Birisi

The idiot bird leaps out and drunken leans Atop the broken universal clock: The hour is crowed in lunatic thirteens. Out painted stages fall apart by scenes While all the actors halt in mortal shock: The idiot bird leaps out and drunken leans. Streets crack through in havoc-split ravines As the doomstruck city crumbles block by block: The hour is crowed in lunatic thirteens. Fractured glass flies down in smithereens; Our lucky relics have been put in hock: The idiot bird leaps out and drunken leans. The monkey's wrench has blasted all machines; We never thought to hear the holy cock: The hour is crowed in lunatic thirteens. Too late to ask if end was worth the means, Too late to calculate the toppling stock: The idiot bird leaps out and drunken leans, The hour is crowed in lunatic thirteens.
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir kış günü çöllerde nilüferler açarsa Denizde kuşlar yüzer, gökte balık uçarsa Menekşelerin boyu sarmaşığı aşarsa Kutuplarda topraklar sussuz kalır çatlarsa Okyanuslar kurur da sahra'yı sel basarsa Güneş batıdan doğar doğudan da batarsa Belki, o zaman seni sevmekten vazgeçerim.
Şiir
Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu. Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu.
Şiir
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim Senden kopardım çiçeklerin en solmazını Toprakların en bereketlisini sende sürdüm Sende tattım yemişlerin cümlesini Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin. Desem ki... İnan bana sevgilim inan Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme müsterih ol Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Şiir

Birisi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·148 syf.·
2026 9. kitabı
Aylin Balboa
7.9/10 · 4.487 okunma