Passenger

Telefon tekrar çaldı. Açtı ve bu kez onu tanıdığından emindi: "Nihayet!" - Senin bu 'nihayet’in beni o kadar mutlu etti ki! Telefonumu bekledin mi? - Sabırsızlıkla. - Sahiden mi?
Reklam
Geride bıraktığımız hayatın, karanlıktan çıkıp gelmek, bizden şikâyet etmek, bizi yargılamak gibi kötü huyu var.
Günlükten boş bir sayfa kopartıyor, bir kurşunkalem alıyor ve cümleyi aktarıyor: ‘Hüznünde yüzdüm'. Uzun uzun iki yazıya dalıyor: eskisi biraz acemice, ama harfler şimdikiyle aynı biçimde.
"Kaynağını gerçek bir tutkudan almayan sadakat ne kadar da bıktırıcı."
"Çok mu yoruldu gönül toprağın? Biraz dinlendir o halde. Çorak toprağa ne eksen bitmez çünkü. En güzel tohum bile yeşeremez, çürür gider." Tunç Tataker
Reklam