Aleyna Çetintaş

Aleyna Çetintaş
@archaelyna
avâre, asude & yorgun okur.
Puan vermedi·680 syf.··
2026 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 09:26
Hüzünlü bir kitap aslında. Okurken insanın içini ağır ağır dolduran, sessiz ama derin bir melankolisi var. Beni en çok etkileyen şeylerden biri, Fernando Pessoa’nın vefatından sonra bu kitabın yayımlanmış olmasıydı. Sanki hayattayken tamamlayamadığı, hatta belki de tamamlamak istemediği bir iç dökümü okuyor gibiyiz. Kimi zaman metinlerde tekrara düşülüyormuş hissi oluşabiliyor. Aynı duygular, benzer düşünceler, aynı huzursuzluk… Ama bunu bir kusurdan çok, hayatın kendisi gibi görmek mümkün. Çünkü insan da çoğu zaman aynı duyguların etrafında dolaşıp duruyor. Pessoa’nın farklı karakterleri (heteronimleri) kendisiymiş gibi kullanması oldukça ilginçti. Özellikle Bernardo Soares üzerinden anlatılan bu metinlerde güçlü bir yalnızlık hissi var. Okurken, bu dünyaya ait olmayan biriyle ya da sanki sonradan gelmiş birinin yeryüzüne yabancılaşmasını okuyormuşum gibi hissettim. Ama tam olarak da böyle mi, emin olamadım. Zaten kitap boyunca beni etkileyen şeylerden biri de bu oldu: Her şeyi netleştirmemesi. Anlayamadığım noktalar, tarif edemediğim hisler oldu. Ama sanıyorum ki bu biraz da benimle alakalı. Huzursuzluğun Kitabı, okuru zorlayan ama aynı zamanda ona kendi iç dünyasını sorgulatan bir metin. Herkes için aynı kapıyı açmıyor; belki de bu yüzden bu kadar özel. Sessiz, ağır ve yalnız bir kitap. Herkes için değil ama doğru zamanda okuyan biri için çok derin izler bırakabilir. Huzursuzluğun Kitabı Fernando Pessoa
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·160 syf.··
2025 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 00:09
Bu kitap, temel olarak şunu söylüyor: “Hayvanları zihninizde büyütmeyin; onlar düşündüğümüz kadar gizemli ya da insana yakın bilinç yapısına sahip değiller.” Yazar, kitabın neredeyse her bölümünü deneysel verilerle destekliyor ve oldukça ciddi bir akademik çerçeve kuruyor. Bu nedenle bence kapak ve kitap ismi, içerikteki bu yoğun akademik yönü biraz perdeleyen, hatta kitabı ilk bakışta olduğundan daha “hafif” gösteren bir unsur olmuş. Anlatım dili yer yer fazlasıyla akademik ve bağlamların çoğu doğrudan deneyler üzerinden ilerliyor. Bu kadar deney odaklı olması kimi noktada yorucu ve tekrar hissi veren bir okuma deneyimine dönüşebiliyor. Okurken bazı bölümlerde sıkıldığımı da itiraf etmeliyim. Daha anlatısal bir bağ, biraz daha akış hissi olsaydı çok daha keyifli olabilirdi. Buna rağmen kitabın değerini göz ardı etmek mümkün değil. Büyük bir emek, yoğun bir bilimsel birikim ve hayvan davranışlarına dair disiplinli bir yaklaşım var. Hayvanlara romantik bir yerden değil, bilimsel bir yerden bakmak isteyen herkes için oldukça güçlü ve güvenilir bir kaynak niteliğinde. Genel değerlendirmem: Keyifli değil ama kıymetli bir okuma. Bilimle ilgilenenlere ve hayvan davranışını idealize etmeden anlamak isteyenlere özellikle öneririm.
