Elektrik tahsilatı özel şirketlere ve tahsildarlara verilince ben kaçak elektrik kullanan garibanların peşine düşmedim. Tam tersi, arsız zenginleri hedef aldım. Gecekondu mahallelerinden mümkün olduğunca uzak durdum. Kaçak elektrik olmasa
kış geceleri donup ölecek yoksulların yaşadığı ara sokaklardan, ücra ve yıkıntı yerlerden kaçındım; ekmek ve su ile yaşayan üç çocuklu, işsiz gariban ile karısının hayatını ve evini ısıtan tek şeyin kaçak elektrikli soba olduğunu görünce başımı öte yana çevirmeyi öğrendim.
Ama Boğaz’a nazır sekiz odalı evde, hizmetçiler, ahçılar, şoförler ile yaşarken faturasını ödemeyenin kestim elektriğini. Bir zamanlar zenginlerin yaşadığı seksen yıllık eski apartmanın dairesine altmış yoksul genç kızı balık istifi sıkıştırıp sabahlara kadar fermuar diktiren adamın kaçağını hiç affetmedim Bütün İstanbul’a bakan lüks lokantanın fırınının; ihracat rekortmeni perdelik kumaş fabrikatörünün tekstil makinesinin ve köyden gelip şimdi on dört katlı bina dikmekle övünen Laz müteahhitin vincinin elektriğinin kaçak olduğunu görünce de titremedi elim. Kestim elektriklerini, aldım paralarını. Yeditepe Elektrik T.A.Ş.’de benim gibi zenginden alıp fakirin kaçağını görmezlikten gelmeye hazır pek çok genç idealist tahsildar vardı. Onlardan çok şey öğrendim.