meryem

meryem
@arborvita
Beni anlatan tüm sözler değersiz şimdi. Burayı sığınak noktası ilan ettim; yanıma sadece kitaplarımı alıp kendimle buluşacağım ya da çoğunlukla kendimden kaçacağım.
Dağına göre kar
‪Çok yalın bir hayat benimki aslında; idare etmem gereken birkaç ayrıntı var sadece ama onları da olduramıyorum bir türlü. Fazla rahatlık ya da fazla güçsüzlükten, bilmiyorum. Ama karmaşık bir hayatım olsaymış, çoktan yıkılmıştım, onu biliyorum.‬
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Neden her şeyin en iyisini yapmaya, her alanda en iyisi olmaya çalışıyorsunuz; bu çaba sizi yormuyor mu gerçekten? Fotoğraf çekmekten hoşlanmaya başladınız diyelim, yeni yerler keşfetmek ve güzel gördüğünüz yeri fotoğraflamak, onların üzerinde uğraşmak ve herhangi bir dijital ortamda paylaşmak sizi eğlendirmeye başladı. Ne güzel işte! Bu işi profesyonelce, kitabına uygun şekilde yapanları gördüğünüzde neden fotoğrafçılık kursuna gitmeye başlarsınız mesela? Bunu, bu işte kendini geliştirmek isteyenler için söylemiyorum kesinlikle; lafım, “yapacaksam, en iyisini yapayım” takıntısından kendini kurtaramayanlara. Sizi eğlendiren, hayatın yoğun temposundan uzaklaştıran, ruhunuza iyi gelen bir hobi edinebilmişken, bunu “en iyi” olma kaygısıyla sizi yoran bir çabaya dönüştürmenin hiç mantıklı olmadığını söylemeye çalışıyorum. Bir örnek de buradan olsun: Bu siteyi hırs haline getirmek, gördüğüm en saçma işlerden biri! Mesleğiniz ne olursa olsun, Edebiyat hayatın çok büyük bir parçası, her zaman öyledir. Bu konuda kendini geliştirmek, daha fazla okumak, bakış açını genişletmek ruhun ihtiyacı. Bu site de bu ilgi alanı için son derece faydalı. Ama insanın bu siteyi de en iyi, en fenomen olma kaygısıyla kullanması bana yine yorucu bir çaba gibi geliyor. Sahi nedir en iyi olmak? Kimin iyisisiniz, kime göre en iyisiniz? Bu sitede tez yazar gibi satırlarca inceleme yazmak zorunda değilsiniz, kült haline gelmiş yazarlarla ilgili sayfalarca görüş bildirmenize de gerek yok, insanların gördüğü en güzel şiirleri yazmaya çalışmanız da beyhude... Burada yapacağınız her şeyi, sadece kendiniz için yapın lütfen. Profesyonel ya da en bilgin olmaya çalışmanıza gerek yok! Bu sizi yorar, daha çok hırslandırır ve üzer. Ruhunuzu doyurmak, yeni hikayeler duymak, hoş vakit geçirmek için burada
Biraz cesaret sadece
Midene dokunan bir şey yedikten sonra en az iki üç saatini, dehşete düşüren karın ağrısı, mide bulantısı ve kusmayla geçirirsin ya hani. Kabus gibidir! Hiç bitmeyecekmiş gibi! Ama saatler sonra da olsa, biraz iyi hissetmeye başlarsın, artık bir şeyler yemen gerekir ama korkarsın. Buna benzer olmaya başladı hayat. Eskiden keyifle yaptığın aktiviteleri yapmaya korkar oldun, yine kötü hissettirecek kaygısıyla. Ama böyle devam etmeyeceğinin bilincindesin. Böyle yaşanmaz çünkü. İhtiyacın olan tek şey, biraz cesaret. Cesur ol ve adım at Mer! Bir sonraki adımda yere düşeceğini bilsen bile sırf yürümeye başlamanın mutluluğunu tatmak için adım at. Sonunda koşuyor bulacaksın kendini nasılsa, biliyorum kalbinin derinliklerinde bir şey seni de inandırıyor buna.
DOST MU DÜŞMAN MI?
Her zaman yanında olacağı hissini veren dostun ya da dost olduğunu sandığın insanlar vardır etrafında. Öyle ki, her derdini dinler, çare bulmaya çalışır, öfkeliysen yatıştırıcı şeyler söyler, seni anladığını hissettirir, yargılamaz, onaylayıcıdır, eğlencelidir, akıllıdır falan filan. Zaman geçtikçe aklınla oynamaya başladığını hissedersin. Sana sürekli akıl verir ama söyledikleriyle yaptıklarının uyuşmadığını görürsün. Onunla ilgili kalbini huzursuz eden bir şeyler hep vardır ama konduramazsın, görmezden gelirsin. Yalnız olduğunuzda melek gibi davranan dostun, başka insanların yanında seni küçük düşürecek imalarda bulunur, bir kez değil, iki kez değil, sürekli... İyi niyetinle karşılamaya çalışırsın bu durumları, fazla alınganlık ettiğini düşünürsün ve yine üstünü kapatmaya çalışırsın. Ama bir yere kadar gömebilirsin başını kuma. Ah söylemeyi unuttum: Sen dışında herkesi eleştirir sana! Herkesle ilgili olumsuz bir fikri vardır mutlaka, herkes psikolojik sorunludur ona göre. Ama en önemli ayrıntı, sana eleştirdiği herkesle çok çok iyidir, hepsiyle farklı bir diyaloğu vardır. Tüm bunların yanında, kendiyle ilgili belki de en önemli mottosu: “Az insan çok huzur”dur (!) Şey der hep: “Herkesle iyi anlaşmak patolojik bence...” İşte bu gibi örneklerin yankılarını daha fazla susturamazsın kafanda. Dostun tarafından manipüle edildiğini anladığın anda, tüm bakışın değişir ona. Küçük bir tavsiye, hiç vakit kaybetmeden uzaklaş ondan! Kendi iyiliğin için. Huzuru bulduğunu fark edeceksin. Zaten sen uzaklaşmasan da, o bir süre sonra gidecektir senden. Sıkılır çünkü. Düşün şimdi, hani sana hep eleştirdiği ortak arkadaşlarınız var ya, o arkadaşlardan birini hiç eleştirmez, aksine sürekli över, onu çok takdir ettiğini söyler. İşte senden sıkıldıktan sonra gideceği kişi odur. Yeni
Hangisi yanlış?
Her şeyi doğru yapmaya çalıştıkça, doğrularından daha fazla yanlış yapıyorsun. Zincirleme geliyor sanki, yanlış yanlışı çağırıyor. Kurtulamıyorsun. Fight Club’ın belki de en sevdiğim repliği: “Her şeyi kontrol etmekten vazgeç. Bırak ne olacaksa olsun.” Normalde bu repliği yazarken, internetten bakıp en doğru halini yazardım mesela. Bu sefer bakmadım. Yanlış hatırlıyorsam da yanlış hatırlıyorumdur. Artık galiba yoruldum. Her şeyi kontrol altında tutma takıntısı değil, yanlış yapmaktan huzursuz olma durumu bu. Ama sakınan göze çöp batar misali, yanlış anlaşılmamak ve yanlış yapmamak için debelendiğim suda, bütün doğrularım boğdu beni. Fark ettim ki yaptığım her yanlış, ayaklarımın altında birikip su yüzüne çıkarıyormuş beni. Geç fark ettim.