Edebi açıdan kitap akıcı sade bir dille yazılmış. Anlaşılması zor kelimeler, cümleler yok. Yer yer tekrara düşen cümle tarzları var. Bana göre sıkıcı fakat anlatımı güçlendirdiğini de düşünenler olabilir. Mazlum anlatım tarzı ağırlığını hissettirmektedir.
Kurgusuna bakarsak genel olarak sürükleyici bir konu mevcut. Ben hemen hemen iki hafta sürecinde okudum orası ayrı. Fakat zaman zaman sıradan romantik bir Amerikan filmi izliyormuş gibi hissettim. Okunurken insanı çok sıkmayacak bir kurgusu var.
Asıl değinmek istediğim nokta kitapta verilmeye çalışılan düşüncenin eleştirisi olacak. Kitabı din hakkında pek bilgisi olmayan insanlar okuyunca bu çarpıklıkların çok farkına varamayabilirler. "Bütün dinler kardeştir, asıl olan aşktır. Aşksız din yaşayan insan hiç bir halta yaramaz. Din farketmez, aşk olduktan sonra her türlü muhteşem insansın." mesajı verilmeye çalışılmış ki buna katılmıyorum. Yazarın bahsettiği "sufi" kavramının da bu düşünceden uzak olduğunu biliyorum. Yada yazar, "sufi" kavramının ne olduğunu tam olarak bilmiyor. Kitabın sonuna eklenen kaynaklar kısmına bakılınca da gerçekten konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını söyleyebilirim.
Bir diğer mesele: kitabı yazarken hayali olarak oluşturulan karakterleri istediğiniz gibi resmedebilirsiniz fakat Şems ve Mevlânâ gibi toplumun nazarında çok farklı yerlerde olan bu zatların öyle alalâde, sıradan insanlarmış gibi algılanmasına sebep olacak bir anlatım tarzını doğru bulmadım. En basitinden kimse kimsenin yatak odasında ne yaptığını bilemez.
Puanım: 10\6
AşkElif Şafak