"Modern dünyada kölelik kırbaçla değil kıyasla yönetilir." -Anonim
Ben seni içimden geldiği gibi sevdim. Gerisini de Allah’a bıraktım.
Anonim
Reklam
“Allah’a emanet ne büyülü söz, ne büyük bir teslimiyet.” Anonim
Anonim
"Sırf doğru diye en çok istediğin şeyden vazgeçmek büyüdüğünün en büyük kanıtı sanırım. 30'a 20'den daha yakın olduğum zamanların bu kadar yaşlı hissettireceğini hiç tahmin edememiştim. Sanki koca bir ömür sığdırmış gibiyim içerisine. O kadar çok şeyle yüzleşiyor ki insan artık hangi birisine şaşıracak, hangi birisine üzülecek hangi birisine sevinecek akıl edemiyor. Kendimi nasıl hissettiğimi bile bilmiyorum. Durduğum, yalnız kaldığım zamanlarda içime oturan öküzün sebebini düşünecek gücüm kalmadı sanırım. Kendimle baş başa kalmamak için aynı anda onlarca şeyle uğraşmamın sebebi de budur belki. Anonim olmak, burada içini dökmek ayıplayacağım şeyken bu satırları buradan paylaşıyor olmak salmışlığımın işareti galiba. Yapmam dediğim, yapmayacağım dediğim o kadar çok şeyi yaptım ki artık kendime olan güvenim kalmadı. İnsan korktuğu kişiye dönüşürmüş. Sanırım korktuğum gerçek oldu. İçimdeki üretme, yaşama, yaşatma heyecanı gitgide yok oluyor. Kurduğum hayaller koyduğum hedefler hepsi teker teker yok olup gidiyor. Artık ne istediğimi bile bilmiyorum. Kim olmak istiyorum, kiminle olmak istiyorum? Hayatımı kendi değerlerime göre yaşamakta o kadar ısrarcıydım ki onların kendi değer yargım olmadığını bile fark etmemişim. Benim olduğuna inandığım şeyler karşılaştığım her zorlukta teker teker bıraktı gitti beni. Sahip olduğumu sandığım değer yargılarımın yanlış olduğunu söylemiyorum, o kıymetli değerlere sahip olmadığımı anladığımı söylüyorum. Aslında düşündüğüm kişi değilmişim. Olmak istediğim kişiden de uzak, hayatını ne uğruna inşa edeceğini bilmeyen biriymişim. İnsanlara elini uzatmaya çalışırken kendim uçurumun eşiğinde olduğumu fark etmemişim bile. Kendi doğrularıma o kadar takık, yanlışlarıma o kadar körmüşüm ki bütün sermayem ellerimden kayıp gitmiş. Günlerce uykusuz
Hayata Dair
"Bütün sırları çözülmüş bir meselede muhabbet olmaz.." _Anonim
Birçok kristal kafatasının Kolomb öncesi döneme ait olduğu iddia ediliyor ve genellikle Aztek veya Maya uygarlıklarına atfediliyor . Mezoamerikan sanatında çok sayıda kafatası tasviri bulunuyor, ancak müze koleksiyonlarındaki kafataslarının hiçbiri belgelenmiş kazılardan gelmiyor. [ 7 ] 1967, 1996 ve 2004 yıllarında British Museum'daki birkaç kristal kafatası üzerinde yapılan araştırmalar, dişleri işaretleyen girintili çizgilerin (bu kafataslarında Mitchell-Hedges kafatasının aksine ayrı bir çene kemiği yoktu) 19. yüzyılda geliştirilen kuyumcu ekipmanları ( döner aletler ) kullanılarak oyulduğunu ve bu nedenle Kolomb öncesi bir kökeni geçersiz kıldığını gösteriyor. [ 8 ] Bu kafatasları için kullanılan kristal türü, klorit inklüzyonlarının incelenmesiyle belirlendi . [ 9 ] Sadece Madagaskar ve Brezilya'da bulunur ve bu nedenle Kolomb öncesi Mezoamerika'da elde edilemez veya bilinmemektedir. Çalışma, kafataslarının 19. yüzyılda Almanya'da, büyük olasılıkla 19. yüzyılın sonlarında ithal Brezilya kuvarsından yapılmış nesneler üretmesiyle ünlü Idar-Oberstein kasabasındaki atölyelerde üretildiği sonucuna vardı . [ 4 ] Britanya Müzesi ve Paris'teki Musée de l'Homme'daki [ 10 ] kristal kafataslarının aslen 1860 ile 1880 yılları arasında Meksika Şehrinde faaliyet gösteren Fransız antikacı Eugène Boban tarafından satıldığı tespit edilmiştir. [ 11 ] Britanya Müzesi'ndeki kristal kafatası New York'taki Tiffany & Co.'dan geçerken , Musée de l'Homme'daki kristal kafatası ise Boban'dan satın alan etnograf Alphonse Pinart tarafından bağışlanmıştır. 1992 yılında Smithsonian Enstitüsü , anonim bir kaynak tarafından sağlanan kristal bir kafatasını inceledi; kaynak, kafatasını 1960 yılında Mexico City'de satın aldığını ve Aztek kökenli olduğunu iddia ediyordu. İnceleme, bu kafatasının
Reklam
Reklam