Takvimde eskiyen yaşlara...
🎂🌸🎂 Göğün ezan sesiyle yankılandığı bir vakitti Doğdum, ağladım, güldüm, büyüdüm. Bir ezanla başlayan sürgünüm Bir selayla sükuta erecek. Velhasıl ölünün dirildiği mahşer yaşına geldik. Hoş geldin!🎂🌸🎂 Bu yaşa Furuğ Furugzad şiiri yakışır. Yeniden doğan bir kız ve onun tuvale dökülen yankısı. (Modelim sınıf arkadaşım, beraber doğacağız.🌸🎂🌸) YENİDEN DOĞUŞ - İbrahim Golestan'a - Tüm varlığım benim karanlık bir ayettir seni, kendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek. Ben bu ayette seni ah çektim, ah ben bu ayette seni ağaca ve suya ve ateşe aşıladım! Yaşam belki uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği, yaşam belki bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı, yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,
Doğum Günü
Günlük 570
24.06.2026 Uzun zamandır yazmayı bırakmanın acısını çıkarırcasına kanattım elimi. Yazarken öylesine sıkmışım işte kalemi. İnan bana arkadaşım; Biliyordum. Hissediyordum. Ne sözleri birbirine uyuyordu ne davranışları. Seven sevdiğine kullanmaz o kelimeleri. Ben sevmediğime dâhi kullanmamıştım bir kez olsun o zehirleri. İşte günlük yazmayı bırakmamın nedenini anlatacağım dinle beni... Rüznâme-i senin içün ettim ihtitâm Ki lâyık idün yevm-i külliyanıma sen Lâkin cefâpîşem etti ruhunu feverân Anladım ki bâid-i sevdâ istersin sen Cünha saymazım çün göynüm virân Uzletimden kopardın meni zorla sen Aysarı değildir hasletim ki ne bu hüsran İnhisara müddeî hem rind-meşrepsin sen Her bir kelimede saklı olan hikaye sen. Çöz şimdi tüm bulmacayı, değil hiçbir tanıdığın ben. Hallerimi değişken buldun, her sözüm seni tartmak üzerineyken. Hani sevdiğin tüm şiirlerimden ettim ferâgât, sırf istedin diye sen. Yorgunluğum ve solgunluğum, haklılığıma kırgınlığımdan aslen. Her vakâyı hisseden benken saygımdan sustum, geldim bilmezden. Hata benim bilirim, tüm tecrübemi ve ihtiyatımı bıraktım elden. Suçlamam o kartalı yalnız uçmayı sevdiğinden... Bilinen bir hikayenin bilinen bir sonunda buldum yine kendimi. Bir zamanların meşhur beyiti sardı çevremi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kafam dur diyor ,annem uzaktan izliyor ,veliler teşekkür mesajı atıyor ,sistem eğitsel değerlendirmeyı tamamla diyor ,arkadaşım gel tatile diyor ,ne mentalim ne iç sesim ben niye böyle oldum neleri başaracakken bocadalın diyor .
Hayata Dair
Sevgi içinler değil, rağmenler taşır. Sevgi yorulmak bilmez, arkadaşım. youtu.be/JPliTh_xQ4k?si=...
CUMHURİYET, KADINI YÜZEYSEL"LEŞ"TİRDİ Mİ?..
Yıllar önce ilahiyatçı bir ağabeyim, kendisi bu yakınlarda "profesör" de oldu, "güzel sesin bir ilahiyatçı için imtihan olduğunu" söylemişti. Gerekçesi şuydu: Güzel sesli olan ilahiyatçı genelde, biraz da çevresinin talebiyle elbette, Kur'ân-Mevlid-İlahî gibi şeyler okumaya yöneliyor ve ilmî çalışmalara mesaisi azalıyordu. Fakat sesi şuh olmayan ilahiyatçının böyle bir şansı yoktu. O, eğer buna müsait bir istidadı/gayreti de varsa, varlık sahası olarak ilmî çalışmalar yapmayı seçiyordu. Zamanını tastamam ona ayırıyordu. Yani başta eksiklik gibi görünen birşey ilerde artıya dönüşüyordu. Bir başka ağabeyim de, onun hâlâ akademik hiçbir ünvanı yoktur, Batı'da soyut sanatlara yönelişin fotoğraftan sonra olduğunu söylemişti. Ondan evvel sûretin taklidiyle meşgul olan Batılı sanatkârlar, ilk fotoğraf aşılamaz bir başarı olarak karşılarına dikilince, doğrudanı terkedip dolaylıya yönelmişlerdi. Bunu söyledikten sonra da eklemişti: Sûreti resmetmeye kem bakılması mücerret sanatın Batı'dan çok daha önceleri İslâm coğrafyasında ortaya çıkmasını sağlamıştı. Bu şüpheli alanda yürümek istemeyen Müslüman sanatkârlar varlık sahası olarak dolaylı anlatımı seçmişlerdi. Bu da eserlerini derinleştirmişti. Fikrî yanlarını daha güçlü kılmıştı. Sonraları kendimce bunun "tesettür" emriyle de ilgisi olduğunu düşünmeye başladım. Nasıl? Anlatmayı deneyeyim arkadaşım: Cenâb-ı Hak, elbette bir hikmeti gereği, cins-i lâtifi erkeğe kıyasla daha güzel yaratmıştı. Bu güzellik tabiî ki onlara bağışlanmış bir nimetti fakat aynı zamanda her nimet gibi de bir imtihandı. 12. Söz'de anlatılan temsilî hikayecikte, kitabın mücevherle yazılmış olmasının "ecnebî feylesof" için yaman bir yanılgıya dönüşmesi gibi, bu yüzeysellik de bir boğulmaya neden olabilirdi. __Ne olmuştu peki
Yüzeysel
Yıllardır arkadaşlık yaptığım insanların arayıp sormamasının yanında, çok az muhabbetim olan bir arkadaşım annemi arayıp özellikle sorup selam göndermiş. Kimin yakın arkadaş olduğunu bilemiyoruz yanlış seçimler yapıyoruz bazen.