Güzelliğe dair bütün bunları söylediniz, ama aslında
ondan değil, giderilmemiş ihtiyaçlardan söz etmektey-
diniz; hem güzellik bir ihtiyaç değil, coşkunluktur. Ne
susamış bir ağızdır ne de uzatılmış boş bir avuç. Tutuş-
muş bir yürek, büyülenmiş bir ruhtur.
Ne görmek istediğiniz imgedir ne de duymak iste-
diğiniz şarkı. Gözlerinizi kapatsanız da gördüğünüz
imge, kulaklarınızı tıkasanız da duyduğunuz şarkıdır
güzellik.
Gidin tarlalarınıza ve bahçelerinize bakın, arının
hazzının çiçekten bal almak olduğunu göreceksiniz;
ama çiçeğin de hazzı arıya balını vermektir.
Çünkü arı için çiçek bir yaşam kaynağı, çiçek için
de arı bir aşk habercisidir, hem' arı hem de çiçek, her
ikisi için de hazzın verilişi ve alınışı bir ihtiyaç, bir vecit
halidir.
Ey Orphalese halkı, hazlarınızda çiçeklerle arılar
gibi olun.
Siz de en iyi yanlarınızı dostunuza ayırın. Eğer moralinizin bozuk olduğunu bilmesi gerekliyse dostunuzun, bırakın yüksek olduğunu da bilsin. Dostunuz ne içindir ki onu zaman öldürmek için arayasınız? Onu hep yaşanası zamanlarla arayın. Çünkü o sizin ihtiyacınızı karşılamak için vardır, boşluğunuzu doldurmak için değil
İstenince vermek iyidir, fakat istenmeden, ihtiyacı
anlayıp da vermek daha iyidir; eli açık olanlar için, ala-
cak olanı aramak vermekten daha büyük bir sevinçtir.
Mısır demetleri gibi derer sizi aşk. Harman yerin-
de dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için
kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yu-
muşayana kadar yoğurur; sonra da atar kutsal ateşine,
Tanrı'nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye.