Çok fazla derinlere daldığımı fark eden bir arkadaş:
-Yine neyin var? dedi.
-Hiç, dedim.
Bu "hiç" yalnızca o andaki hâlimi açıklamak için söylenmişti. Ağzımdan çıkan bu "hiç" kelimesi aslında kâinatı tarif ediyordu.
"insan ebedî mi?" diye soruyordum kendime. Adına dünya dediğimiz bu durağı, derin bir
üzüntüye kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?
Bu defa cehenneme düşmüştüm. Zavallı beynimin içi harp alanı gibiydi. Birbirine zıt fikir dalgaları hiç durmadan birbiriyle çarpışarak kafamı gürültüyle dolduruyordu. Zihnî faaliyetim hayret edilecek bir durumdaydı.
Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir hayat değil ölmemişlik hayatıdır.
İnsan hayatta kalmak uğruna kendini kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.