"Karenina’nın; Tanrım nereye gideceğim? sorusuna cevabı, kendini tren raylarına atmak olmuştu.
Kafamızın içi, cevabı ile arası bozuk sorular ile dolu.
Korkuyoruz kendimizden,
düşüncelerimizin genişleyebileceği sınırlardan korkuyoruz.."
o sabah mi cikmistin bir gün önce mi
bir bicagin agzinda yürür gibiydin
demirlerin soguklugu soluk dudaklarinda
gözlerinde karanligi dar hücrelerin
seni görür görmez özgürlügümden utandim
söyle ne icersin cay mi kahve mi
cok degismissin birden taniyamadim
saclarin uzundu omuzlarina akardi
gönlümüz senlenirdi sarisinligindan
onlar mi kestiler sen mi kisalttin
gülerdin icimizde aylar dogardi
görünmez daglarin arkasindan
eski gülümsemeni beyhude aradim
o sabah mi cikmistin bir gün önce mi
cok degismissin birden taniyamadim
bir cay icer misin yoksa kahve mi
kibritim yok demek cigaraya basladin
ellerin de titriyor bir seyin mi var
böyle bir kiz degildin sen eskiden
sana ne yaptilar sana ne yaptilar
kirpiklerin islaniyor durup dururken
o sabah mi cikmistin bir gün önce mi
cok degismissin birden taniyamadim
Depresyondayken çok okurdum bu siiiri
Böylece içimize atmayı ve kendi dünyamızda
İçimizdeki o karanlık kişi ile savaşmayı öğrendik.
Üstelik bunları yaparken ne üzerinizde bir üniforma ne de bir silah vardı.
Ve biz kendimiz ile geceler boyu hiç durmadan savaştık..