arca

arca
@arcaluna
Baskı ve Acı
Puan vermedi
Türk edebiyatının çok değerli bir yazarı olduğunu düşündüğüm Yaşar Kemal'in, bu eseri en sevdiğim eserler arasını giriyor. İşleniş ve olay örgüsünün güzelliği ile beni çok etkilemişti. Konusundan biraz bahsederek yorum yapmak istiyorum. Roman, Anavarza kayalıkları civarından yaşayan bir aileyi anlatır. Hasan altı yaşlarındayken babası Halil'in öldürülmesi üzerine olaylar başlıyor. Halil, Hasan'ın annesi Esme'yi zorla kaçırıyor ve evleniyor. Fakat Esme zorla birlikte olduğu Halil'i değil, Abbas'ı sevmektedir. Sevdiği kadının kaçırılmasını kaldıramayan Abbas, Halil'i, Esme ve Hasan yemek yerken vurarak öldürüyor. Daha sonra Abbas'ta öldürülüyor. Bunun üzerine köyde ki herkes Halil'in ölümünden Esme'yi sorumlu tutuyor ve ölmesi gerektiğini düşünüyor. Esme köydekiler tarafından hakaretlere ve saldırılara maruz kalıyor fakat belirli sebeplerden dolayı hayatta kalmaya devam ediyor. Hasan daha bir çocuk olmasına rağmen köydekiler ve babasının bütün akrabaları tarafından annesini öldürmesi gerektiği, babasının kanını ve namusunu temizlemesi gerektiğine yönelik baskılara maruz kalarak büyüyor. Yazarımız Hasan'ın üzerindeki baskıyı çok güzel bir şekilde işliyor. Ve empati duymamızı sağlıyor. Ataerkil bir düzende masum bir kadının bunları yaşamasının ağırlığı yetmiyormuş gibi Hasan daha fazla baskıları kaldıramayarak annesini öldürüyor. Anadolu'nun acı yüzü ile karşılaşıyoruz bu kitapta. Toplumsal baskının ne gibi büyük sorunlara yol açtığına, ahlakın nasıl yanlış kullanıldığına ve en büyük acının kendi ellerin ile olabileceğine varıyoruz. Aynı zamanda bir kadının sırf cinsiyeti yüzünden yargılanmasını hatta şiddet görmesini okuyoruz. Bir çocuğun hayatının kararmasını, toplumun çocuğu cinayete kadar götürmesini ele alan, hayatın gerçekleri ile bizi yüzleştiren ''Yılanı
Edebiyat & Roman
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bedeni iyi, zihni kötü
Puan vermedi
İyi nedir ? Artık kötülüğü tercih edemeyen bir insan iyi biri olabilir mi ? Bunlar gibi derin ve kafa karıştırıcı soruları bizlerin önüne sunan Anthony Burgess; değişik bir karakterle bize bunları sorgulatıyor. Sizlere biraz kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabımızın ele aldığı mekan bolca şiddet içeren ve suç oranı fazla bir yerdir. Ana karakterimiz olan Alex çetesi ile birlikte burada yaşamakta, suç işleyerek kötülük yapmaktadır. Bahsettiğimiz suçlar oldukça ağırdır; cinsel saldırı, gasp, şiddet içerikli saldırılar ve daha nicesi. Fakat bir gün Alex'in çetesi bir anlaşmazlık yaşıyor ve Alex'in hapishaneye düşmesi ile sonuçlanıyor. İşte kitabımızın derin konuları tam olarak bu olaydan sonra başlıyor. Devlet Alex üzerinde yeni buldukları ve kötülüğü bitireceğine inandıkları bir deney uyguluyorlar. Bu deney ''Pavlov Deneyi'' denilen bir deneyi insan üzerinde uygulamakla ilgili diyebilirim. Pavlov'un köpeğe uyguladığı bu deney; doğal uyarımları sonucunda ortaya çıkabilen yapay uyarımların olabileceğini kanıtlıyor. Normal şartlarda et gören köpeğin salya salgılaması normal ve beklediğimiz bir uyarımdır. Fakat sahibinin köpeğe et vermeden önce zile basması sonucunda artık köpeğin eti görmeden ve kokusunu almadan ağzının sulanması, insan eli ile oluşturulmuş yapay bir uyarımdır. Bu durumda da koşullanma dediğimiz tepki oluşur. Peki bu deney ile Alex'e yapılan arasındaki bağlantı nedir ? Alex'e kendini kötü hissetmesini sağlayan bir iğne vuruluyor. Gözlerinin kapanmasını engellemek için bir aparat kullanılıyor ve onu bir sandalyeye bağlayıp, şiddet içerikli, cinsel saldırı ve aklınıza gelebilecek bütün kötülükleri barındıran film bantları izletiyorlar. Tıpkı artık et görmeden ve kokusuna almadan sadece zil sesini duyan köpeğin ağzının sulanması gibi Alex tekrardan kötülük
Edebiyat & Roman
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Artık bedenleri değil, ruhları idam ediyorlar.