Hayvanlar Nasıl Düşünür İnsan Ne Görür?Loic Bollache · Timaş Yayınları · 082 okunma
Puan vermedi·146 syf.··
2025 17. kitabı
Okudukça, İran’ın sadece haritalarda görülen bir ülke değil; içinde yaşayan insanların hikâyeleriyle dolu bir dünya olduğunu hissettim. Dr. Fahreddîn Şevket’in İran kitabı, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış ama Derya Örs’ün günümüz diline uyarlaması sayesinde kolayca okunabiliyor. Kitapta 1900–1925 yıllarının İran’ı çok yönlü bir şekilde ele alınıyor: halkların yapısı, kültür, din, siyaset, ekonomi, hatta günlük yaşamın ayrıntıları bile var. Özellikle İran’daki Türk topluluklarına dair verdiği bilgiler oldukça dikkat çekici. Okurken en çok hoşuma giden şey, sadece kuru bir tarih anlatısı okumamak oldu. Sanki yazar dönemin İran’ını dolaşmış, görmüş ve bize aktarıyormuş gibi… Bu da kitaba hem güvenilirlik hem de canlılık katıyor. Zaman zaman dilin ağırlığı hissedilse de çeviri bunu büyük ölçüde hafifletmiş. Benim açımdan İran, yalnızca tarih meraklılarına değil, kültürü ve insan hikâyelerini merak edenlere de hitap eden bir kitap. Kısacası, dönemin İran’ını içeriden tanımak isteyen herkes için güzel bir kaynak.
İranFahreddin Şevket · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 201721 okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2024 5. kitabı
Sen Surat Okumayı Bilir Misin? kitabını kendi profilinde yer alan diğer incelemeleri okumak için girdiğimde bu kitabın tahmini okuma süresine 3 saat olarak not düşüldüğünü gördüm. Elinize aldığınızda yaklaşık 40 dk içerisinde bitireceğimiz ve bir kitap okumuş hissinde değil, bir çağdaş sanat-resim sergisi geziyor hazzı yaşadığımız bir eserle karşı karşıyayız. Orhan Pamuk 'un #k:287319 romanından alıntılarla alt yazılarını oluşturan ve çizgileriyle sınır'ın dışında olan Selçuk Demirel 'in ortak çalışması olan bu kitap, bize anlatılanın her zaman sözlerde değil bazen köşe bucak bir labirentin köşelerinde bulabileceğimizi gösteriyor. Bunu gösterirken de kimi zaman yüz hatlarımızdan kimi zaman kendi ''ben''liklerimizin kapısını çalıyor. Ancak çalınan bu kapılar ne derece açılıyor? İşte bunun cevabını kitabın son sayfasını kapadıktan sonra kendinize verebilirsiniz.
Hayata Dair
Sen Surat Okumayı Bilir Misin?Selçuk Demirel · Yapı Kredi Yayınları · 201720 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2024 23:13
"Osmanlı Hanımları" Mutfakta 1880-1926 yılları arasında yazılan makalelerden oluşan ''Osmanlı Hanımları Mutfakta'' kitabına başlamadan önce hakkında yazılmış olan oldukça akademik ve dili ağır gibi yorumlara karşılık kitabı merak etmeme rağmen ''Acaba elimde uzun süre kalır mı? Bitirmeden bırakır mıyım?'' diye tedirgin bir şekilde başladım. Ancak beklediğimin aksine iki gün içerisinde bitirdim. Kitap, 1880 yılından başlayarak Aile, Parça Bohçası, Hanımlara Mahsus Gazete, Mehasin, Kadınlık, Bilgi Yurdu Işığı, Türk Kadını, İnci ve Asar-ı Nisvan gibi basımları 1926 yılına kadar uzanan dergilerin içerisinden çeşitli makaleleri, mutfağın eve ve evin bahçesine göre konumlarının nasıl olması gerektiğini, ev hanımlarının evlerinde aşçıları olmasına karşılık evlerinde pişen aş'tan ne derece sorumlu olduklarını, ilk aşçılardan ve de birbirinden farklı nefis yemek tariflerini barındırıyor. Osmanlıca çeviriden günümüze ulaşan bu derleme çalışmasında oldukça özgün dile sadık kalınması ve buna karşılık muhakkak dipnotlarda kelimelerin günümüz Türkçesi ile karşılığının yer alması okurken aynı zamanda Osmanlıca kelime çalışması yapıyor hissi uyandırdığı için de keyif alarak okudum. Cumhuriyet'in ilanına kadar geçen süreçte Osmanlı mutfağına özgü dediğimiz tatlar, 1923 tarihli makalelerden sonra yavaş yavaş Batı tarzı kurabiyelerin mutfağımıza girmiş olduğunu ve bize özgü tatların neler olduğunu ayırt edebilirsiniz kitabı okurken. Dikkatimi çeken hususlardan bir diğeri de; günümüzde yemek tarifi yaparken kullandığımız terimlerin neredeyse hiçbiri olmadan bambaşka bir dünyadan ama yine bizim dünyamıza seslenerek sunulan envai çeşit tatlar..
Geçmiş
"Osmanlı Hanımları" MutfaktaKolektif · İletişim Yayınevi · 20199 okunma