Her zaman yanında olacağı hissini veren dostun ya da dost olduğunu sandığın insanlar vardır etrafında.
Öyle ki, her derdini dinler, çare bulmaya çalışır, öfkeliysen yatıştırıcı şeyler söyler, seni anladığını hissettirir, yargılamaz, onaylayıcıdır, eğlencelidir, akıllıdır falan filan. Zaman geçtikçe aklınla oynamaya başladığını hissedersin. Sana sürekli akıl verir ama söyledikleriyle yaptıklarının uyuşmadığını görürsün. Onunla ilgili kalbini huzursuz eden bir şeyler hep vardır ama konduramazsın, görmezden gelirsin.
Yalnız olduğunuzda melek gibi davranan dostun, başka insanların yanında seni küçük düşürecek imalarda bulunur, bir kez değil, iki kez değil, sürekli... İyi niyetinle karşılamaya çalışırsın bu durumları, fazla alınganlık ettiğini düşünürsün ve yine üstünü kapatmaya çalışırsın. Ama bir yere kadar gömebilirsin başını kuma.
Ah söylemeyi unuttum: Sen dışında herkesi eleştirir sana! Herkesle ilgili olumsuz bir fikri vardır mutlaka, herkes psikolojik sorunludur ona göre. Ama en önemli ayrıntı, sana eleştirdiği herkesle çok çok iyidir, hepsiyle farklı bir diyaloğu vardır. Tüm bunların yanında, kendiyle ilgili belki de en önemli mottosu: “Az insan çok huzur”dur (!) Şey der hep: “Herkesle iyi anlaşmak patolojik bence...”
İşte bu gibi örneklerin yankılarını daha fazla susturamazsın kafanda. Dostun tarafından manipüle edildiğini anladığın anda, tüm bakışın değişir ona. Küçük bir tavsiye, hiç vakit kaybetmeden uzaklaş ondan! Kendi iyiliğin için. Huzuru bulduğunu fark edeceksin. Zaten sen uzaklaşmasan da, o bir süre sonra gidecektir senden. Sıkılır çünkü. Düşün şimdi, hani sana hep eleştirdiği ortak arkadaşlarınız var ya, o arkadaşlardan birini hiç eleştirmez, aksine sürekli över, onu çok takdir ettiğini söyler. İşte senden sıkıldıktan sonra gideceği kişi odur. Yeni