Kendime Düşünceler

Kendime Düşünceler
@benimruyam
Bir kaptanın mahareti engin denizlerde belli olur.
12 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 02:11
Demir Ökçe Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme Jack London’ın Demir Ökçesi, salt bir roman olmaktan çok öteye geçerek kapitalizmin en çıplak hâliyle teşhiri ve aynı zamanda bir tarihsel uyarı metnidir. London’un sosyalist bir devrimci kimliğiyle kaleme aldığı bu eser, yalnızca ABD’deki işçi sınıfının değil, bütün bir modern dünyanın karşı karşıya kaldığı sistemsel açmazların aynası gibidir. Sermaye, Tekeller ve Sömürü Düzeni Romanın yazıldığı dönemde ABD’de tröstler, yani dev sermaye tekelleri (Morgan, Rockefeller, Rothschild gibi ailelerin elindeki güç) ekonomiyi neredeyse mutlak surette kontrol ediyordu. İşçiler düşük ücretlere mahkûm edilirken, sermaye sınıfı sınırsız bir kâr hırsıyla toplumun sırtına basıyordu. Bu, Marx’ın tanımladığı “artı değer” teorisinin canlı bir tasviriydi: Emek, kendisine düşen karşılığı alamıyor; kapitalist, işçinin alın terinden söktüğü değeri kendi servetine katıyordu. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Meşrulaştırılması Max Weber’in "Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" adlı eserinde ortaya koyduğu tez, Demir Ökçe’yi anlamak için de kritik bir çerçeve sunar. Weber’e göre Protestanlık, özellikle Kalvinist ahlak, çalışmayı ve dünyevî başarıyı kutsallaştırmış; kapitalizmin ruhunu meşrulaştıran kültürel bir temel yaratmıştır. London’un romanında görülen kapitalist sınıf, tam da bu zihniyetin ürünüdür: kârı ahlakın üstünde tutan, serveti bir “kurtuluş alameti” gibi gören bir anlayış. Bu kültürel damar, kapitalizmin sadece ekonomik değil, aynı zamanda dinî ve ahlaki bir dayanağı olduğunu gösterir. O zamanlar ABD İngiltere'nin çocuğu konumunda olduğu için, bu ahlak çerçevesi de ithal edilmiştir. Propagandanın İcadı: Edward Bernays Kapitalizmin yalnızca ekonomik güçle değil, bilinç yönetimiyle de toplumu kontrol ettiği gerçektir. Edward
Duygu ve Düşünce
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Reklam
Aşk, onun kaleminde hep romantik ama bana hep sunî geldi.
Puan vermedi·400 syf.··
2025 2. kitabı
Kitabı daha yeni bitirdim. Bende uyandırdığı his silikleşmeden hemen yazıya dökmek istedim. Peyami Safa'nın hangi kitabını okusam, kitap biter bitmez melankolik hava hakim olur. Hislerim yoğunlaşır, duygularım karışır. Bu kitabın ardından da aynı şeyleri hissediyorum. Ama bu kitap daha farklı. Biz insanlar gerçekten farklıyız. Hepimiz farklıyız ama aynıyız da. Aynı duygulara sahibiz, aynı ihtiyaçlara sahibiz belki ama aynı derecede değil. Aynı isteklerimiz, arzularımız var ama aynı değiliz. Farklıyız ama aynıyız. Kitabı okurken özellikle Necati'yi kendime çok yakın hissettim. Ana karakter Orhan olsa da ona pek alışamadım, nitekim Vedia'da öyle. İkisinin de samimiyeti geçmedi bana. En büyük sebebi fikirlerini çok değişken olması olabilir. Onları belirli bir kalıba sokma ihtiyacımı gideremedim belki de. Onları anlamak veya tanımak gayret isteyecekti de Necati gibi fikirleri belirli olan, aklı başında birisini tercih etmek kolayıma gelmiş olabilir. Bilemiyorum. Zaten hikayenin kendisinden çok fikirleri işleyişi benim hoşuma gidiyor. Peyami Safa'nın romanlarında kurduğu hikaye genelde aynı alt yapıya sahip oluyor zaten. Tabi bunu romanların tamamına