Ama insanların her zaman annelerinin onları dünyaya getirdiği zaman doğmadıkları, yaşamın onları bir kez daha, hem de sık sık kendilerinden doğmaya zorladığı düşüncesine kaptırdı kendini.
Hiç ölmeyecekmişiz gibi incitiyoruz birbirimizi. Hiç pişman olmayacakmışız gibi savuruyoruz en sunturlu lafları birbirimize. “Hak etmiyor!” gerekçesiyle sevgimizi göstermekten geri dururken mutsuzluğa dört nala koştuğumuzu göremiyoruz nedense.
Siyaset bir görüştür. Din, bir inanıştır. Yaşam tarzı, bir tercihtir. Kendi görüşün, kendi inanışın, kendi hayat tarzın dışındakileri eleştirmek, aşağılamak, bu üçü sebebiyle kalp kırmak ise aptallıktır.