hiva

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?  Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.  Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:  Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri. 
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İsteyen herkes, her an mutlu olabilir. Mutluluk aslında herkesin çok yakınında : bir kitapta, bir çiçekte, bir kuşta...
“Şimdi dünya herkesten yapılmış bir gönül yorgunluğu. Şimdi dünya soğuk. İnsan büyüdükçe bir bir ayrılıyormuş sevdiklerinden. İnsan güzellikten önce korkuyu görüyormuş. Şimdi dünya eşiklerde bir salkım gözyaşı. Kimse odalara sığmıyor. Yollar bir yalnızlık ıslığı. Herkes topuklarında bir tomurcuk arzusuyla uyuyor. Şimdi dünya başsız sonsuz bir alın çizgisi. İçinde bütün kadınlardan bir anne. İçinde bütün babalar sigara dumanı. Sen bir basma entarisin ki gittiğin her yer eteklerinde çiçekleniyor. Gülmüyorsun da gökyüzü yıldızlarını döküyor üstümüze. Kömür kokularını sevdiğim kadın, sen ne zaman büyüdün. Ne zaman bütün şarkıların kederi oldun. O yoksulluk içinde bizi ne zaman doğurdun. Nasıl sevdin bu kadar yalan insanı. Köpükler, gamzeler, menevişler… ölümü nerende sakladın. Şimdi dünya evlerde bir ayrılık ayini.” Şükrü Erbaş
İnsanı yaratır acı! 
Ömrün tadını, neşesini Taşımadansa boş yere Ben ıstırabı, acıyı Üstün tuttum sevinçlere, O yakınlık duygusunu, Gönülden gönüle akışı; Ah bir şeye benzemez İnsanı yaratır acı!  Johann Wolfgang Von GOETHE
Yüzün diyorum bir bir bir bir, Yüzün diyorum iyi bir gün başlıyor. Çoktan durmuş gibi bir şeyler orda. Saatler durmuş, sesler durmuş, savaşlar durmuş. Ne geç kalma telaşı işçi duraklarında kadınların, Ne bir köpek havlaması sokaklarda, Ne de ölü bir çocuk sokulmuş fotoğraflara. Uyanmayı beklemiş sanki bir dağ yüzyıl boyunca, Boynunla saçların arasında. Yüzün bu âlemmiş de sanki Davud sana gelmiş, Musa sana, İsa sana. Salmışsın kendini bir hamağa yatar gibi maviyede. Gökyüzü sanki senden esinlenmiş, Zebur senden, Tevrat senden, İncil senden. Binlerce renge doğru koşmuş yüzün, Bilinmez renklere, çizilmez renklere. Yüzün adsız bir mevsimi kiralamış, Ne zemheriler gibi soğuk, Ne kavurgan yazlar gibi sıcak. Bir bulut kaçmış da göğünden, Sanki yüzüne konmuş. Yüzün, koca bir dünyayı Islatacak, ıslatacak, ıslatacak. İnsan ölmek için yaratıldı korkuya inanma, Ateşe inanma, suya, havaya inanma, Aşk bile ölüyor aşka inanma. Bir ceket al üstüne,