KALBİM DARAĞACINDA ASILI HANGİ MEVSİM
Kalbim orta yerinde kurulan darağacında asılı Aylardan Aralık Birazdan mürekkebim akıtacak sancılı cümlelerini Tarumar olmuş, son kullanım tarihi çoktan geçmiş bir keder gözbebeklerimde. Yeni sancılara gebe duygularım ,doğum arefesinde... Oysa hazir değildi yüreğim yeni doğumlara  Kaçmaya çalıştıkca gözümün önünde vuruyor beni Itirafcı kimliğim, adımlarımı tökezleten kaygan buzulunda yere düştü... Cehennem benzeri kor sarnıçlardan geçiyorum... Önüm alev Arkam ateş Sağım karanlık Solum yangın... Hangi mevsimin koynunda saklanır aslın bilemem.  Hangi lisana döksem anlaşılır ki feryadım?.. Gözlerim acının sürgününde kalbimi parçalayarak ezen  Solgun gölgenin sürükleyişinde ... Bir derbeder yokuşlarda heyelanlar yürüdüğüm yol boyunca  bir çığlık yükseliyor sesimden se(n)sizliğime.. Kıyametler Kopuyor, mahşer günüdür yüregim Boğazımı yırtarcasına susuyorum Sustukça, boğuluyorum... Aşiyana bir yüz imgesiyle kayıyor gökyüzü İçtensizlik duyguların bağışladığı ruhlara gözlerim de ateş çukuru bir kızgınlık… en kavruk yalvarmalarımı gömdüm gecenin serinliğine.... Bir damla düşüyor alfabeme, sırılsıklam oluyor harflerim.  Solumda sancıyan acının adıydı mutluluğumun yetimliği … 
Bir deniz vurgunu şimdi yüreğim Şuursuz bir sevdanın arefesinde Bilinçli eylemlerin kaçınılmaz sonuçlarını Ödüyorum ölüme yakın bedellerle kendinekdryazar
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
KİRALIK KONAK: TAKLİD ve MALEDİŞ
Özellikle Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar”ından sonra, nesiller arası çatışmaların ele alındığı birçok eser yazılmıştır. Türk edebiyatında bu hususta yazılan ciddî sayılabilecek ilk eser, Yakup Kadri’nin, Cumhuriyet’in arefesinde (1922 yılında) yayınlanan “Kiralık Konak” adlı romanıdır. Bu kitabta, Batılılaşma cereyanının şiddetiyle sarsılan toplumda, nesillerin, duygu, düşünce, hassasiyet ve tabiî ki yaşayış tarzı olarak birbirlerinden kopuşunu, bir konağın dağılışı etrafında canlandırmıştır yazar. Konak satılığa çıkarılır ve ailenin ferdleri farklı yerlere, yaşantılara savrulur. Konağın sahibi olan ve “eski”yi temsil eden Naim Efendi yalnızlığa terkedilir. Tıpkı dağılan konak gibi cemiyet de gün geçtikçe çürümekte ve özüne yabancılaşmaktadır. Kısacası, bu roman, bir toplumun, üç neslin şahsında çöküşünün ifâdecisidir. “Kiralık Konak”la ilgili bu çizgileri görünce, hemen sevgili Üstad Necib Fazıl’ın “Ahşap Konak”ını hatırlayabiliriz. Üstad’ın bu tiyatro eserinde de yine bir konak çevresinde yaşanan üç neslin birbiriyle olan savaşı, Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden birisi olarak sanat semâlarına nakşedilmiştir. Fakat bu malzeme benzerliğinin aksine, altyapı bahsinde çok büyük farklılıklar vardır. “Halbuki, becerikli veya beceriksiz, herhangi bir kopyacıda, bin bir şairin aynı zaman ve mekânda sahip olduğu kaba ayniyetlerden hepsini bulursunuz da, öz bünyeden katılacak esrarlı cevher diye tarif ettiğimiz şahsiyet hamurundan tek zerre bulamazsınız. Çünkü kaba unsurların taklidi mümkün, İNCE TERKİP SIRLARININ TAKLİDİ İMKÂNSIZ… Herhangi bir terkip sırrı taklit edilebildiği anda, artık o bir taklit değil, aslî örnek olur.” (Necip Fazıl Kısakürek, Şahsı, Eseri ve Tesiriyle Namık Kemâl, Büyük Doğu Yay., 3. Basım, İstanbul 1992, s. 202,) __Üstad’ın
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Bayram arefesinde köyde yer yatağında yatanlar;
Teşrik tekbirini unutmayalım..
Teşrik tekbiri, Kurban Bayramı arefesinde sabah namazından başlayarak bayramın 4. günü ikindi namazına kadar "Allâhu ekber, Allâhu ekber. Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Allâhu ekber ve lillâhi’l-hamd" cümlesini söylemektir.
1000Kitap
Yarın Said'in başını kesecekler!
Zamanın Siverek Milletvekili Yüzbaşı Abdülgani Ensari ile Bediüzzaman arasında o günlere ait şöyle bir lâtife cereyan eder: “3 Temmuz 1922 Perşembe günü Kurban Bayramı arefesinde Bediüzzaman, Ensari’ye: ‘Ensari! Yarın Said’in başını kesecekler’ der. “Ensari de bu cümledeki inceliği ve tevriyeyi anlayamaz ve ‘Nasıl olur efendim?’ diye telâş eder. “Bediüzzaman bu lâtifeyi o­na şu şekilde izah eder: ‘Said kelimesinden ‘sin’ harfi kaldırılsa, yani baş harfi olan ‘sin’ kesilirse, geriye ‘iyd’ kalır ki, o da bayram demektir. Yarın kurban bayramıdır.” سعيد - س/عيد (Bayram)