... yavaş yavaş yürür, demir parmaklığa yaklaşıp yere diz çökerler, uzun uzun ağlar, altında oğullarının yattığı dilsiz mezar taşına gözlerini ayırmadan, uzun uzun bakarlar...
Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar, hepsi bu. Başlangıçlar da yoktur. Günler anlamsızca birbirine eklenir durur; sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu. Ara sıra şöyle bir hesap yapılır: "Üç yıldır seyahat ediyorum. Bouville'e geleli üç yıl oldu." denir. Başlangıç olmadığı gibi, son da yoktur. Bir kadın, bir dost, bir kent, bir kerede terk edilemez. Sonra hepsi birbirine benzer zaten...
Yaşamak budur....