Birbirinden habersiz yaşantılar içinde olmak ne güzeldi.Daha önce bilinmeyen bir kapıyı çalmak , yeni bir sesi dinlemek .Yeni yüzler görmek .Daha bilmediği ne odalar , ne insanlar vardı kimbilir o evde.Yeni imkanların heyecanı vardı.Bildiği sokaklardan yeni insanlarla birlikte geçiyordu.Ne güzeldi her zaman gidilen bir lokantanın tanıdık garsonlarını yabancı bir sesle , yeni dostların yabancılaştırdığı bir sesle çağırmak....kendini yenilemek.....elbisenin üstüne sinmiş olan eski kokulardan , bakışlardan , seslerden ,ilgilerden temizlemek , yeni yüzleri , yeni adlarla çağırmak .Yıpranmış ümitlerden taze ümitsizliklere kesiksiz bir geçiş.....
''Saatine baktı; saniyeleri izledi. Zaman kavramını canlı tutmaya çalışan yetkisiz bir gösterge. Zamanın böyle geçmesine imkan var mı? Yıllar, bu küçük aralıkların birleşmesiyle açıklanabilir mi?
Her gün yeni baştan yaşamak mümkün olacak mı dersin? Bir gün öncesine korkak bir bezirganlıkla sarılmadan yaşayabilecek miyiz? Yoksa, yarından korktuğumuz için, düne köle gibi bağlanacak mıyız? Yaşarsak göreceğiz Olric. Yaşamaktan korkmazsak göreceğiz. Ve bu dünyaya göstereceğiz.
“Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkâra bir fark gözetmeden kötülük ederler. Ne yazık onlara ki duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar. Ne yazık onlara ki kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar. Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur. Unutulacaklardır”