Yeni açılan bir yeniçeri kahvesine hediye göndermeyen ne mahallesinde ne evinde rahat yüzü görür, tecavüzlere uğrar hatta öldürebilirdi. Yeniçeriler her yeni açılan bu kahvelere en makbul hediye olarak bir kanarya kuşu götürürlerdi. Kanarya kuşu kahvehane için bir uğur, maskot sayılırdı.
Mahkumları söyletmek için cellatlar tarafından tatbik edilen işkencelere gelince: usturayla diri diri deri yüzmek; saçları kesilen başa ateşte kızıl hale getirilmiş demir tas giydirmek; cımbızla sinirleri çekmek; bir uzvun içine sonda gibi burgu sokmak, kaynar sudan soğuk suya ve soğuk sudan kaynar suya sokup çıkartmak, çekiçle kol ve bacak, el ve ayak kemiklerini kırmak..
16. asır sonlarında Ferhad Ağa bir defaya mahsus “top” cezası icat etmişti: suçlu, genç bir yeniçeriydi, bir imamın nikahlı genç karısını kandırıp kaçırmıştı.. Delikanlıyı çırılçıplak soydurttu, bilek, dirsek, diz ve ayak mafsallarını demir çekiçlerle kızdırıp zavallıyı yağlı paçavralara sararak bir havan topunun namlusuna gülle gibi tıktırttı, sonra topu ateşleterek havaya fırlattı, paramparça etti.