teşmil edebiliriz. İki kişinin aşkı. Bu tema beni gerçekten boğuyor, ama o olmadan da hayatın bir anlamı yokmuş gibi anlatılıyor. Bir kadın ve erkeğin birbirine duydukları aşk gerçekten gerçeklikle uyuşuyor mu? Ben hiç görmedim "aşk"ı. Siz gördünüz mü? Aşk bana hiç samimi gelmiyor. Hayatın içinden, doğanın içinden bir parça gibi gelmiyor. Sevgi doğal olan, saygı doğal olan, samimiyet doğal olan ama "aşk" sunî gibi geliyor. Bu yüzden aşk temalı kitapları her zaman çok romantik, gerçek dışı, hayalperest bulmuşumdur. Ama insanın içinde yaşadığı duygu selini aktarabilmek için en müsait konu da "aşk" sanırım. Peyami Safa dendiği
Edebiyat
Biz İnsanlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20233,739 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2024 70. kitabı
Hayatımın erken dönemlerinde okuduğum bir kitaptı. Küçük ama etkili, kısa ama anlamlı bir eser olduğunu düşünüyorum. Küçükken okuduğum için edebi olarak nasıldı hatırlamıyorum ama beni peşinden sürüklemiş ve hayata dair daha farklı bir perspektif sunmuştu. O kitabı rafa kaldırdıktan sonra bende bıraktığı buruk tadı çok iyi hatırlıyorum. Adeta değişmiş, büyümüştüm. Sanki hiçbir şeye artık eskisi gibi bakamayacaktım. Biraz abartılı bulabilirsiniz bu yazdıklarımı ama küçüktüm, bazı şeyler daha yeni anlam kazanıyordu. O yüzden o zamanlar öyle hissetmiştim ve hala tadı damağımda. O zamanki ben olup tekrar okumak isterdim.
Duygu ve Düşünce
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2024 66. kitabı
Peyami Safa ve yine çok güzel bir eser. Bu kitabı kimin yazdığını bilmeseydim bile "Peyami Safa'nın diline çok benziyor" derdim. En sevdiğim eseri "Yalnızız" olan yazarımız, bu kitabında da bize hayatı öylesine sorgulatıyor ki bir an ana karakterin aklından geçenler sizin de aklınızdan geçiyor. Peyami Safa'nın kitaplarında en çok sevdiğim olay, size bir hikaye örgüsü çizerken kendi fikirlerini ifade edebilmesi. Okuduğum 3 kitabında da (Yalnızız, Mahşer, Bir Tereddüdün Romanı) aşk teması işleniyor. Hepsinde de karakterlerimiz sürekli fakir, acınası hayatlar yaşayan, istediğine kavuşamayan, kısaca hayatın sillesini yemiş insanlar. Fakat Yalnızız ve Mahşer eserlerinin fikri açıdan daha derin olması (özellikle de Yalnızız) beni daha çok kendisine çekti. Hele o sondaki tiradı, hala günümüzü tam anlamıyla tasvir eden bir tirat. Mahşerde de buna benzer tasvirler, fikirler bulunuyor. Farklı bir karakterin gözünden aynı evrenleri yaşıyoruz. Okuduğum her bir kitabı aynı evrende, farklı insanların hayatları gibi. Peyami Safa'nın insanların yüzlerini, giyinişlerini, davranışlarını özellikle de yüzlerini tasvir edişi beni benden alıyor. Sanki adam gördüğü birini tasvir ediyor gibi. Hatta şu andan itibaren gördüğü birini tasvir ettiğini düşüneceğim. Bu kadar detaylı bir şekilde tasvir etmek imkansız olsa gerek. En azından benim için öyle. Beni kendisine çeken diğer bir özellikse insan tahlillerinin çok iyi oluşu. Öyle tahlilleri var ki psikologlar o kadar iyi anlayamaz insanı. Hele ihtiharı anlatışı, intihar etmeyen birisinin anlatamayacağı gibi geliyor. Bu nasıl bir bakış açısı, nasıl bir tahlil gücü, nasıl bir tasavvur gücü edebî şahsiyetine saygı duymamak elde değil. Eğer tavsiye eder misin derseniz; okuyun derim. Ama eğer Peyami Safa'dan sadece bir kitap okuyacağım
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,840 okunma