Bugün arabada giderken sana uzun uzun baktım. Belki yine gözlerimle günaha giriyordum; çünkü sana bakmak, güneşi görmek için inatla başını gökyüzüne kaldıran bir insanın güneşe bakması gibiydi. Keskin, yakıcı ve vazgeçilmez... Gözlerim yanıyordu. Ama insan bazen yanmayı da severmiş. Çünkü bazı sıcaklıklar can yakmaz, insana yaşadığını hatırlatır. O an kalbimden sessizce bir dua geçti: "Rabbim, o benim bereketim... O benim bana gönderdiğin en güzel rahmet. Onu benden alma. Eğer kaderime yazdıysan, kaderimde kalsın." Aradan birkaç dakika geçti ya da geçmedi. Birden yağmur damlaları düştü ön camımıza. Yağmur, gökyüzünün yeryüzüne uzattığı bereketti; rızıktı, rahmetti. İşte o an anladım... Gözlerimi yakan o güneş sıcaklığı da bana verilen bir bereketti. Bir nimet, bir rızıktı. Belki de yirmi beş yıllık dualarımın ardından Rabbimin sessiz ama en güzel cevabıydın sen. Şimdi söyle bana gül yüzlüm... İnsan nasıl bakmasın güneşe? Nasıl şükretmesin kendisine emanet edilen güzelliğe? Söyle bana sevgili... Esen rüzgâr incitmesin seni. Dalında açan çiçekler boynunu eğmesin. Gözlerinden hüzün geçmesin, kalbine keder uğramasın. Söyle bana sevgili, bu kız böylesine kıymetli bir emaneti nasıl sevmesin, nasıl korumak istemesin ve onu her duasının en güzel yerine koymasın? ص❤
Küçükken arabada annesinin kucağında bacağı ağrımasın diye gücünü vermeyen bi kıza kalpsiz diyemezsin sen...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
(Rüya) (Lilith ile çocuk bir arabada konuşuyorlardı.) Lilith: Zamanında birisini söylemiştin ? Çocuk: Kim ? Lilith: Anımsayamadım Ya biri vardı işte Benden değerli mi ? diye sorucaktım (Çocuk fark etti ve tebessüm etti) Çocuk:O iyi bir insandır Sıcakkanlıdır Kolay kolay kimseyi kırmaz Melekler için bile örnek biri olabilir. Farkında değil belki ancak kişiliği de kalbi de sadece servetinden değil bir burjuvaziden daha kıymetli ve daha güçlü Bazen hal hatır sorarım ancak yalnızca o kadar ve o da Nöbetçinin sınırıları dahilindedir. - İçimdeki bazı şeyleri yanlış yorumladığım için ve endişenin getirdiği ısrar yüzünden canını sıkmış olabilirim ama toparladım- Biliyorsun ki ben bir kadını asla rahatsız etmem Anlayacağın onu “Bir büyüğüm” olarak seviyorum. Mevsimlik bir şey Nöbetçi gittiğinde benim nezlimde onun varlığı da sonlanır. - Kısaca Nöbetçinin sayılı günleri tamamlandı - kitabını tamamladı ve gitti o iş bitti - Sen kötülüğün yaratıcısısın Kan içer orayı burayı yakarsın Cehalete ölüm getirirsin Varlığın ebedidir senin Ne yaşlanırsın ne solarsın - Siyah yitmez - Ve sana aşığım
Edebiyat
Bir keresinde ailece düğüne gitmişiz dönüşte dondurma istemişim ağız açmışım, amcam da inadına almamış ağladım diye. Yolda polis durdurmuş; arabada çocuk var mı diye sormuş; amcam panik yapmış tabi biraz alkol almış. Polis demiş: Az önce bi dondurma kamyonu durdurduk dondurma aldık yedik bir tane kaldı, arabaları durduruyoruz içinde tek çocuk olanı aradık. Şansıma yolda durdurup dondurma vermişlerdi. Hayattaki şansımı bedava dondurmalarda kullanmışım sanırım çocukluğumda :) yazın günde kaç kere bakkala gider dondurma alırdık. Babannem camın önünde bekler: Bana da buzlu limonlu al kızım derdi. En son bir kere 6. Bedava çubukta, bakkal daha fazla vermiyoruz diye geri yollamıştı :D Bana dair kuzenlerin hatırladığı da; bayramlarda üst kata çıkıyorduk aburcubur poşetleriyle hep elimiz dolu olurduk senle :) Acıkan biri olsa yanımda, dolabımda mutlaka birkaç aburcubur olur ya da ünide favorimiz süt centro olurdu. Her gelişimde marketten bir torba aburcubur aldığımı hatırlıyorum. Sonrasında düşününce o baton çikolataları, mısır cipsleri falan nasıl ard arda içim alıyormuş da yiyormuşum diyorum. Midemiz bulanana kadar yemek :) Kilo verdiğim süreçte de hatırladığım hep yürümekti. Sporla beraber her gün 2.5 saat hareket halindeydim. Öğrenci olmayı özlüyor insan. Ara ara yine yeme atakları yaşayınca bunlar aklıma geldi.
