Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Son olarak, Yeni Osmanlılar Ali ve Fuad Paşaların Avrupa’yı kültür konularında taklit etmelerine karşı çıkıyorlardı. Onlara göre Tanzimat, bir kültür taklitçiliği olduğu için, kültür planında kısır kalmış, Müslüman topluluğunu temelimden sarsmıştı.
Gerçekten, eğer seçkinler ve kitle veya “büyük gelenek” ile “küçük gelenek” arasında yakın bir ikiliği andırır bir şey varsa, onu hiçbir sosyal yapı, Osmanlı imparatorluğundan daha iyi yansıtamaz. Süslü dil ve değerleriyle “yönetici sınıf”, diğer tarafta taşranın halka mahsus kültürü ve beraberinde gelen duygulu ve canlı bir dile sahibiz. Gerçekten, modern Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm, kabaca “küçük gelenek” i oluşturan ögelerin, daha fazla oranda “büyük gelenek” e nüfuz etmesi şeklinde tanımlanabilir.
Reklam
Bir tespit...
*** Toplumumuz sancı çekiyor. Hukukta, siyasette, kültürde, her alanda. Bu geçiş dönemi (Türk modernleşmesi) uzun sürecek. İnsanımız şehirde, apartmanda, ağaçsız dar sokaklarda, sıkıntı ve stres içindedir, nefes darlığı çekmektedir. Hep bir bahçeli ev özlemi duyar.
Sayfa 115 - Dergah YayınlarıKitabı okudu
Osmanlı İmparatorluğunda iki farklı kültürel dünya birbiriyle fazla ilişkisi olmadan yanyana yaşıyordu. Bunlardan biri, kısmen sözlü olarak nakledilmiş edebi geleneklerin dünyası, folk-kültür dünyası, hikayeler, epikler ve yaygınca okunan şiirdi. İkincisi, “yüksek” kültür dünyası, ilkinden hemen hemen Çin Seddi’yle ayrılmıştı. Divan edebiyatı diye adlandırılan bu ikincisinin kalitesi yükseltilmiş atmosferinde, iletişim araçları, ulemanın nispeten ufak bir grubu, merkezi idarenin “bölümlerinin” yüksek kademeli memurları (Hacegan) ve birkaç tane de hiçbir yere bağlı olmayan “hommes de lettres” tarafından kontrol edildi.
Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura
Türk ulusal hareketini güçlendirmeye çalışan Gökalp ve Akçura,farklı araçlar kullanmışlardır.Gökalp özellikle kültür alanında çalışmış,Türk halk eski geleneklerini,dinlerini,âdetlerini incelemiş ve ulusal bir kültür geliştirmeye uğraşmıştır.Akçura'nın başlıca tutkusu Türk Ulusal hareketine ekonomik ve toplumsal bir temel sağlamaktı
"Bir ulusun asıl doğuşu, bir avuç insanın onun mevcut olduğunu açıkladığı ve bunu kanıtlamaya giriştiği andır."
Anne-Marie Thiesse:Kitabı okudu
Reklam
Sardalya kutusu misali odalarda yasayan, ancak büyük müesseselerin gayri şahsi emirlerine tabi olan insan, bu gibi vaziyette yavaş yavaş ferdiyetini kaybedip kendini kütlenin bir cüzü hissetmeye başlamaktadır.
Sayfa 302Kitabı okudu
Batı’nın gösterdiği yeni gücü, daha çok harpte mağlubiyetlerle anlayan Osmanlılar Batı’nın üstünlüğünü aramaya koyulurlar. Bunu da uzun zaman Batılıların bir nevi “tılsım” a sahip olmalarına bağlarlar. Bu “tılsım” Batı medeniyetinin “üst yapısı” ve Frenkçe yaşamdır. Böylece “sebep” yerine “netice” üzerinde durulmuş oluyor.
İşte, kütlelerin ahlaki ve kültürel seviyesi düşük ve istekleri hudutsuz olduğu için, kütleye müracaat fikri, ahlaki göreneklere göre hareket eden bir zümre tarafından kurulan temsili sistemi altüst etmiştir.
Ziya Gökalp'ın güdümünde tarihe yeni bir bakış da yerleşti:Bu tarihte,artık Türkler Batılı kroniklerin göçebe ve barbar fatihleri değil,devletler kuran,İran,Çin ve Tibet'le girdikleri ilişkiler içinde parlak uygarlıklar yaratan insanlardı.Bu tarih anlayışında Türklerin İslamlaşması,evrimleri içindeki bölümlerden biriydi sadece.Bu tarihin altınçağı Kanuni Sultan Süleyman dönemi değil,13.yüzyılda Türk-Tatar halklarını birleştiren Cengiz Han dönemiydi.
448 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.