hiva

Hiçbir ülkede, diktatörlükler dünyanın sonuna kadar süremez! Diktatörlükle yönetilen ülkelere de özgürlük gelecektir.
Sayfa 118 - Literatür Yayınları - 5. Basım 2018·Kitabı okudu
hiva
Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yoksul kitlelerin nasıl da başkentte yaşamanın cazibesine kapılıp oraya akın ettiklerini gözleriyle görmüştü. Yoksul ve renksiz günleri köylerinde bırakarak metropolün kenarına ilişmiş umarsız bir gecekondu dünyasına göç ediyor ve ömür boyu da oradan ayrılmıyorlardı. Geldikleri yerde daha iyi bir hayatları vardı ama yine de metropollere göçüyor ve dişleriyle tırnaklarıyla orada tutunmaya çalışıyorlardı. Neden? Çünkü insanlar cazibeye kapılıyorlardı. Büyük arabaların, televizyon programlarının, lüks lokantaların, trafik keşmekeşinin, sinemaların reklam ışıklarının, piyango çekilişlerinin, duvarların arkasında kapılarında silahlı güvenlikçilerin beklediği villaların ve bütün bunlarla aynı çağda yaşamanın dayanılmaz cazibesine. Açlıktan mideleri kazınsa da televizyonda gösterilenlerle aynı çağda yaşıyor olmak insana bunu unutturuyor. Hayaller susuzluğu gideriyor. Hayaller tatmin ediyor!
Sayfa 65 - YKY 8. baskı·Kitabı okudu
hiva
Bence köyünde soğan ekmele karnını doyursanda köyünden dışarı çıkıp şehirlerdeki sermaye sahiplerine kölelik yapmaktan iyidir.
Yoksul kitlelerin nasıl da başkentte yaşamanın cazibesine kapılıp oraya akın ettiklerini gözleriyle görmüştü. Yoksul ve renksiz günleri köylerinde bırakarak metropolün kenarına ilişmiş umarsız bir gecekondu dünyasına göç ediyor ve ömür boyu da oradan ayrılmıyorlardı. Geldikleri yerde daha iyi bir hayatları vardı ama yine de metropollere göçüyor ve dişleriyle tırnaklarıyla orada tutunmaya çalışıyorlardı. Neden? Çünkü insanlar cazibeye kapılıyorlardı. Büyük arabaların, televizyon programlarının, lüks lokantaların, trafik keşmekeşinin, sinemaların reklam ışıklarının, piyango çekilişlerinin, duvarların arkasında kapılarında silahlı güvenlikçilerin beklediği villaların ve bütün bunlarla aynı çağda yaşamanın dayanılmaz cazibesine. Açlıktan mideleri kazınsa da televizyonda gösterilenlerle aynı çağda yaşıyor olmak insana bunu unutturuyor. Hayaller susuzluğu gideriyor. Hayaller tatmin ediyor!
Sayfa 65 - YKY 8. baskı·Kitabı okudu
hiva
Çok doğru hocam .
Zazaları Kürtler'den ayrı tutma politikası
Aslında böyle bir ileti yazmamın sebebi 1000Kitap sitesinde Yılmaz Güney 'in biyografisinde Babası Zaza, Annesi Kürt diye yazılmasından kaynaklı. Annesine de Kurmanc deyin bari, ki lehçeye göre ayırdığınızı anlayalım. Mehmed Uzun'dan Kürt diye bahsediliyorken neden Yılmaz Güney'in babası Zaza annesi Kürt(?) Bu bilinçli olarak yapılıyor demiyorum ama yanlış bir algı oluşturuyor. Düzeltilmesini arz etmekle beraber yazıma başlıyorum. Bu algı veya bu görüş aslında yeni bir durum değildir. Bilinçli olarak cumhuriyet döneminde yayılan bir politikadır. Kürtçe'nin de Türkçe gibi lehçeleri vardır. En çok konuşulan lehçe olan "Kurmancî"den sonra "Zazakî" gelir. Bunları "Soranî" ve "Goranî" takip eder. Türkçe’de de aynı durum vardır.Zira bugün konuştuğumuz Türkçe tek başına bir dil değildir. Türkçe’nin Türkiye(Anadolu) lehçesidir. Diğer Türkçe lehçeleri Azeri Türkçesi, Gagavuzca,Türkmence gibi farklı lehçelerden oluşmaktadır. Bugün bir Kurmanc ile Zaza arasında tek fark, farklı lehçeleri konuşmalarıdır. Kurmanci lehçesini konuşanlara Kurmanc Zazakî(Zazaca) konuşanlara Zaza aynı şekilde Soranice lehçesini konuşanlara da Soran denmektedir. Yani bir Kurmanc ne kadar Kürtse bir Zaza da o kadar Kürttür. Zazalar Kürt değil, Zazakî Kürtçe değildir diyenler sadece Kürtlerden ayrı tutma çabasındadır. Ben Zazayım ve Kürt değilim diyen biri dejenere olmuştur ki bunu diyenler de zazaca konuşmayı bilmez. Çünkü dejeneredir. Zazaca Kürtçe değildir, Zaza Kürt değildir diyenler size herhangi bir kaynak ile gelmez. Çünkü ellerinde bir delil olmaz. Ama Zazalar Kürttür diye savunanlar. Hem dil yapısı üzerinden hem de tarihi kaynaklar ile de yeterli, bariz kanıtlar sunabilir. Yorum kısmında birçok kaynak ve kanıtlar ile size bunu anlatmaya, göstermeye çalışacağım...