Puan vermedi
Kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere; bir idam mahkumunun son günlerini idam edilecek kişi tarafından bakılması amaçlanıyor. İdam edilecek olan adamın işlediği suçu bilmememiz harika bir objektif bakış açısı sunuyor bize ve sorgulamamızı sağlıyor. Özellikle bir hukukçunun ve hukuk ile ilgilen insanların okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. İdam kararı getirilen ülkelerde çoğunlukla suç oranının azalmasına dair veriler bulunamamıştır. Bunun sebebi öleceğini bilen insanların psikolojik olarak açıklanabilen davranışlarından kaynaklıdır. Öleceğini bilen suçlular hali hazırda şiddete ve suç işlemeye meyilli olduklarından dolayı bu davranışlarını arttırırlar. Bu durumda da suç oranı düşmez. İdamın tartışma sebeplerinden biri de böyle bir çıkmazın içerisinde olmasıdır. Victor Hugo bu konuya vicdani ve toplumsal değerleri taşıyan bir bakış açısı getirmiş ve bizlere sunmuştur. Aynı zamanda kitapta mahkumun halka açık bir yerde idam edilmesi de cabasıdır. Halka açık bir yerde idam edilmesi toplumun saldırganlaşmasına, bu durumda suç oranının yükselmesine yol açtığını düşünüyorum. İdam cezası ile ilgili düşüncem uygulanmaması gerektiğidir. Sevdiklerimizi kaybetmenin acısından dolayı kin ve nefret duyabiliriz, gözlerimiz kör olabilir ve kötü bir ruh haline girebiliriz. Biz kişisel olarak bile kaybetmenin acısı ile bunları yaşayıp çevremize zarar verebiliyorsak, bunun bir de toplum üzerindeki etkisini düşünmeliyiz.
Edebiyat & Roman
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Can Yayınları · 2019152,7bin okunma
Aşk mı ? Hastalık mı ?
Puan vermedi
Aslında kitabı bitireli fazla zaman oluyor ama profilimde olması gerektiğini düşündüğüm değerli bir eser. Kitabı bitirdiğim zaman söylediğim cümle '' Bu kesinlikle bir aşk romanı değil. '' olmuştu ve şimdi de aynı düşünüyorum. Werther şehri terk ederek küçük bir kasabaya taşınıyor ve bu kasabada yaşayan Lotte adlı nişanlı bir kadına aşık oluyor. Romanı en kısa hali ile bu şekilde özetleyebilirim. Roman hakkında düşüncelerime gelirsem: Werther aslında hayatındaki anlamı yitirmiş, ilhamını kaybetmiş bir adam. Kendisinin romantik bir kişiliği olduğu için hayatını anlamdırmak ve ilhamını kazanmak için Lotte'yi kullanıyor. Çok naif ruhlu bir adam olduğunu okurken Lotte için kullandığı cümlelerden anlıyoruz zaten. Werther, Lotte'yi hayatının merkezine koyuyor ve hayata dair bütün anlamları ona yüklüyor. Kimilerine göre bu hakiki bir duygudur. Fakat benim için bu hastalıklı bir duygu ve bu duygu durumu Werther'i pençeleri içine alıyor ve sonunu getiriyor. Bu bir aşk romanı değil dostlar bu hayatının anlamını kaybetmiş, depresif ve melankolik bir adamın kendi ile savaşıdır.
Edebiyat & Roman
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Can Yayınları · 2018150,2bin okunma