...kalbi ruhunun bilinçsiz arzuları ya da sabırsız çalkantıları arasında geçen uzun, uykusuz gecelerin yorucu, boğucu, başa çıkılamaz sessizligi sonucunda artık parçalanmış ya da dağılmış mıydı...
Ama bu hayal uzun sürmedi. Bu heyecanın ardından düşünceler, hayal kırıklığı ve zapt edilemez bir öfke geldi; giysilerini bile çıkarmadan yorgana sarıldı ve kendini sert yatağına attı...
Daha o sabah yabanıllığı yüzünden kendi kendine kızmıştı, ama içgüdüsü onu kendi sanat dünyasının dışındaki eğlendirici, şaşırtıcı her şeyden kaçmaya zorluyordu.
Herkesin onun varlığından rahatsızlık duyduğunu hissetti; çocukluğunda bile düşünceli, sert karakteri yüzünden kimsenin ona sıcak yaklaşmadığını, kendileriyle aynı seviyede görmediklerini, diğer hiçbir çocuğa benzemediğini hatırladı. Ordınov o anda kendisini bildi bileli herkesin onu tek başına bıraktığını hatırladı ve ona sırtını döndüğünü fark etti.