Kitaba başladığınızda ilgi çekici bir kurgu olacağını düşünüyorsunuz ama ilerledikçe kendi kendini tekrar eden ve sonunda verdiği mesajla beklentileri yıkan bir durumla kalıyorsunuz . Basit bir kişisel gelişim romanı okurum bayılırım derseniz okuyun ama diliyle, tasvirleriyle, felsefesiyle sizi büyüleyen bir okuma istiyorsanız o kitap bu kitap değil..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğu’nun musikisiyle Batı’nın felsefesi arasında kalmış modern İstanbul aydınlarının çatışması diyerek basitleştirilecek bir kitap değil kesinlikle. Çatışma yaşamadan normali buymuş gibi yaşıyorlar. Mümtaz’ın zihin sesleri, zamanın döngüselliği, dünya savaşı gerginliğiyle beyin fırtınası yapan bir grup insanın kendi iç çatışmalarını okuyorsunuz. Bu kitaba bir aşk hikayesi denemez. Yazar zamanının kendindeki içsel deneyimini kendini anlayabilecek okurlarına açmış. Huzur kesinlikle huzursuz ediyor
Yazarın okuduğum ilk kitabı. İsmine bakınca sanki kasvetli, bunaltıcı bir havası varmış gibi görünse de okumaya başlayınca yazarın anlatımı, kitabın akıcılığı insanı hemen içine çekiyor. Hangimizin içinde bir dünya ağrısı yok ki.. Hangimiz o ağrının peşinde giderken kendimizi, sevdiklerimizi ihmal etmedik ki.. Mürşit’in ve Madencinin arkadaşlığında gizlenen gerçeklerin peşinde leziz bir eser. Yazara hayran olmamak elde değil.
İlk kez yazarın bir kitabını okudum. Kitap akıcı bir anlatıma sahip, güzel başlayıp yavaş yavaş okuru yükseltiyor, gerçeği yansıtan bölümleriyle kitaptan kopmamanıza sebep oluyor fakat dönemi yansıtmada, kurgunun ilerleyişinde eksikler var. Ben çok daha farklı biteceğini düşünmüştüm, ki çok daha dikkat çekici olabilirdi ve zirveye çıkarabilirdi bence.
Öyle güzel dizilmiş ki kelimeler birinin yeri oynasa bütün büyü bozulacakmış gibi.. Barbery, kayıp iki ruhu birleştirip bizi bu yolculuğa eşlikçi yaparak büyük bir lezzet bırakıyor nöronlarımızda