Artık gelmeyecek.
Puan vermedi·165 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:09
Kitabın ilk sayfasından beri yazılı görünmeyen umut hissi, bıkmadan yılmadan yazılan her harf. Kavuşamamak daha mı anlamlı kılıyor yazılanları diye düşündürdü açıkçası. Bazen bir boşluğa yazıyor gibi, bazen gelen güzel satırlardan heyecanlı, bazen anlatamadığı kendine üzgün.. Güzel satırlarla, umutlarla yazılan kitabın bir gün o her şeyden çok beklediği, bir daha okuyamayacağı bir mektup olarak bitmesi.
İnceleme
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Yanlış insanların arasında tek doğru kalanlardı onlar. Yalnızlardı bir o kadar da kalabalık. Orhan Veli’nin aşk dolu mektuplarını gönderecek parası, Nahit Hanım’ın ise o mektupları evine alacak cesareti yoktu. Ama yinede çok cesurlardı. Orhan Veli “içimdekilerden başka hayat yok” diyerek adeta Nahit hanıma aşkını dolu dizgin itiraf etmişti. Orhan Veli’nin kullandığı cümle benim için mükemmeliyet tellakisiydi resmen. Nahit hanım bir daha cevap alamayacağı bir mektup yazmış ve orada Orhan Veli’ye “şiire de ihtiyacım var, meğerse şiir ihtiyaçmış” diyor. Şiir gerçekten bir ihtiyaç; ekmek gibi, su gibi,
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:12
“Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini ve gülünçlüğünü gördüğümden beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan ve seven bir kadın!” (s. 183) Sürekli diğer insanlardan farklı olduğunu vurgulayan ve bir arayış içinde yaşayan C., çocukluğunda babasıyla yaşadığı sorunların ve teyzesine duyduğu sevginin etkilerini hayatı boyunca taşımaktadır. Hayattaki temel amacı olan arayışını ise yukarıdaki alıntıda açıkça ifade etmekte ve bu bölüm, romanın ana düşüncesini özetlemektedir. Kitapta zaman zaman anlatıcı ve anlatım tekniğindeki geçişler nedeniyle okumakta zorlandığım yerler oldu. Ancak hikâyenin etkileyiciliği ve C.'nin iç dünyasının başarılı şekilde yansıtılması bu zorluğu geri planda bıraktı. Genel olarak keyifle okuduğum ve düşündüren bir eser oldu. Okumayanlara tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Bir Ömrün Direnişle Yazılan Hikâyesi
10/10
·184 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:07
"Benim değil bu hikâye, bir başkasının hayatını anlatıyor.  (...) 1976 Haziranı'nda Paris'te, metroda tesadüfen çıktı karşıma. "İşte o!" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Görür görmez tanımıştım." Evet, Amin Maalouf'un hikâyesi değildi bu; bir tarih kitabının sayfalarında yer alan, bütün ufku dolduran bir posta vapurunun altında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kadim Topraklar'dan Direniş saflarına savaşmaya giden ve dönüşte de kahraman gibi karşılandığı yazan bir görselin içerisindeydi İsyan. İlk karşılaşma metro istasyonunda gerçekleşmişti. Ve onun sorduğu tek soru şuydu: "Bir sokak arıyorum. Bu civarda olmalı. Adı Hubert Hughes." İsyan'ı takip etme merakına yenilmişti anlatıcı. Aradığı sokağa kadar eşlik etme fikrine sadık kaldı. Kafasına takılan o tuhaf soruyu sordu adama: "Kaç numarayı arıyorsunuz?" Adamın vermiş olduğu yanıt içini daha da büyük bir merakla kapladı. Hayır, belirli bir numarayı aramıyordu, sadece sokağı görmeye gelmişti.             