Duygu ve Düşünce
Öyle bir seneydi ki, karanlık günleri kadar aydınlık insanlarla ve anlamlarla doluydu. Hayatımın göçebe evresinin bitmesine çok az bir süre kaldı ve bu kapanış beni biraz biraz üzüyor. Çünkü çok şanslıyım ve senelerdir hayatımın bu düzenini aslında çok seviyorum. Çok çabaladım, yetmek yetişmek için, kendimi çok konuda donanım sahibi yapmak için yaşadım ve göçebe evrem bitsede hala tek bir hayat kimliği aldığım yaşama geçmeyeceğim, denemek istediğim veya fırsat verilen bir sürü kariyer var ve hepsi tat verecek yeni bir kimlik aslında. Artık tamamlanmış hissettiğim veya heyecanımı kaybettiğim noktada yer değiştireceğim bir göçebelik. Aslında bu yüzleşmelerin hepsini karanlık nisan ayından sonra, kendime dönmüşken kendi kendime çözümsedim. Mesela yardım veya destek almayı öğrenen ben aylardır arkadaşlarımdan kaçtım ve farkettim ki kaçma sebebim güvenmemek değil, hayatımın en zor durumunda bu yükü hiç kimseye vermek istemedim. Bu aslında hem bildiğim kolay yoldu, hemde kıyamadım bu yük için kimseye. Çok şükür o sağlık sıkıntısı da geçti mi, geçti. Hayatımdaki insanlara ve verilen şansa şükrettim mi evet, dayandım dayandım ama geçen hafta bir anda hastalandım. Artık bir yerlerden çıkacaktı ama farketmedim ilk başta, ki iyi ki böyle olmuş hiç durmazdım. Hissetmiş gibi sadece hayatımın değişim dönemi için 1 temmuz dedim, ayarlamalarımı böyle yaptım. Geçen cuma bir kaç saatlik boşluğumda sahaya çıktım, o sırada o sıcakta arabada klima altında ödev yapmak çok çekici geldi. Bir 4 saate yakın yemek dışında arabadan inmedim, haliyle klimayı da kapatmadık. Akşam iş sonrası sevdiklerimden biriyle bir şarap akşamı yaptıktan sonra ufak ufak sinyal vermeye başladı vücudum. Halsizlikten kıvrandım, ki dayamamadığım en büyük ağrıdır grip ağrısı. Yerimde durmadım ama çözdüm kafamda, benim
Kilo almadan hayatı yaşayın. , Doğanın iklimin ve kardenizlinin olgunlaştırdığı bir kültür şarkıları türküleri horonu öyküleriyle balçıkları aşk acılarını hırçın sularda dindiriyor giresun yeşil dağlara yaslanıp Karadenizi seyrediyor Atlas sayı 103 ekim 2001 Aytekin temiz 70 yaşına gelmişti bir gün saçına aklar düştüğünü anlayınca bak dedi Mümtaz abi de 80 yaşında ak saçlı bir amcamızdı bak dedi ölüm madem gelecek o zaman vaktimizi güzelleştitelim diyip  3 eski arkadaş eski ahbap ölüm mutlaka ha bir gün eksik bir gün fazla ama mutlaka geliyor o halde azizim iş aş eş biraz çocuk derken kendimizi unuttuk o halde birazda kendimiz için yaşayalım deyip hayallerini ertelememeye karar verdiler 80 yaşındaki ihtiyar Mümtaz abi yarın yok bugün var diyip benzinin ucuz olduğu zamsız bir günü bekleyip Karadenizin hırçın dalgalarına doğru yola çıktılar doğa iklim ve Karadeniz arabada yavaştan kazım koyuncu işte gidiyorum çalarken 3 ihtiyar her hayal niyet kapısının anahtarıdır diyip beraber kol kola girdiler horon teptiler ilk durak giresun oldu Karadenizin hırçın suları giresunun yeşilo dağlara yaslanan yaslı Karadeniz 3 ihtiyarın ertelenen hayallerini seyrediyordu giresunun en meşhur yerlerinde kahvaltı ettiler muhlamadan enerji mısır ekmeğinden kilo aldılar aradan 5 yıl sonra ağır hastalığa yakalanıp toprak olan mümtaz amca şunları diyordu kendinizi ve hayallerinizi ertelemeyin giresunda fındık toplayın trabzonda hamsi ekmek yiyin kilo almadan hayatı yaşayın
1000Kitap