Ama geceleri, hele geceleri... Gökler tekrar canlanıp tutuştuğu zamandır ki insan, dünyanın o eşsiz gücünü ve sonsuzluğunu daha iyi duyar, kendini bu sonsuzluk içinde kaybeder... Artık ne benliğinin, ne nereye gittiğinin, ne yapacağının ya da ne yapmak istediğinin farkındadır. Ve yalnız orada, uzun zaman huzur içinde, gerçekten huzur içinde yaşanır. Orada ömrünüz boyunca sizi bağlayan... verilmiş ağır sözler yoktur.
İnsan sanki, sihirli bir asma salıncakta gibidir. Karaları aşar, sularda yüzer... Uzayda uçar... Ama yine de kasabasına, bahçesiyle, meyvalıklarıyla, erikleriyle beyaz evine sımsıkı bağlı kalır.
Taş teraslar daha günün sıcaklığını koruyordu. Ama güneşin batışıyla birlikte ırmaktan serin bir rüzgâr esmeye başlardı. Suyun ortası pırıl pırıl yanar, ama kenarları, sazlarla söğütlerin dipleri, gölgeli, koyu yeşil görünürdü. Etrafı çevreleyen tepeler, batan güneşin altında kızıla boyanırdı.