Rönesansla birlikte zirve yapan din bilim çatışması Zacharius Usta’nın günden güne artan kibri üzerinden benzetmeler yapılarak aktarılmış. Kitabın sonunda bir sürpriz okuyucuyu beklemekte…
Kitapta yalnızlık konusu güzel ele alınmış fakat benim dikkatimi çeken diğer bir nokta hayaller.
(spoiler)
George ile Lennie gerçekleşmesi o anki parasal durumlarına göre epey bir zor hayali "çiftlik kurmayı" istemektedir. Onlar da çiftlikteki diğer çalışanlar gibi sadece birer işçidir. Diğer işçiler yalnız adamlardır ve ne bir hayal ne de umuttan nasiplerini pek de almamışlardır. George ile Lennie ise birbirlerine sahiplerdir. George her ne kadar Lennie'ye bazı durumlarda kızsa da aslında onu ayakta tutan ve umut sahibi olmasını sağlayan şey Lennie'dir. Eğer Lennie olmasaydı o da diğer sıradan çalışanlar gibi umutsuz ve aksi bir adam olacaktır. Peki bu iki arkadaşın gerçekleşmesi zor bir hayale sarılmasını sağlayan motivasyon nedir? Birbirleri. İkisi arasındaki dostluk, kurdukları hayali canlı tutan şeydir. George'nin Lennie'ye söylediği "Bizim gibiler yani çiftliklerde ırgat olarak çalışanlar dünyanın en yalnız adamlarıdır. Aileleri yoktur. Hiçbir yere ait değildirler. Bizde öyle değil. Bir geleceğimiz var." sözü arkadaşlığın onlar için ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor.
Günümüz insanlarındaki sevgili takıntısının nedeni belki de beraber hayal kurabileceği, onu umut sahibi yapacak bir insana ihtiyaç duymasındandır kim bilir :)