Darwin 1809'da dünyaya gelmiştir. Darwin'in babası meşhur bir köy doktoru ve zengin bir adamdır. Darwin'in annesi de Wedgwoodlardandır. Dedesi Josiah Wedgwood, Wedgwood şirketini kurarak çanak çömlek yapımını geliştirmiş ve porselen üretmiştir. Wedgwood, bir de pirometreyi icat etmiştir, çünkü porseleni yapabilmek için çok yüksek sıcaklıklara çıkıp işlemek gerekir. O sıcaklığı ölçecek termometre o zamanlar yoktur. Dolayısıyla tamamen alevin rengini kullanarak pirometreyi icat etmiş, böylelikle sıcaklığı kontrol edebilmiştir. Wedgwood bu gelişmeden sonra meşhur olmuş, Avrupa'daki çömlek ve porselen üretiminin de sanayileşmesinde öncü isimlerden biri haline gelmiştir.
Suess, "Viyana, suyunu çok yüzeysel tabakalardan alır. Bu su, mezarlık suyu ile karışmaktadır. Viyana'nın suyunu yüz on kilometre öteden, Alplerden almak gerekir," der. Belediye başkanı bunun yapılabileceğine inanmaz, "Suess, siz bir delisiniz!" der. Fakat neyse ki Zelinka altı ay sonra ölür. Onun yerine genç bir avukat olan Dr. Cajetan Felder belediye başkanı olur. İmparator Çeşmesi (Kaiserbrunnen) denilen kaynaktan suyun getirilmesi gerekmektedir ama orası da imparatorluk ailesine aittir. İmparatora gidip durumu anlatırlar ve imparator Franz-Joseph burayı Viyana halkına hediye eder. Çalışmalar yapılır, su şehre dağıtılır. Suyun ilk geldiği yerde bugün Suess'ün heykeli vardır. Viyana, bugün marketten aldığı sudan daha kaliteli kaynak suyu içebiliyorsa bu Suess'ün sayesindedir.
Onun kütüphanesi için sayısız kitap yazılmıştır. Çok ilginçtir, topladıkları arasında bir koleksiyon da din kitaplarıdır. Hıristiyanlık ve Musevilikle ilgili bulabildiklerini toplamıştır. Burada ben bir entelektüelin din fikrine duyduğu ilgiyi görüyorum. Eğer Fatih gerçekten inançsızsa bunun niçin böyle olduğu az çok anlaşılıyor. Muhtemelen bulabildiği tüm dinleri incelemiş ve bunlar hakkında kanaatimce dinlerin lehine olmayan bir yargıya varmıştır. Buna mukabil doğa bilimleri, matematik ve coğrafya hakkındaki kitaplarının egemenliği bu dünyaya olan ilgisini de göstermektedir. Bu, ait olduğu kültür dünyası için ender bir durumdur. Fatih'in bu konulardaki tutumu tipik bir Rönesans insanının tutumudur. Fatih'in önemi, büyük dehâsı ve ilgilerinin genişliğidir.
Atatürk'ün Timur'a büyük bir hayranlığı vardı. Bu bir büyük asker ve devlet adamının, bir diğer asker ve devlet adamına duyduğu saygının Ifadesidir. Timur, tüm Türklerin iftihar edeceği büyük bir şahsiyettir. Dehâsı, ahlâkı ve cesareti bunun en önemli sebepleridir.