İçinize dönerek her zaman günahlarınızı kendi kendinize açıklayın. Günahınızı anlamak sizi ürkütmesin, yeter ki pişmanlığı tam duyun; ama Tanrı ile pazarlığa girişmekten de kaçının. Tekrar tekrar söylüyorum, gururlu olmayın. Ne küçüklere, ne büyüklere karşı gururlu
davranın. Size sırt çeviren, aşağılayan, söven, iftira edenlerden netret etmeyin. Zındıklardan, kötüyü öğretenlerden,
maddecilerden yalnız iyi olanlarından değil, çünkü hele bu zamanda aralarında epey iyiler de bulunuyor, kötülerinden de nefret etmeyin. Dualarınızda onları, "Duacısı olmayanlarla Sana dua etmek istemeyenleri koru, Ulu Tanrım!" diye anarsınız. Ayrıca, "Bunu kibrimden dilemiyorum Tanrım, çünkü kendim herkesten aşağıyım," diye eklemeyi unutmayın...
Tanrı yüreğimdekileri, içimdeki umutsuzluğu biliyor. Olanın bitenin farkında... Bir yıkımı önlememesine olanak var mı? Mucizeye inanıyorum ben Alyoşa, git.
Şeytanın bile içinden çıkamayacağı bir karışıklık var. Aklın aşağılık saydığında kalp çoğu zaman güzellik buluyor. Sodom'da mı bu güzellik? İnan ki insanların çoğu için bundadır: bu sırrı biliyor muydun? Feci olan yanı, güzelliğin yalnız korkunç değil, aynı zamanda esrarlı oluşu... Bu, şeytanın Tanrıyla boy ölçüşmesi; dövüş alanı olarak insan kalbini seçmiş.
"Filancadan bu kadar nefret etmenizin anısı ne?" diye sormuşlar; o da şeytanca bir arsızlıkla, "Söyleyeyim, demişti; bu zatın bana hiçbir kötülüğü yoktu. Ama ben ona bir kere pek hayâsızca, adice bir şey yaptım ve o saat ondan nefret etmeye başladım."