Hubert-Huges Sokağı                      Direnişçi                    1919-1944 Sıradan bir insan baktığında bu sokak adı hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ancak onun için maziyi simgeliyordu. Paris'te direnişçilerin adını taşıyan otuz dokuz sokağı keşfe çıkmıştı. Fakat bu gezi için yalnızca dört günü vardı. Neden dört gün? Çünkü dört günün sonunda geleceğinin yönünü belirleyecek bir olay meydana gelecek... Yıllardır sessiz kalma mecburiyetinde bulunmuş İsyan Kitabdar, ilk kez derdini anlatmak için birine teslim oluyordu. Devrimci bir babanın tıp fakültesinde okuyan oğlu da tıpkı babası gibi direnişçi olmayı tercih etmişti. 6 Nisan 1909. O gün ne mi olmuştu? "Benim doğmama neden olan bir kıyamet." Adana'da ayaklanmalar başlamıştı. Ermeni mahalleleri yakılıp talan hale getirilmişti. Yıllar
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
4/10
·480 syf.··
2026 12. kitabı
ava'yı çok sevdim. alex'i çok sevemedim. romantasy olmayan kitaplarda biraz gerçekçilik arıyorum hiç gerçekçi gelmedi alex çok kurgu kurguydu. aylarca ava'yı umursamayıp bridget'ın iki kelimesine AHH ONU SEVİYORUMMM LONDRAYA GİDEMEZZZ triplerine girmesi anlamsız geldi. onlar dışında çerezlik okuyup geçmelik
Çarpık AşkAna Huang · Martı Yayınları · 20234,930 okunma
Puan vermedi
*Metin spoiler içerir. Metin hakkında ne diyebilirim? Bir eleştiri metni olduğunu söylemek mümkün. Neyi eleştiriyor peki? Toplumu eleştiriyor. Bunu muazzam bir şekilde yapıyor. Bazı kurgularda mesajı alırsınız ama eleştiri çok saydamdır, belli olmaz. Bir bardak süt gibi. Süt oldukça barizdir, onu görürsünüz; içini doldurduğu bardaksa daha müphemdir, sınırlarını fark eder, onun şeklini kaba taslak algılarsınız ama içinde taşıdığı süt ya da üstünde durduğu masa gibi değildir. İşte metin tam da bu bardağın saydamlığına benzer bir eleştiri yapıyor, metnin sonlarında bu oldukça açık hâle geliyor, hatta eleştiri sanki sadece o son kısımlarda gerçekleşiyor gibi geliyor başta. Fakat düşününce, dikkat edince bütün metnin aynı şeye parmak bastığını fark ediyorsunuz. Metin ''dönüşüm'' teması üzerine kurulu. Katil, mahpusa, mahpus kurda dönüyor. Rahip sapığa, masum 'cilveli'ye dönüyor. Din karşıtı rahibe, çocuk kurda dönüyor. Bu dönüşüm tekrar tekrar, bazen yıllar içinde, bazen aniden gerçekleşiyor. Metin hem bireylerin hem de kalabalıkların dönüşümüne değiniyor. Bu dönüşüm bir çeşit zıtlık içeriyor: dönüşen sıklıkla mevcut karakterinin, niteliğinin tamamen zıttına doğru bir dönüşüm geçiriyor. Oldukça masum, yumuşak huylu bir çocuk olan Bernard kan içmek için insan öldüren bir kurda dönüşüyor mesela. Annesi saf bir köylü kızından oğlundan hamile kalmaya varan bir seks bağımlısına dönüşüyor. Dini alaya alan Galliez rahip olacak kadar dindarlaşıyor. Halk bir devrime bir aristokrasiye sempati duyuyor... Başkarakter arkaplandaki Paris'in bir temsilcisi. Yazar da herkesin kurtadam olduğunu söylerken buna bir miktar değiniyor zaten. Bernard'ın hikâyesi Paris'te başlıyor. Başlarda şehir nispeten durgun. Aslında ocağın altı açık, tenceredeki su yavaş yavaş ısınıyor ama kaynamasına
Paris’te Bir KurtadamGuy Endore · İthaki Yayınları · 202144 okunma
Reklam
Reklam