Puan vermedi·344 syf.··
2026 75. kitabı
Kafamı dağıtacak, beni yormayacak, tam anlamıyla Freida McFadden tarzı akıcı bir psikolojik gerilim okuma beklentisiyle "All Her Lies" kitabına başladım. Gerçekten de ilk sayfalardan itibaren yazarın niyetini anladım ve adeta "Hizmetçi" kitabındaki Millie’nin hikayesini yeniden okur gibi oldum. Ancak ne yazık ki bu benzerlik bir süre sonra tatlı bir esinlenmenin ötesine geçip bariz bir taklit hissiyatı verdi ve bir noktadan sonra beni fena halde baymaya başladı. ​Kitabın ana karakteri Brie’nin durumu zaten tam bir Millie klasiği olarak tasarlanmış. Paraya sıkışmış, arabada kalıyor ve önüne çıkan bu çiftlik işine adeta bir can simidi gibi sarılıyor. Tek farkı, Millie hapisten çıkmıştı, Brie ise takıntılı eski sevgilisinden kaçıyor. Fakat aralarında dağlar kadar zeka farkı var; Millie en azından akıllı ve ne yaptığını bilen bir karakterdi, Brie ise kelimenin tam anlamıyla saflık derecesinde salak. Daha ilk günden Bradley ve Grace çiftinin lüks evinin yanında, kendisine elektriği olmayan, camları tahtalarla kapatılmış döküntü bir kulübe verilmesini zerre yadırgamıyor, bu işin içinde bir iş var demiyor. Üstelik eski erkek arkadaşından kaçan, travmalı bir kadının erkeklere karşı temkinli olmasını beklersiniz değil mi? Hayır, bizimki eve adım atar atmaz hemen "Millie 2" moduna bağlayıp Bradley ile yakınlaşmaya başlıyor. Adam evliymiş, karısı Grace varmış hiç umrunda bile değil. İçten içe "Bradley kesin bana aşık oldu, karısını boşayıp benimle evlenecek" kafasında takılarak, adım adım kurulan o büyük tuzağın içine kendi rızasıyla ve adeta güle oynaya yürüyor. (En tuhafıma giden de bizim kızın başta bu eve gelince işinin ne olduğunu anlamamam oldu. Çünkü Bradley ile yatak aktiviteleri dışında bir icraatı yoktu. Dedim heralde sadece bu iş için geldi. Meğerse bahçe düzenlemesi
All Her LiesMatt McGregor · Inkubator Books · 20262 okunma
Sessizliğin sesinde bulunma
10/10
·309 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 09:11
Psikiyatri stajımı anımsatan ve ortamda varolmamı sağlayan bir kitaptı. Psikolojik yaraların çocuklar üzerindeki duygusal etkisi ve yetişkin hayatlarında nasıl ortaya çıktıklarının yansıması gayet güzel bir şekilde anlatılmış. Babası tarafından sevilmeyen ve evden uzaklaşma ile kendini bulacağını düşünen bir çocuk. Ve sonunda psikoterapist olup bir yerde kendini bulmayı amaçlarken olay tamamen babasının bıraktığı noktaya geri dönüyor. Babasından görmediği kabullenişi evlendiği kadından bekleyip en sonunda aldatma gerçeği işe karşılaşınca hayatının son bulacağını düşünen ve durumu kabullenemeyen bir hale geçer. Ve annesi arabada iken bilerek kaza yapan Alicia ve babasının ‘keşke karım yerine Alicia ölse idi’ cümlelerini duyan ve bulduğu koca ile hayata bağlanan bir kadının en sonunda bağlandığı ipi koparışı üzerine nefes kesici ve merak edici şekilde oluşturulmuş bir eser . Psikoterapist Theo çok sevdiği karısının onu aldattigini öğrenir ve aldattığı kişi Alicia‘nın kocasıdır. Alicia’ya haber vermek için evine gittiğinde olayların seyri değişir ve babasının küçükken onun ölmesi gerektiği ile ilgili söylediği cümlesini duyan Alicia kocasının onu öldürdüğünü zihninde yaşatarak kocasının suratını tüfek ile dagıtır. Bir tetikleyici ile çocukluk dönemi travması şuanki zamanda trajediye dönüşür.Theo psikoterapist olarak zihninde Alicia’ya yardım etme düşüncesi ile onu psikiyatri kliniğinde ziyaret eder ve bakımını üstlenir. Psikiyatri alanının geniş ve dalgalı yapısı ve insan üzerinde küçüklükten olan şeylerin etkisi çok güzel anlatılmış. Fazlası ile zekice kurgulanmış ve gerilim dolu bir kitap idi. Sessizliğin sesinde bir şeyler bulabilme çabası içinde ilerledi sayfalar.
İnceleme
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
Reklam
ölüm gelecek ve bana senin gözlerinle bakacak.
7/10
·448 syf.·
2026 20. kitabı
evimi arkada bırakmışken, başka bir memlekete giderken arabada okudum son kısımları. İşin aslı beni etkiledi. Sadece çarpık ilişkiler biraz sinirlendirdi. Benim için ucundan da travma tetikletici etkisi vardı. Ama, tam hayatın içinden bir kitaptı. Yani herhangi bir lise grubunun o kaosu, herhangi kadının yaşayabileceği "yalnızlık" hissini, (o Muratın Allah belasını versin) veya herhangi bir ilk aşkı, bir ömrü beraber geçirme hayallerini... sanki gerçekten gerçek gibiydi. iyisiyle kötüsüyle sanki gerçekten yaşanmış bir hikâyeyi okuyor gibiydim. Ve son bölümler beni biraz hırpaladı açıkçası. Benim de sınav döneminden geçerken okuyor olmam sebebiyle şu an arabada cama yaslanıp hayatı sorgulamaya gidiyorum...
