç mi acıma yok sende?
Biz de insandık ama çalıyız şimdi;
ellerin acıma nedir bilmeliydi
biz yılan ruhu olsaydık bile."
Sahici bir kuşla yer değiştirip bu dalların üstünden gökyüzüne kanatlanmayı, yukarıdaki ay illerinde kaybolup giderek bu dünyadaki insanların yüzlerini artık görmemeyi ne kadar istiyordum.