Dilara Korkmaz

Dilara Korkmaz
@araliiid
Kitabın yaprakları, bizi aydınlığa götüren kanatlar gibidir.
Öğrenci
Bilgisayar Mühendisi
6 Haziran
352 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·206 syf.··
2024 1. kitabı
Herkese selam! Uzun bir aradan sonra yeniden buradayım ve artık daha düzenli bir şekilde paylaşımlar yapmam gerektiğini fark ettim. Bu sefer, birçok kişinin konusunu merak ettiği bir kitapla geri döndüm. Özellikle diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı olup olmadığı merak konusu olan bir kitap: Rezonans Kanunu. Bu kitapla tanışmam, sevgili oda arkadaşımın bana okumam için vermesiyle gerçekleşti. İlk sayfalardan itibaren dikkatimi çekti ve sizlerle de düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. "Rezonans Kanunu" kitabı, kişisel gelişim literatüründe oldukça popüler olan "çekim yasası" temasını ele alırken bunu rezonans kavramı üzerinden açıklayan bir yapıya sahip. Kitabı okurken, yazarın hayatımıza çekmek istediğimiz olumlu durumlar, fırsatlar ve insanların aslında düşünce ve hislerimizle bağlantılı olduğunu savunduğunu görüyoruz. Kitabın temel iddiası, insanın çevresine gönderdiği enerji türünün, ona geri döneceği yönünde. Bu bağlamda, rezonans kavramı oldukça ilginç bir şekilde işlenmiş. Yazar, aslında her birimizin frekanslarla titreşen enerjiler olduğumuzu ve çevremizdeki olayları bu enerjilerle etkilediğimizi belirtiyor. Kitabı okurken düşüncelerin, niyetlerin ve duyguların yaşamımıza nasıl şekil verdiğine dair örnekleri görmek, kavramları daha anlaşılır kılıyor. Ancak, her okuyucu için bu açıklamalar ikna edici olmayabilir, çünkü rezonans kavramı fiziksel olarak kanıtlanabilir bir şey değil; daha çok sezgisel ve spiritüel bir görüş açısına dayanıyor. Kitabın güçlü yanı, insanı kendini tanımaya ve içsel dünyasını keşfetmeye teşvik etmesi. Olumsuz düşüncelerden arınmak, şükretme pratiğini geliştirmek ve pozitif düşünceyi alışkanlık haline getirmek gibi konular, modern yaşamda iç huzuru bulmak isteyen herkes için değerli ipuçları sunuyor. Ancak, bu tür kitaplarda olduğu
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
MERHABA KİTAPPERESTLER✿ Hem memleket sevdasının hem aşkın hem de prangaları eksitecek kadar hasretin şairi... Onun şiirleri sanki anonim şarkılar gibi dillerde. Seni, seni anlatabilmek seni... Evet kendi dizelerinle seni anlatabilmek belki de en zoruydu, gerçek adı Ahmet Önal... 16-17 yaşlarında başlamıştı şiir yazmalara ama bugün o şiirlerin hiçbiri yok. Her biri bir kızda kaldı ya da poliste. Ahmed Arif "Geri alamadım hiçbirinden, o şiirler çocukluğumun olmayan fotoğraflarıydı" diyordu. Otuzüç Kurşun şiirini yazdığında liseyi daha yeni bitirmişti. Bu şiir aslında bir katliama verilen tepkinin destanıydı. Şiirini ünlü sanatçı Zülfü Livaneli besteleyip söylemiştir. Fikret Kızılok' da söylemişti Ahmed Arif'in "Yüreğim dolarak yazdığım 33 Kurşun'u" dediği şiirini. Bir halk zorla çıkarılırken evlerinden, gidecek yerleri yokken.Hani çocukların oyun oynama hakları ellerinden alınırken, bir daha o oynadıkları yerlere hiç gelemeyecekleri için ağlamışlarken. Umutsuzluğu zorla içlerine işlemişlerken işte o vakit sen seslendin sessizliklerden "UMUTSUZLUK YASAK!" Bir Devrimci için umutsuzluk duygusu yasaktı, çünkü insanlığın yarını umuduydu. Bir şair devrimciyse elbetteki yaşadıklarını kaleme alırdı, sadece kendinin değil halkın acılarını, ağıtlarını şiirleriyle harmanlar, geçmişin karanlığına, geleceğin aydınlık sonsuzluğuna uzanan halkın sesi olur. Sen ki umutsuzluğa ramak kalmış insanların yankılı umut sesi oldun. "Ve terketmedi sevdan bizi." Anlatamadıysak seni sana layık, affedesin bizi.