hiva isimli okura yanıt verildi
hiva
Kürtçenin zazaki lehçesi ana dilim.. kürt'müsün diye soranlara da evet kürdüm ama zazaki lehçesini kulanan kürtlerdenim diyorum ve bununla gurur duyuyorum..
Zazaları Kürtler'den ayrı tutma politikası
Aslında böyle bir ileti yazmamın sebebi 1000Kitap sitesinde Yılmaz Güney 'in biyografisinde Babası Zaza, Annesi Kürt diye yazılmasından kaynaklı. Annesine de Kurmanc deyin bari, ki lehçeye göre ayırdığınızı anlayalım. Mehmed Uzun'dan Kürt diye bahsediliyorken neden Yılmaz Güney'in babası Zaza annesi Kürt(?) Bu bilinçli olarak yapılıyor demiyorum ama yanlış bir algı oluşturuyor. Düzeltilmesini arz etmekle beraber yazıma başlıyorum. Bu algı veya bu görüş aslında yeni bir durum değildir. Bilinçli olarak cumhuriyet döneminde yayılan bir politikadır. Kürtçe'nin de Türkçe gibi lehçeleri vardır. En çok konuşulan lehçe olan "Kurmancî"den sonra "Zazakî" gelir. Bunları "Soranî" ve "Goranî" takip eder. Türkçe’de de aynı durum vardır.Zira bugün konuştuğumuz Türkçe tek başına bir dil değildir. Türkçe’nin Türkiye(Anadolu) lehçesidir. Diğer Türkçe lehçeleri Azeri Türkçesi, Gagavuzca,Türkmence gibi farklı lehçelerden oluşmaktadır. Bugün bir Kurmanc ile Zaza arasında tek fark, farklı lehçeleri konuşmalarıdır. Kurmanci lehçesini konuşanlara Kurmanc Zazakî(Zazaca) konuşanlara Zaza aynı şekilde Soranice lehçesini konuşanlara da Soran denmektedir. Yani bir Kurmanc ne kadar Kürtse bir Zaza da o kadar Kürttür. Zazalar Kürt değil, Zazakî Kürtçe değildir diyenler sadece Kürtlerden ayrı tutma çabasındadır. Ben Zazayım ve Kürt değilim diyen biri dejenere olmuştur ki bunu diyenler de zazaca konuşmayı bilmez. Çünkü dejeneredir. Zazaca Kürtçe değildir, Zaza Kürt değildir diyenler size herhangi bir kaynak ile gelmez. Çünkü ellerinde bir delil olmaz. Ama Zazalar Kürttür diye savunanlar. Hem dil yapısı üzerinden hem de tarihi kaynaklar ile de yeterli, bariz kanıtlar sunabilir. Yorum kısmında birçok kaynak ve kanıtlar ile size bunu anlatmaya, göstermeye çalışacağım...
hiva
Dört ayrı milletten dört ayrı kişi arkadaş olmuştu.Birlikte geziyorlardı.Paralarıda yoktu.Adamın biri,bunlara biraz para verdi - Bu para ile ne istiyorsanız alın, dedi Dört kişiden biri İranlı idi. -Bu parayla engür alalım, dedi İkinci kişi Araptı. O ise itiraz ederek -Aksilik etme.Ben engür istemem, ineb isterim, dedi Üçüncü kişi Türktü. O da - Olmaz ben inep istemem, üzüm isterim, dedi Rum olan bir diğeri - Bırakın bu lafları. Bu para ile istafil alalım, dedi Derken bu dört arkadaş birbiriyle çekişmeye, dövüşmeye başladılar. Çünkü söylediklerinin anlamından haberleri yoktu. Orada dil bilen birisi vardı.Bu arkadaşların tartışmasını gördü. Ne yapıyorsunuz,kavganın sebebi nedir diye sordu. İçlerinden biri durumu anlattı. Dil bilen adam - Be hey akılsızlar. zaten aynı şeyden bahsediyorsunuz. Engür Farsça da üzüm demektir. İneb Arapçada,İstafil ise Rumcada aynı anlama gelir. Ne kavga ediyorsunuz Böylece arkadaşlar birbirlarini üzdükleri için özür dilediler. DERS arkadaşlarının söylediklerini anlamasanız bile ona sorun ve masaldaki arkadaşlar gibi birbirlerinizi üzmeyin Sevgili okurlar Kelimede kalma, ma'nâya gel! Esmâda kalma, müsemmâya gel!