İktidarın en büyük hilesi,
kendini kader gibi göstermesidir.
Sanki gökten inmiş bir yasa,
sanki tarihin unutulmaz buyruğuymuş gibi.
Oysa iktidar,
kendi korkusunu halkın kaderi diye satmayı
çoktan öğrenmiştir.
Gerçeği saklamak için
sözleri parlatır, yasaları süsler,
kendi gölgesini ışık diye sunar.
Ve insanlar, gölgenin içindeki karanlığı
fark etmedikçe hile işlemeye devam eder.
Çünkü hile, güçten değil,
görünüşün büyüsünden doğar.
İktidar kırılgan olduğunda,
gücünü değil, illüzyonunu büyütür.
Bazen dine sığınır,
“Bu senin görevin” der.
Bazen ahlâka sığınır,
“Bu senin iyiliğin” der.
Bazen güvenliğe,
“Bu senin korunman” der.
Ama üçü de aynıdır:
Halkın gözünü başka yöne çevirmenin
eski, paslı ama hâlâ iş gören hilesi.
İnanç özgürlüğünü kısıtlayan devlet, kendi tehlikesini büyüten devlettir.
Çünkü düşüncesi bastırılmış bir toplum görünüşte itaatkâr olabilir, fakat içten içe öfke biriktirir; ve bu öfke, en sonunda düzeni değil, otoriteyi yıkar.
Aceleye getirilmiş hissi veren, sırf yazmak için yazılmış gibi duran bir roman izlenimi yaratıyor insanda; anlatım didaktikleşerek yazarın mesajını hikâyenin önüne geçiriyor, karakterler yüzeysel kalıyor, duygusal ton tekdüze ilerlediği için roman hızla monotonlaşıyor, olay örgüsü kolayca tahmin ediliyor ve dil yer yer gereksiz süslü bir hâl alarak akıcılığı zayıflatıyor.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Onlar," dedi nihayet, "zihinlerinde hep aynı hikâyeyle yaşarlar. Ne zaman ardışık birkaç olay yaşansa gözlerinin önünde, başka bir yol bilmediklerinden olsa gerek, aralarındaki ilişkiyi de hep bu tek hikâyeye bağlarlar. Onlar yalnız hikâyeler bilirler; bu yüzden de sayısız varlıklar arasında tek, yalnız bir varlık olarak yaşayıp giderler. Kalabalık dedikleri şeyin yalnızlık, yalnızlık dediklerininse kalabalık olduğunu hiç fark etmezler. İşte, bu yüzden, kelimelerin ne kadar tehlikeli olduğunu da bilmezler. Kelimelerin içinde yalnızca, yalnız kelimeler görürler."