Ameliyat sırasında dua ettiğini söyleyenlerin sayısını hesaplayamam. Hepsinden Allah razı olsun. Ama insanın kendi hissettikleri bir başka. Her şey geliyor aklınıza. "Allah'ım bu gece mi?" dedim içimden, kendimi her duruma hazırlamaya çalışıyorum. Bir yandan bilincim çalışıyor, bir yandan duygularım. Ådeta ikisi birbiriyle savaşıyor. Şayet emri Hak vaki olursa neler yapmalıyız? Allah'ım! diyorum. Yaşaması hayırlıysa yaşat, değilse de dayanma gücü ver bizlere, isyan ettirme! Ama diyorum, "Oğlum her zaman sen önde yürüdün de bu sefer başka... Önce ben gitmeliyim. Senin bu memleket için, mukaddesatımız için yapacağın çok şey var. Oğluşum öyledir. Her zaman milletin sıkıntı-larına çözüm üretmeye çalışır. Hangi konuda konuşursanız konuşun. Mevcut sorunlara kafasında ürettiği bir çözümü vardır. Zaten büyük firmalarda ARGE yapıp dışa bağımlılığı önleme hedefi var. İşte sırf bunlar için bile olsa bu sefer o önden gitmemeli diye geçiyor içimden. Sonra da Allah'ın işine karışma diyorum kendime. O'nun elbet bir bildiği vardır. Allah kimseyi darda bırakmasın!
Bilgi ekonomisinde diğer ekonomilere nazaran refah yaratan hâkim sektörler bilgisayar, iletişim ve medya sektörüdür. Bu üç sektör diğer tüm sektörlere temel teşkil edecek çalışma ve düşünme yöntemlerini değiştirecek şekilde altyapı oluşturmaktadır.
Bazen fanteziler fantezi olarak kalmalıdır.
Tarih boyunca sanat, bu yasak arzular için bir pota görevi görmüş, gerçek dünyada sonuçları olmadan keşfedilmelerine olanak sağlamıştır. Ancak, benzeri görülmemiş bir dijitalleşme çağında, dolaylı deneyim ile tehlikeli taklit arasındaki sınır bulanıklaşıyor ve bizi insan ruhunun en rahatsız edici yönlerini dramatize etmenin gerçek toplumsal etkisini yeniden değerlendirmeye zorluyor.
“Narsistlerin yalnızca kendilerini sevdikleri ve başka kimseyi sevmedikleri yerine,
kendilerini de başkalarını sevdikleri kadar kötü sevdiklerini söylemek daha doğrudur.”