“Bir başkasına yardım etmedikten sonra yaşamanın bir mânâsı var mı diye düşündü Furlong. Yıllar, on yıllar boyunca, hatta bütün bir ömrü bir kez olsun o yerde olup bitenlere karşı çıkma cesaretini göstermeden yaşayıp sonra da Hristiyan olduğunu iddia etmesi, aynada yüzüne bakabilmesi mümkün müydü insanın?”
Büyük şeyler, böylesi küçük hikayelerle de anlatılabilir. Hatta büyük şeyleri etkili şekilde anlatmanın tek yolu az söz ve güçlü kelimeler kullanmaktır belki de.
İrlandanın karanlık tarihine bir fener doğrultuyoruz. Yakın bir tarihe kadar ülkede varlığını sürdüren, hala bile tam anlamıyla aydınlatılamamış olan bir kuruma uzanıyoruz. Hikayenin tekinsiz sokaklarında dolaşırken karşımıza çıkıyor Magdelen Çamaşırhaneleri: rahibeler tarafından işletilen, evlilik dışı çocuklarını dünyaya getirmesi için küçük kızların kapatıldığı ve doğan bebeklerin deniz aşırı giden zengin tüccarlara evlatlık verildiği ıslah evleri.
Kahramanımız Bill Furlong, eşi ve beş kızı ile birlikte kendi halinde yaşam süren bir odun ve kömür tüccarıdır. Eşini İkinci Dünya Svaşında kaybetmiş, varlıklı Bayan Wilson’un İrlanda kırsalındaki çiftliğinde dünyaya gelir Furlong. Furlong’un annesi, genç kızken evlilik dışı hamile kalınca -o dönem böyle bir şeyi yaşayan genç kızların aksine- sokağa atılmak yerine Bayan Wilson tarafından sahiplenilmiş, çiftlikte hizmetçi olarak yaşamaya devam etmiştir. Furlong babasının kim olduğunu hiçbir zaman bulamasa da, Bayan Wilson’un çiftliğinde güzel bir hayat sürer, gençliğe adım atınca da evlenir ve Bayan Wilson’un verdiği sermaye ile işini kurar. Yıllar aynı sakinlikle akar gider. Bir noel arefesinde şehirdeki manastıra kömür bırakmaya giden Furlong avluda kilitlenmiş küçük bir kız görür. Burası evlilik dışı hamile kalan küçük kızların kapatıldığı bir ıslah evidir