Bu kitap öyle bir şey ki, okurken hem ürperiyorsun hem de “Ben bunu neden daha önce okumadım?” diyorsun. Korku var ama bildiğin hayaletli, canavarlı değil. Bu hikayelerde korku sokakta, evde, geçmişte, sistemde. Kadınlar yanıyor, çocuklar kayboluyor, insanlar sessizce çürüyor. Ve sen, sayfaları çevirirken fark ediyorsun: bu hikâyeler gerçek olabilir.
Enríquez, Arjantin’in karanlık sokaklarında dolaşırken seni de peşinden sürüklüyor. Her öykü, bir tokat gibi. Ama öyle edebi ki, acıyı bile güzel anlatıyor. Bu kitap, sadece korkmak için değil; görmek, hissetmek, unutmamak için okunmalı.
Kısacası: Bu kitap seni rahatsız edecek. Ve tam da bu yüzden okumalısın.