"Bizden güçlü olan her şeyden illa ki nefret edeceğiz diye bir kural yoktur. İrademize meydan okuyan şeyler öfke ve nefret uyandırabildiği gibi saygı ve dehşet de uyandırabilir. Karşımıza çıkan engelin hangi duyguyu uyandıracağı, söz konusu engelin karşı çıkışında soylu mu davrandığına yoksa yaygaracı ve küstah mı davrandığına göre değişir. Kapı görevlisinin küstahça karşı çıkışını aşağılarız ama zirvesi sislerle kaplı dağa saygı duyarız. Güçlü ama vasat şeyler karşısında aşağılandığımızı hissederiz; öte yandan güçlü ve soylu şeylere korkuyla karışık bir hayranlıkla bakarız."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kimliklerimiz, büyük ya da küçük ölçüde, eriyebilen ve içine aktığı kalıba göre değişebilen bir özelliğe sahiptir; ruh halimiz, kiminle (ya da bazen neyle) birlikte olduğumuza göre dönüşür ve değişir. Bazı insanlarla birlikte olmak cömertlik veya duyarlılık gibi özelliklerimizi, kimileriyle birlikte olmak da haset ya da rekabet gibi duygularımızı harekete geçirir."
"Eh, sonuçta tek kullanımlık mendillerin çağı bu. Burnunu bir insana doğru sümkürürsün, kağıt mendille silersin, mendili atıp sifonu çekersin, sonra bir başkasına uzanırsın, sümkürürsün, silersin, atıp sifonu çekersin."
"İnsan neden bir şehre sokaklarından tramvaylar geçtiği ve orada yaşayanlar evlerine perde asmayı sevmediği için aşık olur? Bu yabancı, küçük önemsiz ayrıntıların böylesine derin duygulara yol açması şaşırtıcı değil aslında; çünkü kişisel yaşamımızda da bizi harekete geçirenler böyle küçük ayrıntılardır. Bir insanın davranışlarındaki çok küçük ayrıntılardır bizi etkileyen: ekmeğine tereyağı sürüşüne aşık olur ya da giydiği ayakkabıları beğenmeyip ona sinir oluruz. Bu küçük ayrıntıların önemini yadsımak, ayrıntıların taşıdığı anlam zenginliğini tamamen görmezden gelmek anlamına gelir."
"Benzin istasyonunda ve motelde şiirsellik buluyorsak eğer, bir güç bizi havaalanına ya da tren vagonuna çekiyorsa, bunun nedeni, toplumdan kopuk bu mekanların mimarilerinin vasatlığına, eşyalarının konforsuzluğuna, aşırı parlak renklerine ve sert ışıklarına rağmen sıradan ve düzenli toplumun bencilce rahatlıklarına ve alışkanlıklarına bir alternatif oluşturmalarıdır belki."