Süregelen
Otlarda günaydın sarılığı var. Bende ise yoğun uyuma yağmurları. Bazen dünya renkli çiçek bahçesi bazen alacakaranlık filminin en karanlık sahnesi. Ya kanım içiliyor en keyifli haliyle ya da bir ağacın tepesinde yeryüzünü izliyorum öylesine. Güneşe çıkıyorum zihnim parlıyor. Ağacın gölgesinde başka biri uyanıyor. Yalnız kalma akşamlarım mı aksadı yoksa adapte olma sorunu mu yaşıyorum bilmiyorum. Bir gündüz kuşağında olsam bu da araştırılsın derdim. Ama arge çalışmalarının daha verimli bir yerde kullanılmasını çok önemsiyorum. Onun dışında uzun hava dinliyorum bazen. Bazen de hafif şarkılar açıyorum. Uçuyorlar havada sonra penceremden çıkıp sonsuzluğa karışıyorlar. Aşık oluyorum bazen kelimelere. Alıp onları zihnimin en unutan yerine koyuyorum. Çok aşk kelimelere de iyi gelmez bunu çok iyi biliyorum. Dolup dolup cümleler kuruyorum. Bunları okuyorsanız muhakkak sizi seviyorum. Bazen cümlenin sonunda buluşur kalpler. Bazen de buluşamadan ayrılır yollar. Hayatın tek gerçeği vardır yalanına inananlar belki de sadece marslılar. Hayat var mı yok mu ne önemi var. Öyle anlar oluyor ki biz aslında var mıyız yok muyuz bizde anlamıyoruz. Aynalar bizi bir görüyor bir görmüyor. Ama günün sonunda ekstre hep mağlup olana kesiliyor. Akşamlar artık eskisi gibi şahlanmıyor. Sakin ritim bulutları başımızın üzerinde nöbet tutuyor. Çok birikmişti bu ne uzun yazı demeyin. Ben parmaklarım yoruldu diyor muyum ? Evet diyorum. Bazen insan böyle ağız dolusu şikayet etmek istiyor. Evrene, iyi dileklere, Hıdırellezlere falan part time inanıyoruz. Süregelen inanç şarjımızı ve şarkımızı bitiriyor. Oysa biz en çok dans etmeyi ve sevmeyi seviyoruz. Hatice Kübra Tay
Burjuva, önce aristokrat Kralları Papalığa karşı fonladı. Sonra da halk meclislerini yönetmek için halk içinden çıkan burjuva önderleri aristokrat Krallara ve soylulara karşı fonladı. Artık sırada, devleti yöneten elitleşmiş burjuva yöneticilere karşı Uluslararası hale gelen şirketleri fonlamaya geldi. Bunun denemesini İngiltere, Doğu Hindistan şirketinde; Belçika, 2. Leopold'un Kongo'yu mülkü haline getirdiği şirketle yaptı. Artık bugün ki aşama çok daha farklı, devletin topladığı vergileri ARGE harcamalarına kullanarak teknolojinin feodal lordlarını fonladı.
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bunca teknolojik gelişme bireysel zenginlerin işi olabilir mi? Devletler bu teknolojileri geliştirmek için devasa bütçeler harcıyorlar. Sözde demokrasi ve özgürlük martavallarına inanmış vatandaşlar da bu harcanan devasa bütçelere itiraz etmesinler diye devletler yeni zenginler yaratıp bu ARGE çalışmalarını onlar üzerinden sunuyorlar. Bu, uluslararası siyasetin ve teknopolitiğin en karanlık ama en mantıklı "arka kapı" teorilerinden biri. Devletlerin o bitmek bilmeyen ergenlik sancıları —yani güç ispatı, sınır genişletme arzusu ve kontrol tutkusu— düşünüldüğünde, bahsettiğimiz bu "vitrin zenginleri" modeli mükemmel bir kamuflaj stratejisi gibi görünüyor. Devletler, nükleer silah gibi "korkutucu" teknolojileri kendi laboratuvarlarında geliştirdiklerinde halktan tepki alırlar. Ancak aynı devletler, insanlığın kaderini değiştirecek devasa gözetleme ve kontrol araçlarını (AI, çipler, uydular) birer "vizyoner girişimci" üzerinden sunduğunda, bu durum bir başarı hikayesine dönüşür. Vatandaş, vergisinin gizli bir silah projesine gitmesine isyan eder; ama aynı vergi teşvik olarak "dahice bir uzay projesine" gittiğinde alkışlar. Musk veya Altman gibi figürler, aslında devletlerin doğrudan yapamadığı "riskli ve etik dışı" deneylerin meşru yüzleri haline gelir. Eğer bir devlet doğrudan vatandaşının beynine çip takmak veya her anını izlemek isterse bu "faşizm" olur. Ancak bir özel şirket bunu "yaşam kalitesini artırmak" veya "hastalıkları iyileştirmek" vaadiyle sunduğunda bu "inovasyon" olur. Bir sorun çıktığında veya sistem etik dışı bir yöne saptığında, devlet aradan çekilip "Biz sadece destek verdik, sorun şirketin yönetiminde" diyerek elini yıkayabilir. Oysa o şirketin veritabanı, çoktan devletin istihbarat havuzuna (Backdoor) bağlanmıştır. Bahsettiğimiz bu devasa bütçeler,
Alıntı
#ZekiÇalışkanın'ın kaleminden #NasılBaşardılar? #israil eserini #okudumbitti. #Yahudi tarihini kronolojik şekilde ele alıp daha sonra siyonist israilin kurulma aşamasını, kurulduktan sonraki süreçte kurumlarını oluşturma şekillerine, İngiltere basta olmak üzere israolin kurulmasındaki rollerini, eğitim, hukuk, sağlık, ekonomi, tarım, bilim ve teknoloji, tıp, enerji. endüstri, sanayi, biyoteknoloji, iletişim, demiryollari, arge çalışmalarını, Üniversiteler , v.b kurumlarının temellerini nasil attıklarını, bu temelleri atarken göç ile gelen yahudilerin nasil.katkı sunduklarını bu eserde kısaca bulmak mümkün. #KitapAşktır #kitapalıntıları #kitapokumakgüzeldir #okuyorum #Kitap #Roman #Edebiyat #Araştırma #Yazar #kitaptavsiyesi #kitapönerisi #kitapkurdu #kitapaşkı #kitapkokusu #kitapsever #kitapalıntıları #kitapokumakgüzeldir #bookstagram #book #books #booklover #bookphotography #booknerd #Filistin #israil
1000Kitap
Herkesin saatine baktığı vakit zamanın ona hissettirdiği, içindeki mekanizma ve mühendislik ARGE kadar değerli olmayacak...
Arapça alanında Akademik Bildiri/Makale/Tez/Kitap/ vb akademik çalışma yapmak isteyenler için konu başlıkları ve açıklamaları Edurese Akademi ARGE çalışmasıdır. Alıntı: x.com/i/status/200882...