Miray

Marx sosyalizmi ütopya olmaktan kurtarmış, bir bilim haline getirmiştir. Kusursuz bir toplumsal düzenin hayalci bir tarifi yerine, ayakları yere basan bir toplumsal ilerleme teorisi koymuştur; toplumu değiştirmek için egemen sınıfın acıma duygusundan, iyi niyetinden zekâsından bir şeyler beklemek yerine, işçi sınıfının kendi kendini kurtarmasına ve yeni düzenin mimarı olmasına bel bağlamıştır.
Sayfa 69
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ütopyacılarda sosyalizm bir hayal ürünü, şu veya bu parlak zekânın bir buluşu idi. Marx, sosyalizmi bulutlardan yere indirmiştir; sosyalizmin sırf geleceğe bağlanan belli belirsiz bir umut olmadığını, insanlığın tarihsel gelişiminde bir sonraki adım, kapitalist toplumun evriminin gerekli ve kaçınılmaz sonucu olduğunu görmüştür.
Sayfa 69
"Marx'la 40 yıllık işbirliğim süresince ve bundan önce, temellerin atılmasında ve özellikle de teoriyi işlemede belli bir bağımsız payım olduğunu inkâr edemem. Ama özellikle iktisat ve tarih alanlarında, teorinin başlıca temel ilkelerinin büyük bir kısmı ve her şeyin üstünde de, sonuçta dile getirilişindeki berraklık Marx'a aittir. Marx hepimizden daha yukarıda duruyor, daha ileriyi görüyor ve daha geniş ve çabuk kavrıyordu. Bizler, ondan gayrımız, olsa olsa yetenekliydik. Marx bir dâhi idi."
Sayfa 68
"Kâr elde etmek için, kapitalist, işçilere mümkün olduğu kadar düşük ücret vermek zorundadır." "Ürünlerini satabilmek için ise, kapitalist, işçilerine, mümkün olduğu kadar yüksek ücret ödemek zorundadır." İkisini birden yapamaz. Düşük ücretler, yüksek kârları mümkün kılar; ama, aynı zamanda, mallara olan talebi azalttıkları için kâr elde edilmesine olanak bırakmaz. Bu, çözülmez bir çelişkidir. Kapitalist sistem çerçevesi içinde hiçbir çıkış yolu yoktur. "Çöküşler zorunludur."
Sayfa 36
1929 yılı, hisse senetleri dağılımı için müstesna bir yıl oldu. Ama, aynı yıl nüfusumuzun yüzde birinin onda üçü, bireylerce elde edilen temettülerin yüzde 78'ini aldı. Bu, yuvarlak hesap şu demektir: Nüfusumuzun her 300 kişisi içinden biri şirket kârlarından her doların 78 sentini tek başına cebine indirirken, geriye kalan 299 kişi geriye kalan 22 senti aralarında bölüşür.
Sayfa 31