Gün, tükenirken kişiyi tüketmiş ama kişiyi doyurmamış ve tatmin etmemiştir. Çok yoğun bir gün yaşamış olsakta, yaşamış gibi hissetmiyoruz. Sanırım bu yoğunluğun çok azı gerçek ihtiyaçlarımıza yönelik.
Kendi istek ve ihtiyaçlarımıza o kadar yabancılaşmış, o kadar uzaklaştırılmışız ki gün boyunca ödenen bedellerin ruhsal, bedensel ve zihinsel getirisini çok nadir hissedebiliyoruz.
Onu Beyoğlu'nda bir barda, yoğun bir sigara dumanının arasından seçmişti gözlerim. Sarhoş kahkahalar atıyordu. Bir torba dolusu bilye yere dökülüp de, sağa sola yuvarlanır gibiydi kahkahası.
Vapurun rüzgarında uçuşan kapkara saçlarıyla arada gölgelenen yüzünü seyrettim profilden. Hayatımda gördüğüm en güzel şeydi. Zeynep. "Bu kadın gerçek mi?" diye geçirdim içimden, "Gerçekten beni seçmiş olabilir mi?" Bir martının çığlığı onaylamadı iç sesimi, kafamı kaldırdım, kuş muş yok ortada. Dalgasını geçip, uçup gitmişti. Şubat ya aylardan, martıların bile acıması yoktu.