Ölüler KonuşamazDilara Keskin · İndigo Kitap · 20258bin okunma
10/10
·468 syf.··
2026 86. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 15:00
#TheKitapTheGizemGerilimPolisiye Efso bir hikaye okudum millet toplanın! Kitapta o kadar karakter vardı ki bir an gaflete düşüp yazar acaba sadece kalabalık yapmak için mi yazdı bunları diye düşündüm. Ama öyle değildi tabii. Hikaye ilerledikçe ana meseleyle olan bağ git gide açılmaya başladı. Öncelikle gizemli, tüyler ürperten bir ev karşıladı beni. Evin sakinleri ve çevresi hakkında bilgi edinirken ne oluyoruz ayin mi yapacaz acaba diye düşünürken buldum kendimi. Sonra bir özel dedektifle avukatın konuşması içine düştüm. Baba evde yokken, anne uzun zaman sonra derin bir uykuya dalmışken çocuk evden kaybolmuş. Ve sonrasında arabada kanlı bir battaniye bulunmuş. Bu battaniye sebebiyle annenin loğusa bunalımına da girdiği bilgisiyle baş şüpheli anne olmuştu. Tabii bu dava yükselmekte olan siyasi kesiminde dee radarındaydı ve bu kesim anneye katil damgası yapıştırmakta acele ediyordu. Anne tamamen çıkmazdaydı ve tek desteği kendi annesiydi. Peki, çocuğunu öldürebilecek kadar korkunç bir buhrana girmiş miydi? Hikaye ilerledikçe sadece kayıp çocuk vakasını okumadık. Basının gücü, toplumun baskısı ve siyasi çıkar yozlaşmasının ne kadar ileri gidebileceğini de gördük. Kötülük, kötüleri çeker görüşünün kanıtlandığı bir hikayeye dönüşmesi de zor olmadı. Hikayeyi daha gizemli kılan ise yıllar sonra ortaya çıkıp bu çocuğu bulmaya yardım etmek isteyen bir psişik kadın. Hikaye içinde hikaye olan bu kitabı okumalısın. Bence çok güzel bir seri başlangıcı olabilirdi. Çünkü ben özel dedektifin de hikayesini detaylı öğrenmek isterdim. Şiddet unsurları sebebiyle yetişkin içeriklidir! Epope #polisiye sevenlere dehşet ve ibretle tavsiye eder!
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202686 okunma
Dulluk ve zorlukları
8/10
·80 syf.··
2026 9. kitabı
Bu romanı çok beğendim. Sizlerin de beğeneceğini düşünüyorum.Tanzimattan beri kötü kadın tiplemesi edebiyatımızda var. Genelde gayri-müslüm kadınlardan oluşturulur zaten kötü kadın karakterler. Namık Kemal’in “İntibah”ı mesela. Nefret etmiştim. Amaç toplumu eğitmek olduğundan, iyiyi/kötüyü yazar, kendi bakışından kendi ahlakından yerleştirir, bariz taraf tutar. Ben de bunu hiç sevmem. Bana göre bu kötü bir edebiyattır. Ahmet Mithat’ın “Dolaptan Temaşa”sını da epey eleştirmiştim. Yine bir tanzimat eseri olan “Dolaptan Temaşa” incelememde bu topraklardaki namusun psikolojik yansıması adında bir bölüm paylaştım. Orada neden sadece kadınların bu psikolojik ve toplumsal baskıyı yaşadıklarını anlatmıştım. İşte o roman kötü bir roman örneğiydi. Bu romansa, “Siyah Gözler” ise aynı toplumsal baskıdan çıkmış iyi bir roman. Romandan önce “Cemil Süleyman’ı” kısa bir tanıyalım. 1886 İstanbul doğumlu. Babası Kaymakam. Dönem karışık bir dönem olduğundan babası bir sürgün, bir görev derken Beyrut - Halep - Sidon dolaşıyorlar ailecek. Ta ki Cemil Süleyman’ın Beyrut’ta TIP okumaya başladığı zamana kadar. O sene annesi kollarında vefat edip, babası da 2 ay bile olmadan akrabadan biriyle evlenince Cemil Süleyman’a Beyrut dar geliyo ve Tıp eğitimini İstanbul’a Mekteb-i Tıbbiye’ye aldırıyor. Edebiyatla ilgili olduğundan İstanbul’da Servet-i Fünun ile yolları kesişiyor. Edebiyat hayatı böyle başlıyor. Ama Cemil Süleyman için hekimlik ve vatani görevler her şeyden önemli hele ki veba salgını varken. Cidde, Karaman, Hicaz, 1.Dünya Savaşı, Yanya, Arabistan, Batum, Kurtuluş Savaşı Antalya, Cumhuriyetten sonra Çanakkale, Samsun. Buralarda hem hekimlik hem askerlik yapmış, Harp Madalyası, Demir Salip Nişanı kazanmış… velhasıl görmüş geçirmiş bir adam. Zaten işte bu doktor olmasından ve Servet-i
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,037 okunma
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum. Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir. Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
Reklam
Reklam