Kendime Düşünceler

Kendime Düşünceler
@benimruyam
Bir kaptanın mahareti engin denizlerde belli olur.
12 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Maaş emekle doğru orantılı artmaz. Senin yaptığını kaç kişi yapabiliyorsa payınıza düşeni alırsınız. Usta ile çırak, CEO ile beyaz yakanın arasındaki fark da bu yüzdendir. Bu demek değildir ki herkes hakettiği yerde hakettiği maaşı alır. Bir çoğumuz hak etmediğimiz konumlarda, hak etmediğimiz işlerde çalışırız. Günümüz kapital sistemi bize bunu zorlar. Çok çok az kişi asıl işi piramidin altındakilerin yaptığını itiraf eder. Eder etmesine de ne değişir? Eğer patronun cebine giren para artıyorken çalışanlarıın maaşı sabit kalıyorsa adaletten söz edebilir miyiz?
Düşünce
Kuş gibiyim, her an uçabilirim. İtiraflar güzeldir, insanı hafifletir.
1000Kitap
İnsan neden yalnızlıktan utanır? Yalnız olduğunu, tek başına bir yerde oturduğunu, bir şeyler yiyip içebildiğini yalnız başına vakit geçirdiğini söylemekten ne diye utanır?
1000Kitap
Bu platformda gördüğüm en net gerçek şu: Okumak ile düşünmek arasında derin ve hayal kırıklığı yaratan bir uçurum var. Kitaplara adanmış bir toplulukta, fikirlerin havada uçuşmasını beklersiniz. Oysa gördüğümüz şey, çoğunlukla sloganların ve ezberlenmiş "doğruların" yankılanması. İnsanlar, okudukları kitapları birer madalya gibi göğüslerinde taşıyorlar. Ancak iş, o kitapların metodolojisini kendi düşünce süreçlerine uygulamaya geldiğinde, büyük bir başarısızlık başlıyor. Kant okumuş olmak, Kant'ın eleştirel yöntemini içselleştirmeyi gerektirir. İlmi mantık bilmek, bir tartışmada kendi safsatalarını fark edip durabilmeyi gerektirir. Oysa biz, okuduğumuz devasa düşünürlerin isimlerini, en temelsiz argümanlarımıza kalkan olarak kullanıyoruz. Bu durum, "kendini zeki sananların" trajedisidir. Kitap okuyarak "hiç" olduklarını unutanların ve her şeyi bildiklerini varsayanların düştüğü bir tuzaktır bu. Bu entelektüel sefaletin birincil suçlusunu küçük yerlerde aramaya gerek yok. Baş suçlu, bir devletin geleceği olan eğitim sisteminin ta kendisidir. Bireylere "nasıl düşünülmesi gerektiğini" değil, "hangi sloganı atması gerektiğini" öğreten bir sistem, sadece "okuyan" ama "düşünemeyen" kitleler yaratır. Bu yüzden, bu platformda bir fikir beyan edildiğinde, beklentim o fikrin arkasındaki argümantasyonun gücünü görmektir. Bizi kaç kitap okuduğunuzu değil, o kitapların düşünce dünyanıza ne kattığını gösterin. Çünkü okumak, düşünmenin yerini tutmaz; sadece ona malzeme sağlar. Malzemeyi nasıl işlediğiniz, sizin kim olduğunuzu belirler.
Duygu ve Düşünce
İnsanlığın geldiği nokta... Gerçeklerle yüzleşmek, savaş açmak, mücadele etmek yerine kendi "sanal" gerçekliğine kaçan müsveddeyiz. Başka bir şey değil. Gerçekleri görmezden gelerek yaptığımız tek şey, ne tarafından yok edileceğimizi bilemeden ölmek olacak. Arkamıza bile bakmadan kaçtığımız hakikatler, elbet bir gün yolumu kesecek. İşte o zaman kovalayanı göreceğiz. Göreceğiz görmesine de iş işten geçmiş olacak. Tek derdim malum acımasız, adaletsiz ve haysiyetsiz savaş değil. Maddi savaşın da ötesinde manevi savaşımız. Bugün herkesin gözü önünde katliam yapılırken bile insanlar sessiz kalabiliyor. Bundan daha fazlası kimsenin haberi olmadan yapılıyor. Medya, eğitim, sağlık, tarım, gıda ... Her tarafımızdan kuşatılmış durumdayız. Ve ne yazık ki her söylenene gözlerimizi kısıp "Pehh" demekten başka bir şey yapmıyoruz. Hiçbir değeri olmayan şeyleri izliyor, okuyor, dinliyor, yiyor, içiyor ve seviyoruz. Günün sonunda kaybeden biz, kazanan şirketler oluyor. Öyle ki onlara karşı savaşımız bile onların platformundan oluyor. Onlara karşı duruşumuzu göstermek için bile onlara sarılmamız gerekiyor.