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2022 9. kitabı
Merhaba kitap kurtları bugün size yeni yeni kitaplarını okumaya başladığım Ahmet Ümit'in Beyoğlu Rapsodisi romanıyla geldim. Yazardan başka kitaplar okuduysanız muhakkak bu eserini de ekleyin okuma listenize. Kitabı inanılmaz derecede şaşırtıcı buldum. Tahmin etme imkanınız mümkün değil o derece ters köşe oluyorsunuz kitap bitince. Kitabın girişinde karakterler çok güzel anlatılmış ilerleyen sayfalarda konudan biraz uzaklaşılsada sonuyla cidden efsane bir romandi. Ayrıca Beyoğlu'nun bütün sokakları, mekanları, kültür değeleri kitabın içerisinde çokça mevcut Ahmet Ümit'e okumalarınızda yer veriyorsanız muhakkak okuyun. Gelelim kitaba Nihat, Kenan ve Selim çocukluk arkadaşıdır. Bu dostluk hazırlık sınıfında başlayıp kişiler orta yaşa gelene kadar hep devam etmiştir. Hepsi üniversitelerini bitirmiş ve iş sahibi olmuşlardır. Fakat Kenan diğerlerinden daha uçarı olduğu için normal bir hobi değil bir uçak kullanmayı hobi edinir. Bu hobi onun için ve bizim için hikayenin başlamasına sebep oldu. Kenan uçakla bir kaza yapar ve ölümsüzlüğe merak salar. Bu ölümsüzlüğü de dünyadan gidince de hatırlanmak için bir fotoğraf sergisi açmakla karar verir. Doğa fotoğrafları sandığı kadar basının ilgisini cekmediği için ölümsüzlük konusunda da kafa yorduğu için ölmüş inanların fotoğraflarını kullanarak ölümsüzlüğü yakalamak gibi çılgın bir fikir ortaya atar. Arkadaşları önce ona karşı çıkar ama hep olduğu gibi sonra yanında olurlar. Bir şekilde komiserden gerçek olay yeri resimlerini alıp aynısını çekip sergiyi tamamlamaya karar verirler. Ama bu resimler çekilmeye devam ederken Kenan bir cinayet üstüne yoğunlaşır ve adeta bir polis edasıyla cinayeti çözer. Arkadaşları onun bu ile kafayı bozduğunu düşünür. Katil sizce kim? Kitapla kalın(◍•ᴗ•◍)
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,8bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
Hayat insan olmayı öğrenme yolculuğudur. Bu yolculuk doğumumuzla başlar, son nefesimize kadar devam eder. Hayatı bir yarış ve mücadele olarak gördüğümüzde ya da bu açıdan baktığımızda işler sarpa sarıyor. Güçsüz olan güçlü olan tarafından daima ezildi, eziliyor ve ezilecektir de.İnsanı anlamaya gözümüzü, kulağımızı kapatmışız. Yaşama dair hırslarımız bitmek bilmiyor. Bunun yanında tüm evrene nefretimiz en üst seviyede. İnsanın karşımızda değil de yanımızda olduğunu hatırlarsak bu yolculukta, birbirimize olan inancımız artar. Sevgili Kemal Sayarın bu kitabını yavaş yavaş ve sindirerek okumak daha istifadeli olur. Çünkü bir okunuşta mesajın anlaşılması güç olabilir. Kitap Her 4-5 SAYFADA bir öze dokunan, farklı makalelerden oluşuyor. Kitabın konusu ise, modern çağın, hızlı yaşımın tükettiği hayatlar ile aslında olması gereken, tefekkür ve teşekkür ile yaşamaya çabalayan, bocalayan bizleri anlatıyor... Bu kitabı okurken, hayatı tüm yüküyle ağırlaşmış bir aile büyüğünün birikimlerini, öğütlerini, tatlı sohbetini dinlemiş gibi hissediyor insan. Kitapla kalın♡
Her Şeyin Bir Anlamı VarM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20182,169 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2022 7. kitabı
Tesadüfler hayata güzellik belki de yön katar. Ve içinde bulunduğumuz hayat da tesadüfler doğurur. Fakir Baykurt ile tanışmamın ve bu kitabı okumamın da bende böyle güzel bir tesadüfü var. Türkiye'nin çoktan beri bir köy sorunu olageldi, hâlâ da var. Altı yüz yıllık Osmanlı Devleti köyden vergi demiş almış, asker demiş tüketisiye almış, ama köye şu diyecek hizmet götürmemiş. Köy kendi halinde, sert doğa koşulları içinde, yetersiz araçlarla, yaşamı kolaylaştırıcı bilgilerden yoksun durumda, varlıkla yokluk, açlıkla tokluk sınırında var olmaya çalıştı. İşte bu kitap Köy Enstitüleri ile bu ülkede devrimin köyden nasıl başlatıldığını ve eski düzen tarafından nasıl bertaraf edildiğini anlatıyor. Tam bağımsız Türkiye'nin Amerikancı iktidarlar, köy ağaları, Atatürk devrimine karşıt siyasetçiler tarafından nasıl da yıllarca kandırıldığını anlatıyor. Sığ bir siyasete sürüklenen, bir ileri iki geri politikalara mecbur bırakılan, köylüyü milletin efendisi olacakken kölesi yapan zihniyeti anlatıyor. 1940 yılında Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç tarafından kurulan köy enstitüleri 1951 yılında Adnan Menderes hükümeti tarafından komünist faaliyetler, CHP militanı yetiştirme ve en önemlisi de köy ağası milletvekillerinin tekerine çomak sokulduğu için kapatılıyor. Tabi Emperyalizm kalkınan bir Türkiye'yi de istemiyor. Öğrenciler bilgiyi iş aracılığıyla öğreniyordu. Ezbercilik yoktu. Özgür okuma yapılıyordu. Temizlik, tiyatro ve müzik çalışmaları yapılıyordu. Öğrenciler şiir yazıyor, tiyatro oyunu hazırlayıp turneye çıkıyor. Yöresel halk oyunları oynayıp, enstrüman çalmayı öğreniyordu. Toprak nasıl işlenir öğreniyorlardı. Kızlar el işi kusurları, ev ekonomisi dersleri alıyordu. Erkekler marangozluk, yarıcılık, ipek böcekçiliği, zirai tarım öğreniyordu. Kendi okullarını, kendi
Unutulmaz Köy EnstitüleriFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2016786 okunma
Reklam