20 bitti Alieen
"...Hayat işte böyle Alieen, yaralanır ve bu sefer öleceğim dersin ama sana Cennet kapısı gibi bir kapı açar Oraya girer ve muhteşem bir yaşam beklersin sonra başka bir hüzün yaşarsın sonra da yeni bir kapı Bir kapı kapanır bir kapı açılır Milyon tane kapı olacak Alieen ama ben kapılardan geçerken besmele çekmeyi öğrendim Koruma kalkanım var anlıyor musun Evet düşeceğim belki de dizlerim tıpkı çocuklukta olduğu gibi kabuklara bürünecek Tabi daha çirkin kabuklara Ama ben artık o kabukları soymak yerine onlarla yaşamayı öğreniyorum.."
Araf
Araf...
Gözümü açtığımda sen olmasaydın karşımda Belki anlardım o an bu dünyadan olmadığıma
Reklam
DÜNYA ve SEKÜLER-ŞEYTANÎ ÂHİRETİN DİLİ...
Bir şeyin âhiretine inanmamak bizi o şey hakkında daha kolay kandırılır hâle getirir mi? Soru bu. Daha zoru ise şu: Bir şeyin sahtesine inanmak onun gerçeğine karşı bizi duyarsız hâle getirir mi? __Hâfızamızın ellerinde sıkıca tutalım lütfen. Çünkü üzerine konuşacağız. Bu sorular ilhamını En'am Sûresinin 113. Âyetinden alıyor. Kısa bir meâlini alıntılayalım: "Onlar bunu, âhirete inanmayanların gönülleri o yaldızlı sözlere meyletsin, sonra ondan hoşlansınlar ve işlemekte oldukları kötülükleri işlemeye devam etsinler diye yaparlar." Fakat böyle yapınca yarım kaldı. 112. Âyetin kısa bir meâlini de ekleyelim: "Her peygambere insan ve cin şeytanlarını Biz böylece düşman ettik ki, bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler ilham ederler. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı; onun için sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak." Görüldüğü gibi Âyet-i Kerîmeler bize kandırılmanın doğasında âhirete inanmamanın olduğunu söylüyor. Şeytanlar ahbaplarına yaldızlı sözler fısıldıyorlar. Doğru. Fakat tesirin asıl etkeni bu değil. Bizi bu demagojilerin/cerbezelerin etkisine açık hâle getiren âhiretsizliğimiz. Dünyanın yaldızları bizi kandırıyor. Zira âhiretsiz düşünülünce o da bir tür güzelliğe benziyor. Daha doğrusu: Güzelliği "yeterliye" benziyor. Öyle ya. Uzun zaman kullanılacağı düşünülmeden alınan eşyanın çıtıpıtısı kalbi iknaya yeter. Bıcır bıcırlığı gönle şenliktir. Ancak bir saniye! Nasıl oluyor bu? İçimizde âhirete inanmayan var mı? __(Bunu burada sormak zorundayım. Zîra çikolatalı gofret reklâmında olduğu gibi kalabalık içinde bağıramam.) Cevapları duyamasam da hep Mü'min insanlarla konuştuğumu düşünüyorum. Üstelik Kur'ân da kâfirlerden çok Mü'minlere dersini tekrar ediyor. Evet. Tamam. Onları da hidayetine çağırmıyor değil.
Tefekkürât
Araf’ta kalmak bu olsa
Ne eşkiya olmaya gönlümüz razı oldu. Ne evliya olmaya nefsimi müsade etti. Ziyan ettik ömrümüzü.
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🇸🇦 Bütün övgüler, göklerde ve yerde bulunan her şeyin gerçek sahibi olan Allah’a mahsustur. Âhirette de övgülerin tamamı yine O’na aittir. O, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır, her şeyden hakkıyla haberdârdır. 1 O, yere ne giriyor ve oradan ne çıkıyorsa, gökten ne iniyor ve oraya ne yükseliyorsa hepsini bilir. O, pek merhametlidir, çok bağışlayıcıdır. 2 #Tefsir: 📖 📖 Gökleri ve yeri yaratan ve aralarında muhteşem bir nizam var eden Allah’tır. Hepsi O’nun mülkü ve O’nun nimetidir. İnsanların elinde bulunanlar ise gerçek mülk değil, emanettir. Bu sebeple dünyada, göklerde ve yerde bütün hamdler, övgüler, şükürler yalnız Allah’a aittir; O’nun hakkıdır. Bu dünya faslından sonra ebedî âhiret âlemini yaratan ve mü’min kulları için sonsuz nimetleri hazırlayıp ikrâm eden de Allah Teâlâ’dır. Bu sebeple âhirette de övgülerin tamamı O’na aittir. Gerek dünya nimetleri gerek âhiret nimetlerinin, kulun cüzi iradesi ve şahsi kazancıyla ne kadar alakası olursa olsun, esas itibariyle Allah’ın bir ihsanı olduğunda şüphe yoktur. Bundan dolayıdır ki, cennetlikler büyük bir mânevî haz ve iştiyak içinde Allah’a hamd ederek şöyle derler: “Bizi cennete eriştiren Allah’a hamdolsun! Eğer Allah bize doğru yolu göstermeseydi biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık.” (A‘râf 7/43) “Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennette istediğimiz yerde oturmak üzere bizi bu ebediyet yurduna vâris kılan Allah’a hamdolsun! Sâlih ameller işleyenlerin mükâfatı ne güzel!” (Zümer 39/74) “Bizden her türlü üzüntüyü ve endişeyi gideren Allah’a hamdolsun. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayan, her güzel iş ve davranışın karşılığını bol bol verendir. O Rabbimiz ki, lütf u keremiyle bizi bu ebedî kalınacak yurda yerleştirdi. Burada artık bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada
İşte o an o gelir.Araf geldi haaa!!
Hiç düşündünüz mü; hayatınızda öyle bir an vardır ki sadece boşluğa bakarsınız ve o anı hatırlarsınız?
Reklam
Reklam